Altın 6381.93 %0.61
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4357 %0.05
Euro 53.4482 %-0.36
Sterlin 61.4799 %0.01

Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Abdullatif Şener, Abdullah Gül kime çalışıyor? Usta kalem AK Parti’nin gerçeklerini anlattı!

Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Abdullatif Şener, Abdullah Gül kime çalışıyor? Usta kalem AK Parti’nin gerçeklerini anlattı!

Eski Milli Eğitim Bakanlarından Hüseyin Çelik’in son açıklamaları, ortaya attığı iddialar, AK Parti ile bir süredir yollarını ayıran Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül gibi isimlerin de tartışılmasına sebep oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, neden hatalarına rağmen bu isimler üzerinde tasfiye uygulamadı, sessiz kaldı?

TV100 Yazarlarından, Usta Gazeteci Fuat Uğur, “Komünist bozuntusu” ve Erdoğan’ın eski arkadaşları… başlıklı son makalesinde adeta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iç sesiz oldu. Milli Eğitim eski bakanlarından ve eski AK Parti Milletvekili Hüseyin Çelik’in, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum ve onun üzerinden AK Parti hakkında ortaya koyduğu iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Yaşanan gelişmeler üzerinden özellikle bir dönemde AK Parti’de önemli görevlerde bulunan Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül gibi isimler üzerinden çok konuşulacak tespitlerde bulunan Uğur, makalesinde; “Hakaretlerin çıktığı ağız, Serbestiyet adlı internet sitesinde Hilal Köylü’nün konuştuğu eski Milli Eğitim Bakanı ve eski AK Parti Milletvekili Hüseyin Çelik.

Olayın sebebi henüz taze. Van Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan adlı PKK tükürükçüsü ile ilgili tartışmalar.

Malum Van il seçim kurulu mazbatayı vermedi. Hüseyin Çelik, Hayati Yazıcı, Aziz Babuşçu, Bülent Arınç ve birkaç isim “Seçilmiş adaya başkanlık mazbatası verilmeli” yönündeki açıklamalar yaptı.

Mehmet Uçum bir tweet atarak tepki gösterdi ve X hesabından “Herkes kendi cephesinden Van sürecini değerlendiriyor, anlaşılabilir. Ancak batıcı ve neo-liberal iç kesimlerin hevesleri kursaklarında kalacak. Türkiye toplumu yerel seçimlerde iktidara bir istikamet çizdi, bunu Devlet çok iyi okudu” dedi.”

Hüseyin Çelik’in, Mehmet Uçum’a ağır sözlerle yüklenirken, asıl amacının Erdoğan’ın eski arkadaşlarıyla yollarını ayırmasının büyük bir kayıp olduğunu anlatmak olduğunu vurgulayan Uğur; “Evvelden Erdoğan’ın yanında “hasbi” insanlar varken şimdi onların yerini “hesabi” olanlar almış. “Cumhurbaşkanı, bu adamın bunu yapmasına nasıl müsaade ediyor” diyor. Bence doğru soru “Nasıl müsaade ediyor” değil, “Niçin müsaade ediyor?” olmalıydı” dedi.

Hüseyin Çelik’in Gezi Olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz gibi olayların ardından milletin partisi olmaktan ziyade devletin partisi olmayı tercih eden bir rotaya girdiğini ileri sürdüğüne dikkat çeken Fuat Uğur, makalesinin devamında şu ifadelere yer verdi:

“MHP ile Cumhur İttifakı yüzünden Kürt oylarının kaybedildiğini söylüyor. Ama şunun cevabını veremiyor:

“Kürt oylarını mı yoksa vatanı kaybetmek mi?
Çelik Mevlana’nın “İyi bir dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur. Dost yüzünüze ayna tutandır” sözünü hatırlatarak Erdoğan’ın O ESKİ DOSTLARI da yitirdiğini söylüyor.

Peki bu ESKİ DOSTLAR neden şu anda Erdoğan’ın yanında değil?

Cumhurbaşkanı’nın hatası mı?

Mesela Abdüllatif Şener. Kuruculardan.

Kısa keseceğim. En son üyesi olduğu CHP’deyken CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini itiraf etti. Hikâye bu kadar.

Gezi olayları…

O alçakça kalkışma ve vandalizm esnasında o dostların hiçbiri Erdoğan’ın yanında durmadı. Bülent Arınç’ın, “Mesajı aldım” diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ne yaptığını biz yaşadık ve gördük. Cumhurbaşkanı görmedi mi? FETÖ’cülerin kışkırtıp maymun ettiği Geziciler devrim yaptıklarını sanarak ortalığı yakıp yıkarken ve meydan yangın yerine dönmüşken o dostların hiçbiri ortada yoktu. Sırra kadem basmışlardı.

Ya 17-25 Aralık’ta?

FETÖ’cülerin o dört bakan üzerinden Tayyip Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndermeyi planladıklarını unuttuk mu? Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik gibileri Yüce Divan oylamasında EVET oyu vermediler mi?

