İNOSAM (İnovatif Stratejik Araştırmalar Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Eğitimci Gürkan Avcı, net konuştu:

Yayınladığı basın bildirisinde,Aziz Milletim ve Vicdanını Yitirmemiş İnsanlık Ailesinin Saygıdeğer Temsilcileri diye başladığı bildirisinde;

“Bugün burada sadece bir stratejik araştırmalar merkezinin başkanı olarak değil; tarihin derinliklerinden süzülüp gelen bir aklın bakiyesi, binlerce yıllık bir medeniyet hafızasının ve insanlık onurunun sarsılmaz kalesi olma niyetiyle kurulan İNOSAM’ın sesi olarak konuşuyorum” şöyle devam etti;

“Dünya, üzerine çöken zifiri bir karanlığın pençesinde, sonu nükleer bir savaş olan meşum bir senaryoya hapsedilmek istenmektedir. Biz bu kirli oyunu görüyor, bu zehirli kurguyu reddediyor ve insanlığı uçurumun kenarından çekip alacak iradeyi, tarihin huzurunda ilan ediyoruz.

Eğer bugün yerküre, topyekûn bir yok oluşun, yani Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğindeyse, bu bir tesadüf değil, karanlık odalarda hazırlanmış bir kaos mimarisidir. Washington’dan Pekin’e, Moskova’dan Avrupa’nın kalbine kadar uzanan gerilim hatlarının merkezinde tek bir zehirli odak vardır.

TÜRKİYE İSRAİL’E DERHAL MÜDAHALE ETMELİ VE DURDURMALIDIR!

Bu bir tercih değil, bir varoluş zorunluluğudur. Türkiye, sahip olduğu stratejik derinlik ve bakiyesi olduğu imparatorluklar mirasıyla, bölgeyi bir ateş fırtınasına sürükleyen bu pervasız gücü, bu karanlıklar ülkesi İsrail’i durdurabilecek yegâne kuvvet ve akıldır. İsrail’in dizginlenmediği her gün, insanlığın ortak mirasına atılmış bir bombadır. Türkiye, bu kaosu durdurmak adına gerekirse İsrail’e karşı her türlü caydırıcı gücü kullanmalı ve bu yapıyı mutlak suretle kontrol altına almalıdır. Aksi takdirde, sadece Ortadoğu değil, tüm dünya bir "cehennem yıkımı" yaşayacaktır.

NÜKLER FELAKET VE AHLAKİ ÇÖKÜŞ TASFİYE EDİLMELİDİR

Dünya bir nükleer felaket yaşamasın istiyorsak, Türkiye İsrail’i durdurmalıdır. Ahlaki pusulasını kaybetmiş, bebek katletmeyi "teolojik bir hak" olarak gören, kendi sapkın inançları için yeryüzünü ateşe vermekten çekinmeyen bir zihniyetin elinde nükleer silah bulunması, tüm insanlık için bir intihar ilanıdır.

Bebekleri, anneleri, yaşlıları, masum insanları sistematik biçimde öldüren ve bununla övünen bir toplumun insanlığa vereceği hasar ölçüsüzdür. Bu kontrolsüz güç, ellerindeki nükleer kapasiteyi kullanmaktan bir an bile tereddüt etmeyecektir. Türkiye, bu kutsal görevi tüm insanlık adına ifa etmelidir. Bu görev, kadim Türk-İslam medeniyetinin omuzlarına yüklediği bir "nizam-ı alem" borcudur. Eğer bugün bu adım atılmazsa, birkaç yıl içinde dünya; büyük yıkımlar, kontrolsüz göçler, biyolojik ve ruhsal pandemiler, laboratuvar ürünü hastalıklar ve bitmek bilmeyen bir kan ve gözyaşı deniziyle yüzleşecektir.

DÜNYANIN TÜM SİNİR SİSTEMİNE SIZMIŞ SİYONİST KUŞATMA KIRILMALIDIR

Bakınız, mesele sadece bir toprak parçası değildir. Karşımızdaki yapı; devletlerin sinir sistemine, medyanın merkezine, finansın damarlarına, akademinin zihnine ve teknolojinin kodlarına sızmış mesihçi, siyonist, ruh hastası sinsi bir networktür. Blockchain’den yapay zekaya, tıptan diplomasiye kadar her alanı kendi "üstün ırk" fantezileri için dünyayı birer prangaya dönüştürmüşlerdir.

İnsanlığı "hizmetçi", kendilerini ise "efendi" gören bu sömürücü, melun düzenin sonu gelmiştir. Amerika ve Çin’i birbirine kırdıran, Rusya ve Avrupa’yı bitmek bilmeyen bir savaşa iten, Pakistan – Afganistan – Hindistan’ı birbirine düşürmek isteyen, bugün İran’ı vuran, Suriye’yi, Irak’ı, Gazze’yi bombalayan bu üst akıl, İsrail’in bekası için yeryüzünün yok oluşunu kurgulamaktadır. Son hedefi Türkiye’dir. Bu yapı, bütün iktidar alanlarından temizlenmedikçe, insanlık nefes alamayacaktır.

200 YILLIK BÜYÜK YALAN VE KAYIP TARİH

Aziz dostlarım, bizlere anlatılan son 200 yıllık tarih, büyük bir yalanın üzerine inşa edilmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın dehşetini kendi devletlerini kurmak için bir manivela olarak kullanan bu zihniyet, insanlığı 200 yıldır bir illüzyonla yönetmektedir. Bu dönem, insanlığın "kayıp tarihidir".

SÜRECEK