Türkiye'nin Son 30 Yıldır Yüreğini Dağlayan Terör Olayları ve Şehit Acısına Tercüman Olacak Yazı Yozgatlı Gazeteci-Yazar'dan Geldi
Sorgun’un usta kalemlerinden Durali Doğan, son günlerde yürekleri şehit acısı ile dağlanan Türk milletinin duygularına tercüman olan önemli bir yazı kaleme aldı.
Sorgun’un usta kalemlerinden Durali Doğan, son günlerde yürekleri şehit acısı ile dağlanan Türk milletinin duygularına tercüman olan önemli bir yazı kaleme aldı.
Sorgun Selam Gazetesi sahibi, Eğitimci-Gazeteci-Yazar Durali Doğan “Siz hiç ağladınız mı” başlıklı yazısında ülkenin son 30 yılında varlığını hissettiren terör olaylarına dikkat çekerek, son İdlib acısını anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığını söyledi.
Doğan’ın duygu yüklü yazısı şöyle: “
SİZ HİÇ AĞLADINIZ MI!Durali Doğan/ Sorgun Selam Gazetesi
Ah bu terör otuz yıldır kaç ana yüreği dağladı!
Kaç ocak söndürdü!
Otuz altı yıldır yazacak bir şey de kalmadı ki!
Çok şey kifayetsiz kaldı bu acıyı anlatmaya...
İdlip’te verdiğimiz son 35 şehit bu acıya tuz bastı, yüreğimizi dağladı.
BİLİR MİSİNİZ!
Siz evlat acısı nedir bilir misiniz!
Elini kınalayarak askere gönderdiğiniz evladınızı al bayrağa sarılı tabutla karşıladınız mı hiç!
Dinlediniz mi hiç geride bıraktıkları ana, baba,kardeş,eş ve çocuklarının ağıtlarını!
Başkasının evinde yapılnca size tatlı gelen, ama şehit evlerini yakan şehit helvalarından hiç tattınız mı!
Ağıtlarına katık yaptıkları gözyaşlarını!
Bu ateşin söndürdüğü ocakları bilir misiniz!
Şehit Mustafa Erciyas ile Gülay gelinin hikayesini... Tarih 29 Ekim 1989. Eşinin şehit haberini alınca “ Beni bir karanlığa bıraktılar “diyen Gülay gelin ve kızı Burcu’nun hayatı yazılsa bir roman olur.
YARIM KALAN HAYATLAR
Ya “Tek bir fidan idim yar bahçesinde” diyen Hüseyin Öcal ile Aysun gelinin dramını nasıl yazmalı?
Baharda hazan mevsimi yaşar gibi ocağı sönen Seyfi Dayı’nın acıklı hikayesini!
Hiç dinlediniz mi koyunun kuzusuna melediği gibi, meleyen Yosma ablanın oğlu Halil İbrahim için hünkürerek ağladığını!
“Soframın bir yanı boş kaldı” diyen şehit anasının oğlu Ferhat için, Ferhat gibi dağları deldiğini!
Nerden bileceksiniz ki!
Şehit Lokman Erkan ile Şehit İlimdar Yılmaz’ın aynı gün şehadet şerbetini içtiğini bilir misiniz!
Aşağıdan kuş geliyor
Kuşun sesi hoş geliyor
Asker ettim İlimdar’ı
Teskeresi boş geliyor
Diyerek ölüp giden Kadriye teyzenin söylediği o diyeşeti hiç dinlediniz mi!
Yine Gevrek köyünden Şehit Bahattin ile Gülfari gelinin yarım kalan hayatları.
Üç şehit vermiş Kayakışla köyü mezarlığındaki dalgalanan bayrak altında yatan Şehit Cumhur Baran ve Kanlı Not Defterini, Şehit Numan Şahin, Şehit Adıgüzel Kılıç’ın destanını,
Şehit Cumhur’un defnedildiği gün "Köydeki koyun ve kuzuların bile nasıl meleştiğini"
HANGİ BİRİNİ YAZAYIMHangi birini yazayım.