Ta o zaman Devri Sabık yaratmaktı niyetleri.

Tayyip Erdoğan boşu boşuna “Yapayalnızım” demedi.

Ya 15 Temmuz hain darbe girişimine giden süreçteki tutumları o yol arkadaşlarının.

Unutulur gibi değil.

Bülent Arınç’ın gözaltına alınan FETÖ’cüleri savunmak için “Cübbemi giyeceğim” diye tehdit etmesini nereye koyacağız?

Çelik’in iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bülent Arınç’ı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ayaklarına atmadı. Üstelik son seçim dâhil oğlunu hâlâ milletvekili yapacak kadar vefalı. Bana göre gereksiz bir vefa duygusu. Daha ne yapmasını istiyorsunuz adamların size?

Soruyorum. Tayyip Erdoğan kime güvenmeliydi? Mevlana’nın kastettiği “iyi dostlar” onlar mıydı?

Parti teşkilatını ele geçirip Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı “yetkisiz eleman” a dönüştürmek niyetinde olan Ahmet Davutoğlu’nun MKYK’da işini bitirmek neden kadro hareketine darbe oluyor?

15 Temmuz gecesi neredeydi bu zat?

Kendi itirafından dinleyelim:

“Güvenli bir yerde saklanıyordum”

Ya siz Hüseyin Çelik? 15 Temmuz gecesi neredeydi bilemiyorum. Ama misal pek sevmediği Süleyman Soylu, TRT’yi FETÖ’cülerin elinden almak için o binanın önündeydi halkla birlikte. Bekir Bozdağ bombalanan Meclis’te. Bugün Erdoğan’ın iletişim içinde olduğu CHP Genel Başkanı Özgür Özel de oradaydı. Diyalog kurulamayan Kılıçdaroğlu ise tankların yanından sıvışıp gitmişti. Yani “kader arkadaşlığı” diye bir kavram vardır bazı kötü zamanlarda, rakip bile olsan seni getirir bir yerlerde buluşturur.

Hüseyin Çelik’in röportajda söylediklerini didik didik edip okudum.

Aralarında o kadar doğru tespitler var ki.

Ama Hazreti Ali’nin Hariciler için söylediği laftaki gibi:

“Söz doğru ama niyet batıl”

Oysa Çelik’in dillendirdiği hususları AK Parti içinde pek çok kişi gündeme getiriyor. Erdoğan’ı destekleyen medyada kalem oynatanlar da keza öyle.

Ama Çelik ve Arınç gibiler konuştukça, statükoyu güçlendiriyorlar. Çünkü eleştiren ve özeleştiri mekanizmasını savunan insanlar da “Çelik, Davutoğlu, Arınç gibi kimliklerle aynı safa düşmeyeyim” diye susuyor.

Ben AK PARTİ ESKİ MİLLETVEKİLİ MEHMET METİNER’e bırakayım en iyisi sözü:

TEHLİKEYE DİKKAT!

Reis’i FETÖ ile mücadele sürecinde yalnız bırakanlar, İçerde “Erdoğansız AK Parti” operasyonuna girişenler, 15 Temmuz gecesi Reis’in alaşağı edilmesini dört gözle bekleyenler, O gece mahzenlere sığınanlar, FETÖ darbesi başarılı olsaydı göreve hazır-nazır bekleyenler, amaçlarına ulaşamayınca bırakıp gidenler… Onların AK Parti’mizin özeleştiri sürecinde dışarıdan müdahaleleri bence bir tuzak… Onlar konuştukça beklenen değişimin zarar vereceği algısı oluşuyor. Sağlıklı bir özeleştiriyle beraber gerçekleşecek değişimle AK Parti’nin eskisinden güçlü hale gelmesinden duydukları rahatsızlığı, bu tarz dışarıdan müdahalelerle engellemeye çalışıyorlar. Bu tuzağa gelmemek lazım. Onlara da sözümüz şudur: AYRILIP GİTTİNİZ. DÜŞÜN YAKAMIZDAN ARTIK. AK Parti için neyin gerekli olup olmadığına biz karar veririz. Aklınıza ihtiyacımız yok. Aklınızı kendi siyasetiniz için kullanınız!

Erdoğan VATAN’ı tercih etti.

Çelik Mevlana’nın “İyi bir dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur. Dost yüzünüze ayna tutandır” sözünü hatırlatarak Erdoğan’ın O ESKİ DOSTLARI da yitirdiğini söylüyor.

Peki bu ESKİ DOSTLAR neden şu anda Erdoğan’ın yanında değil?

Cumhurbaşkanı’nın hatası mı?

Mesela Abdüllatif Şener. Kuruculardan.

Kısa keseceğim. En son üyesi olduğu CHP’deyken CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini itiraf etti. Hikâye bu kadar.

