Yeni Mülkiyet Yasasında Gözden Kaçmaması Gereken Ayrıntılar: Tapulu Eviniz Elinizden Alınabilir
Türkiye'de meclisten geçen yeni bir kanunla kentsel dönüşüm süreçlerinde önemli değişiklikler yapıldı. 7471 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve ilgili diğer yasal düzenlemeler, özellikle afet riski taşıyan bölgelerde hızlı bir dönüşümü hedefliyor.
Türkiye’de son dönemde meclisten geçen ve kentsel dönüşüm süreçlerinde önemli değişiklikler içeren yeni düzenleme, 7471 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile yürürlüğe girdi. Bu kanun, özellikle afet riski taşıyan bölgelerde hızlı ve kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirilmesini amaçlıyor. Ancak, bu yeni düzenleme, aynı zamanda bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. Özellikle kent merkezlerinde bulunan değerli arsa ve arazilerin, alt ve orta-alt gelir gruplarından alınıp, zenginlere ve yabancılara satılabileceği konusunda ciddi kaygılar bulunuyor.
Afet riski taşıyan bölgelerdeki dönüşümün hızlandırılmasının, yerel halkı mağdur etme potansiyeli taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, bu süreçte hukuki belirsizliklerin de arttığına dikkat çekiyor. Bu durum, mevcut yerleşim yerlerinin dönüşüm adı altında ellerinden alınması ve bu alanlarda daha yüksek gelir gruplarına yönelik projelerin hayata geçirilmesi gibi sonuçlar doğurabileceği endişesini doğuruyor.
Kent Yoksullarının Mahalleleri Yüksek Gelir Gruplarına Satılabilir
Yeni düzenlemeyle birlikte, eski yerleşim alanlarında yaşayan düşük gelirli ailelerin, kentsel dönüşüm adı altında bu bölgelerden çıkarılması söz konusu olabilir. Kanun, mülk sahiplerinin haklarını elinde tutarak, dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesini sağlarken, mevcut yerleşim yerlerini "riski altındaki alanlar" olarak sınıflandırmakta. Ancak bu durum, özellikle kent yoksullarının yaşadığı mahallelerdeki mülk sahiplerinin yerinden edilmesine ve buradaki arsaların yüksek gelir grubuna ait projeler için kullanılmasına yol açabilir.
Uzmanlar, mevcut düzenlemenin, özellikle kiracılar ve dar gelirli vatandaşlar açısından ciddi mağduriyetlere neden olabileceğini belirtiyor. Bu durum, sosyal adaletsizlik yaratabileceği ve kentlerin daha da homojenleşmesine yol açabileceği için eleştiriliyor. Zenginlerin, şehir merkezlerinde bulunan değerli arazilere yerleşmesi ise toplumun farklı kesimlerini daha da kutuplaştırabilir.

Mülkiyet Hakkı ve Anayasayla Korunan Güvenceler
Bir diğer dikkat çeken nokta, bu düzenlemenin, Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkını tehlikeye atma riski taşıması. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer uzmanlar, yeni düzenlemelerin, mülkiyet hakkını gasp etme potansiyeline sahip olduğuna ve halkın hak arama yollarını kısıtladığına dikkat çekiyor. Özellikle, yüksek gelir gruplarının yerleşim alanlarını daha uygun fiyata satın alabilmesinin, mevcut hak sahiplerinin mağduriyetini derinleştirebileceği öngörülüyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.