Yozgat'ta bir okçular tepesi
İnsanoğlunun var olduğu günden bugüne avlanma ve savaşlarda kullandığı ok ve yay günümüzde de ata sporu okçuluk olarak yaşatılıyor. Geleneksel Türk Okçuluğu Eğitmeni Erdoğan Yıldıraner, geleneksel Türk okçuluğunu gelecek kuşaklara aktarıyor. Yozgat’ta okçular tepesine her dönem yenileri ekleniyor.
Yıldıraner, Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açtığı kurs ile hem geleneksel Türk Okçuluğunu yaşatıyor hem de geleceğin sporcularını yetiştiriyor.
“ATA SPORU”
Geleneksel Türk Okçuluğu Eğitmeni Erdoğan Yıldıraner, Geleneksel Türk Okçuluğunun Hz. Adem’den itibaren başladığının rivayet edildiğini söyledi.
Yıldıraner, “Yay ve Ok bizim için kutsaldır. Hiçbir zaman yere bırakılmaz. Türkler Bozkır’da yaşadığı için bilinirliği onlarla birlikte en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Türk okçuluğu meşhurdur. Eğer arkanızdan bir Türk ok atıyorsa kurtulma şansınız yoktur. Önünde atla kaçıyorsa, arkasına dönerek yine ok atabilir. Yani Türkler her türlü ok atma becerisini kazanmış bir millettir. Avrupa okçuluğuna baktığımız zaman onlar genelde orman da yaşadığı için kısa mesafeli atışlar yapıyorlar. Bizim yaylarımız kompozit yay olarak geçiyor. Yine Türklerde uzun mesafe atıcılığında Tozkoparan İskender 847 metre atarak Dünya rekoru kırmıştır. Bunu kırabilen yok. Yine Padişahlarımızdan II. Mahmut 792 metre, IV. Mahmut 706,5 metre ok attığı rivayet edilir” dedi.
“ÖNCE KEPAZE ÇEKMEYİ ÖĞRENİYORLAR”
Geleneksel Türk Okçuluğuna başlayan kursiyerlerin önce kepaze çektiklerini dile getiren Erdoğan Yıldıraner, “12 bin kepaze çekişi ile eğitimlere başlıyoruz. Bu da yaklaşık 40 güne falan tekabül ediyor. Tabi arkadaşlarımız başlangıçta birer, ikişer ok attırıyoruz. Oku tanımaları için. Daha sonra önce üç nokta atışı yaptırıyoruz. 5, 8, 10, 15 metre atışı yaptırıyoruz. Yaptığımız atışlar hissi atış şeklinde. Yani gördüğü yere atma şeklinde. Öncelikle hissi atışı güçlendirmeye çalışıyoruz. Daha sonra nişan alma teknikleri var. Bunları ileri de gösteriyoruz” diye konuştu.
“BİR ÇOK FAYDASI VAR”
Okçuluğun faydalarını anlatan Erdoğan Yıldıraner, “Sırt kaslarını çalıştırdığı için kamburluğa iyi gelir. Odaklanma sorunu olanların sorununu çözer. Hiperaktif çocukları daha uysal hale getirir” ifadelerini kullandı.
“HERKESE ÖĞRETİLMEZ”
Okçuluğun herkese öğretilmeyeceğine dikkat çeken Erdoğan Yıldıraner, “Herkes kemankeş olamaz. Dürüst, ahlaklı ve çevresince iyi olarak tanınan insanlar olması gerekiyor. Büyüklerimiz der ki; Okçuluk herkese öğretilmez. Eşkıyaya, yolsuza, hırsıza, dinsize. Çünkü bu bir savaş sanatı olduğu için ileri de oklar kendinize dönebilir” şeklinde konuştu.
“SPORCULARIMIZ DERECE YAPTI”
4 yıldır geleneksel Türk Okçuluğu sporunu yaptığını kaydeden Erdoğan Yıldıraner, “Ben Yozgat’a geldiğimde Geleneksel Türk Okçuluğu yoktu. Bozok Üniversitesinde başladık ilk olarak. Önce Konya’da daha sonra da Meram’da sporcularımız derece yaptı. İlgi çok fazla, fakat malzeme eksikliği nedeniyle katılım az. Burada kulüplere yapılabilecek desteklerle geliştirilebilir” dedi.
“BANA ÇOK ŞEY KATTI”
Geleneksel Türk Okçuluğu ile Gençlik ve Spor Bakanlığının Gençlik Kampında tanıştığını aktaran Fatma Nur Ortataş, “Ok atmak kampta çok hoşuma gitti. Zaten bir Diriliş merakımız da var. Böyle başladım. İki aydır kursa katılıyorum. Bana çok şey kattı. Odaklanma noktasında ve iş stresine çok iyi geliyor” dedi.
“DERECE YAPACAĞIM”
Geleneksel Türk Okçuluğuna hobi olarak başladığını aktaran Hüseyin Türkmen de, “İki aydır Okçuluk sporu ile ilgileniyorum. Okçuluk sporunu çok sevdim. Şimdi gidip, geliyorum. Şubat ayında yapılacak yarışmaya katılacağım. İnşallah orada Yozgat’ı en iyi şekilde temsil edip, derece yapacağım” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.