Gezi olayları…

O alçakça kalkışma ve vandalizm esnasında o dostların hiçbiri Erdoğan’ın yanında durmadı. Bülent Arınç’ın, “Mesajı aldım” diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ne yaptığını biz yaşadık ve gördük. Cumhurbaşkanı görmedi mi? FETÖ’cülerin kışkırtıp maymun ettiği Geziciler devrim yaptıklarını sanarak ortalığı yakıp yıkarken ve meydan yangın yerine dönmüşken o dostların hiçbiri ortada yoktu. Sırra kadem basmışlardı.


Ya 17-25 Aralık’ta?

FETÖ’cülerin o dört bakan üzerinden Tayyip Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndermeyi planladıklarını unuttuk mu? Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik gibileri Yüce Divan oylamasında EVET oyu vermediler mi?

Ta o zaman Devri Sabık yaratmaktı niyetleri.

Tayyip Erdoğan boşu boşuna “Yapayalnızım” demedi.

Ya 15 Temmuz hain darbe girişimine giden süreçteki tutumları o yol arkadaşlarının.

Unutulur gibi değil.

Bülent Arınç’ın gözaltına alınan FETÖ’cüleri savunmak için “Cübbemi giyeceğim” diye tehdit etmesini nereye koyacağız?

Çelik’in iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bülent Arınç’ı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ayaklarına atmadı. Üstelik son seçim dâhil oğlunu hâlâ milletvekili yapacak kadar vefalı. Bana göre gereksiz bir vefa duygusu. Daha ne yapmasını istiyorsunuz adamların size?


Soruyorum. Tayyip Erdoğan kime güvenmeliydi? Mevlana’nın kastettiği “iyi dostlar” onlar mıydı?

Parti teşkilatını ele geçirip Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı “yetkisiz eleman” a dönüştürmek niyetinde olan Ahmet Davutoğlu’nun MKYK’da işini bitirmek neden kadro hareketine darbe oluyor?

15 Temmuz gecesi neredeydi bu zat?

Kendi itirafından dinleyelim:

“Güvenli bir yerde saklanıyordum”

Ya siz Hüseyin Çelik? 15 Temmuz gecesi neredeydi bilemiyorum. Ama misal pek sevmediği Süleyman Soylu, TRT’yi FETÖ’cülerin elinden almak için o binanın önündeydi halkla birlikte. Bekir Bozdağ bombalanan Meclis’te. Bugün Erdoğan’ın iletişim içinde olduğu CHP Genel Başkanı Özgür Özel de oradaydı. Diyalog kurulamayan Kılıçdaroğlu ise tankların yanından sıvışıp gitmişti. Yani “kader arkadaşlığı” diye bir kavram vardır bazı kötü zamanlarda, rakip bile olsan seni getirir bir yerlerde buluşturur.


Hüseyin Çelik’in röportajda söylediklerini didik didik edip okudum.

Aralarında o kadar doğru tespitler var ki.

Ama Hazreti Ali’nin Hariciler için söylediği laftaki gibi:

“Söz doğru ama niyet batıl”

Oysa Çelik’in dillendirdiği hususları AK Parti içinde pek çok kişi gündeme getiriyor. Erdoğan’ı destekleyen medyada kalem oynatanlar da keza öyle.

Ama Çelik ve Arınç gibiler konuştukça, statükoyu güçlendiriyorlar. Çünkü eleştiren ve özeleştiri mekanizmasını savunan insanlar da “Çelik, Davutoğlu, Arınç gibi kimliklerle aynı safa düşmeyeyim” diye susuyor.

Ben AK PARTİ ESKİ MİLLETVEKİLİ MEHMET METİNER’e bırakayım en iyisi sözü:

TEHLİKEYE DİKKAT!

Reis’i FETÖ ile mücadele sürecinde yalnız bırakanlar, İçerde “Erdoğansız AK Parti” operasyonuna girişenler, 15 Temmuz gecesi Reis’in alaşağı edilmesini dört gözle bekleyenler, O gece mahzenlere sığınanlar, FETÖ darbesi başarılı olsaydı göreve hazır-nazır bekleyenler, amaçlarına ulaşamayınca bırakıp gidenler… Onların AK Parti’mizin özeleştiri sürecinde dışarıdan müdahaleleri bence bir tuzak… Onlar konuştukça beklenen değişimin zarar vereceği algısı oluşuyor. Sağlıklı bir özeleştiriyle beraber gerçekleşecek değişimle AK Parti’nin eskisinden güçlü hale gelmesinden duydukları rahatsızlığı, bu tarz dışarıdan müdahalelerle engellemeye çalışıyorlar. Bu tuzağa gelmemek lazım. Onlara da sözümüz şudur: AYRILIP GİTTİNİZ. DÜŞÜN YAKAMIZDAN ARTIK. AK Parti için neyin gerekli olup olmadığına biz karar veririz. Aklınıza ihtiyacımız yok. Aklınızı kendi siyasetiniz için kullanınız!

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.