Bir gün Yerköy’e gidiyoruz. 2 tane kadın geldi. Bunları da şoför mahalline bindireceğiz. Babam oğlum sen önce gel yanıma otur dedi. Yaşlı kadın: “Amca oğlun da arabanın üstüne binsin. Gelinin yanına binmesi uygun olur mu?” dedi. Babam da onun burda görevi var bacım. O burda vites kolunu tutacak dedi. Kadın da şaşırdı. Allah Allah demek ki bu araba iki kişiyle sürülüyor dedi. Babam da bu söze çok üzüldü. Ne yapsın çaresizlikten sesini çıkarmadı.
Yola çıktık. Sarıhacılı’yı, Kuyumcu’yu geçtik. Araba su kaynattı. Babam oğlum tenekeyi al koş dereden su al gel dedi. Hemen tenekeyi aldım. Koştum özden su doldurdum koşa koşa geldim. Arabanın kaputunu kaldırdım. Radyatör kapağını açacağım. Sıcak buhar kaynıyor. Ceketimin alt ucuyla sıcak kapağı açtım. Yüzümü yana çektim. Buhar fışkırıyor hemen suyu boşalttım. Kapağı yine ceketimle kapattım. Arabadaki yerime bindim. Vites kolunu tuta tuta Yerköy’ün yolunu tuttuk. Arada gevşek duruyordum. Vites hemen atıyordu. Zavallı babam oğlum yavrum ne olur iyi tut da bir an evvel Yerköy’e varalım diyordu. Sanki Yerköy İstanbul yolu gibi uzaktı. Neticede Saray Köyü’ne geldik. Babam git bakkaldan biraz toz kırmızı biber, biraz da incir al çabuk gel yavrum gecikme hadi bakalım dedi. Arabadaki kadın, amca söylemesi ayıp ne yapacaksın kırmızı toz biberle inciri dedi. Çok merak ettim dedi. Rahmetlik babam da biraz bekle ne yapacağımı gör bacım dedi. Az sonra ben kırmızı toz biberle incir aldım geldim. Babama vardım. Babam bak bacım bu kırmızı biberi radyatöre şöyle boşaltıyorum dedi. Kadının gözünün önünde boşalttı. İnciri de radyatörün dışına aha şöyle yapıştırıyorum suyun akmasını önlemek için dedi. Anladın mı şimdi dedi. Kadın ben bu yaşa geldim böyle şeyler görmedim dedi. Bir yaşıma daha girdim şimdi dedi. Arabanın suyunu tekrar doldurup yola koyulduk. Sarayı geçtik. Yukarı Elmahacılı Köyü’ne yaklaşınca babam kamyonu durdurdu. İndi altına baktı. Defransiyelin 6-7 tane saplama cıvatası daha dökülmüştü. Arabanın takım sandığından bulduğu cıvataları bu dökülen yerlere takmaya çalışıyordu. Kimine üstüba sarıp öyle takıyor kimini çekiçle vurarak çakıyordu. Bu şekilde akşama doğru Yerköy’e vardık. Arabadaki kadın çok şükür en sonunda Yerköy’e geldik dedi. Babamın bu çektiklerine de çok üzüldü. Kardeşim Allah yardımcın olsun. Sen her gün bu şekilde eziyet çekiyorsun. Senin yerinde kimse bu çileyi çekmez dedi ve bizden ayrıldı.
Babamın kullandığı bu Perkins Dodge’nin aynısından sebzeci Erdinçlerin de vardı. Ama onların arabası çok bakımlı idi. Arabalarının üzerinde tomes motor vardı. Adana’dan Mersin’den devamlı sebze taşıyorlardı.
Sonunda arabanın sahibi H. Hüseyin Can amca yeni bir tomes kamyon aldı. Kamyonuna da yeni bir şoför tuttu. Bu babamın çok ağrına gitti. O kadar çileyi biz çekelim yeni araba alınınca yeni şoför tut. Öyle ya yeni arabayı herkes sürer ama adamın bu yaptığı hiç yakışmadı diye çok üzüldü.
Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup yazımı Yozgat Sürmelisi’nden bir mısra ile bitiriyorum. Haftaya buluşmak üzere selamlar saygılar…
Bülbülü suladım attım tasınan
Çok günler geçirdim kara yasınan
Ben seni sevmiştim bin havasınan
Havasım koynumda kaldı ağlarım