Terhisine 27 gün kala şehit olan Ali Selvi’yi ve sönen ocağını,
Ve aynı köyden Şehit Haydar Çetin’i ,
Şehit oğlu Ali Akdoğan ve oğluna mahşerde kavuşmayı bekleyen annesi Altın Teyzeyi,
Kimi yazayım?
Adını anamadığım, unuttuğum şehit aileleri beni bağışlasınlar.
Hangi birini yazayım.
Tek, çift demeden koparılan gülleri mi, açmadan solan goncaları mı! Hangisini yazalım, Hangisini!...
Şehit Resul Elhan!ın babası rahmetli Bekir amcanın bahçesinde yetiştirdiği armutları “kendisinin neden yemediğini” aşikar etmek” düşer mi bize!
HER BİRİ BİR DESTAN
Her biri bir destan. Nasıl anlatayım bu daracık sütunda bu destanları!
Sorgunlu Kınalı Hasan'ın torunlarının hangi birini yazayım!
Ya Şehit Zekeriya Ünalan’ın hikayesi... Dertli babası Terzi İhsan’ın yıllarca yüreğini yakan ateşi kim söndürebilir!
Peki babasını annesinin karnında altı aylıkken kabrine kadar son yolculuğuna uğurlayan Zeynep Hilal’in hikayesini size anlatmaya gücüm mü yeter!
HİÇ AĞLADINIZ MI!
Hilal’in türküsü’nü okurken ve dinlerken hiç ağladınız mı!
Ben ağladım.
Ve İdlip şehidi Piyade Uzman Onbaşı Birhan Er ne diyordu:“Biz 7 yaşında yağmurun altında, soğuktan titreyerek ‘Varlığım TÜRK Varlığına Armağan Olsun’ derken şaka yapmıyorduk” .
Yozgat'ın son şehidi Hasan Hüseyin Özdemir üç gün önce Akdağmadeni ilçesinin Arpalı köyünde toprağa verildi.
Son 33 şehidimizi verdiğimiz kandil gecesinde kardeşi İdlip’te gözlem noktasında bulunan bir hemşehrimiz o gece yaşadıklarını bana ağlayarak şöyle anlattı:
- Durali Abi, 33 askerimizin şehit olduğunu öğrenince uyuyamadım. Eşimi ve çocuklarımı yatırdıktan sonra kalktım, tekrar televizyonu açtım. “Annemi birkaç yıl önce kaybettim. Ya kardeşim de şehit olursa” dedim, oturdum sabaha kadar ağladım.ağladım.
O gün ben de oturdum ağladım.
Yirmi yıl önce tıpkı o gün ağladığım gibi.
Büyüklerimiz derler ki;”Ağlamak uhuneti defeder. Yani sıkıntıyı, kalp daralmasını giderir.”
Kalp gözünüzün kurumamasını istiyorsanız oturun ve ağlayın...
Ağlamaya çok ihtiyacımız var.
Çok şehit cenazesine katıldım. Şehit ailelerinin hayat hikayelerini çok yazdım, onlarla çok ağladım ama güldüklerini hiç görmedim.
ŞAFAK HİLALLE SÖKÜYORŞehitlerimizin gerçek hayatlarından kesitler aldığım 1995 yılında Hilal Doğdu oyununu yazarken daktilomun başında sırılsıklam ağlamıştım.
O gün daktilomun tuşlarından oyunun final sahnesinde en son şu cümleler dökülmüştü, gözyaşlarımla sulanan:
-Gün battı, Hilâl doğdu!... Hilâl yüzlüm, Hilâl kaşlım, Hilâl'im... Büyü, büyü, çabuk büyü... Bakın... bakın... Vallahi şafak Hilâlle söküyor. Gelin, hepiniz gelin Bakın... bakın... karanlıklar Hilâl'le aydınlanıyor!... Dünya Hilâl'e uyanıyor...Şu ufka iyi bakın... Bakın Allah aşkına... Doğuyor... Doğuyor!... Doğdu...
GÜN BATTI HİLAL DOĞDU!...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.