Altın 6425.6 %1.3
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.438 %0.03
Euro 53.509 %-0.24
Sterlin 61.5816 %0.17

Türk Dilinin ve Kültürünün Zenginliklerini Müziğe Taşıyan Adam: Barış Manço

Türk Dilinin ve Kültürünün Zenginliklerini Müziğe Taşıyan Adam: Barış Manço

Barış Manço, Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olarak tanınır ve eserlerinde sık sık Türkçe deyimler ve atasözleri kullanmıştır. Bu sayede, onun şarkıları aracılığıyla Türk kültürü ve dilinin zenginliği geniş kitlelere ulaşmıştır. Barış Manço'nun eserlerinde yer alan deyimler ve atasözleri, onun dilimize ve kültürümüze olan hakimiyetini gösterir.

Barış Manço, Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olarak tanınır ve eserlerinde sık sık Türkçe deyimler ve atasözleri kullanmıştır. Bu sayede, onun şarkıları aracılığıyla Türk kültürü ve dilinin zenginliği geniş kitlelere ulaşmıştır. Barış Manço'nun eserlerinde yer alan deyimler ve atasözleri, onun dilimize ve kültürümüze olan hakimiyetini gösterir.

Deyimler ve atasözleri, dilin renkli ve anlam dolu yönlerini ortaya çıkarır. Her bir deyim ve atasözü, arkasında genellikle zengin bir hikaye barındırır ve bu hikayeler, kültürümüzün derinliklerine ışık tutar. Bu nedenle, deyimlerin ve atasözlerinin doğru anlamlarıyla kullanılması, iletişimimizi daha etkili ve anlam dolu hale getirir.

Barış Manço'nun şarkılarındaki deyim ve atasözleri kullanımı, bu dil hazinesinin yaşatılmasına ve yeni nesillere aktarılmasına katkıda bulunmuştur. Onun eserleri aracılığıyla, dilimizin ve kültürümüzün zenginliği geniş kitlelere ulaşmış ve bu sayede Türkçe'nin güzellikleri daha geniş bir alanda takdir edilmiştir.

Ancak, deyimlerin ve atasözlerinin zaman içinde anlam kaymalarına uğraması veya yanlış kullanılması da mümkündür. Bu nedenle, dil bilincinin geliştirilmesi ve doğru kullanımın teşvik edilmesi önemlidir. Türkologlar ve dilbilimciler, bu konuda toplumu bilinçlendirmek ve dilin doğru kullanımını teşvik etmek amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar.

Barış Manço'nun eserlerindeki deyim ve atasözleri kullanımı, Türk dili ve kültürünün zenginliğini gösteren önemli bir örnektir. Onun şarkıları aracılığıyla, dilimiz ve kültürümüz geniş kitlelere ulaşmış ve bu sayede Türkçe'nin güzellikleri daha geniş bir alanda takdir edilmiştir. Bu durum, dil bilincinin geliştirilmesi ve doğru kullanımın teşvik edilmesi açısından büyük önem taşır.

1- ATEŞ PAHASI

Genelde fiyatını pahalı bulduğumuz ürünleri almadan ya da alırken kullandığımız 'ateş pahası':
Rivayet olunur ki Osmanlı padişahlarından biri -ki bu padişahın Kanuni olduğu söylenir- bir gün maiyetiyle birlikte avlanmaya çıkmış. Gide gide payitahttan bir hayli uzaklaşmışlar. Hava bir hayli soğukmuş üstelik yağmur da yağmaya başlamış. Haliyle sırılsıklam olmuşlar. Çevrede buldukları bir kömürcü kulübesine sığınmışlar. Tebdili kıyafet olmalarına ve kendilerini tanıtmamalarına karşın kömürcü misafirlerin kim olduklarını sezmiş. Hemen ateşi yakmış, ortamı ısıtmış, onlara sıcak bir şeyler ikram etmiş. Geceyi çok rahat geçirmelerini sağlamış. Ertesi gün kulübeden ayrılmak üzerelerken padişah, borçlarının ne kadar olduğunu sormuş. Uyanık kömürcü de '100 altın yeter' cevabını vermiş. Bu parayı çok bulsalar da geceyi sıcacık bir ortamda geçirdikleri için 'ateş pahası' diyerek ödemişler. Bu deyim günümüze kadar gelip umduğumuzdan pahalı olan her şey için kullanılır oldu. Özellikle de son zamanlarda da sıkça zikrediliyor.

2- TURNAYI GÖZÜNDEN VURMAK

Bir konuda gerçek şansı yakaladığımızı düşündüğümüzde kullandığımız bu deyimin çıkış hikâyesi oldukça sıra dışı:
Enderun Mektebi, Osmanlı’nın hâkimiyeti altındaki topraklarda yaşayan Hristiyan ailelerden devşirilen çocukların gerekli siyasi, idari ve askeri kadroların oluşturulması amacıyla eğitilerek görevlendirilmesi için kurulan bir eğitim kurumudur. Enderun’a, kimsesiz ve 8-18 yaş aralığındaki çocuklar seçilir. Bu çocukların seçiminden Asker Ocağı'nın en kıdemlilerinden biri olan Turnacıbaşı sorumludur. Turnacıbaşı Ağa, Yeniçeri Ocaklarına gayrimüslim oğlan devşirmesiyle görevlendirilmiş ocaklı yeniçeri zabitidir. Turna, sadakati ve dayanıklılığı temsil eder. Bu devşirme oğlan kafilelerinin turna kuşları gibi dizilmesi sebebiyle bu çocuklara 'turnalar', başlarındaki zabitin onlara önderlik etmesi sebebiyle bu zabite de 'Turnacıbaşı Ağa' denmiştir. Turnacıbaşı, bu gençlerin içlerinden en iyi olanları seçer, zira işinde artık o kadar ustalaşmıştır ki Enderun Mektebi’ne seçeceği bu devşirme çocukların hangi alanlarda başarılı olacağını gözlerinden anlardı. Turnacıbaşı'nın yaptığı isabetli seçimler, 'turnayı gözünden vurmak' deyiminin doğuşuna vesile olmuştur.

3- BURNUNDAN FİTİL FİTİL GELMEK

Yaşadığı güzel olayları üzüntü verir duruma sokmak, zehir etmek anlamında kullanılan 'burnundan fitil fitil getirmek' tüyler ürperten bir hikâyeye sahip:
Deyim, Evliya Çelebi’nin kaleme aldığı o dönemlere ait bir işkence biçimini düşündürüyor. Düğüm atılmış bir ipliğin ucu, suçlunun burun deliğinden itilerek ağzından çıkarılır ve iplik bir ileri bir geri yapılmak suretiyle o insana acı çektirilirmiş. Bunun sonucunda da işkence gören kişinin burnundan haliyle damla damla kan gelir. Bir damla kan ise hemen hemen bir Osmanlı 'ölçü birimine' eşit. Dirhemin dörtte birine denk, dengin dörtte birine kırat, kıratın dörtte birine fitil denir. 1 fitilin ağırlığının da aşağı yukarı 1 damla sıvıya denk geldiğini tahmin etmek mümkündür. Yani işkence çeken kişinin burnundan gelen her damla kan, fitil fitil gelmiş olur. İşte 'birine yaptığı bir şeyin cezasını çektirmek ve bunun için ağır bir bedel ödetmek, yaptıklarına pişman etmek' anlamındaki deyim, haksızlık yapanın burnundan damla damla kan gelmesi şeklindeki bir cezayı bize anlatır aslında.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.