Ortaokul son sınıfta okurken okul tatillerinde belediyeye girerek amelelik işlerinde çalışırdım. Okul açılana kadar hiç ara vermeden çalışırdım. Rahmetlik babamın maddi durumu iyi olmadığı için ona katkıda bulunurdum. Defter, kitap, elbise gibi masraflarımı karşılardım. Evin odun, kömür gibi ihtiyaçlarını da karşılardım.

O zamanlar yaptığımız işler kamyonlarla mahalle kaldırımlarına taş, kum çekerdik. Kütahyalı ustalar da bu taşlarla güzel kaldırımlar döşerdi. Son zamanlarda da kesme taşlar döşendi. Daha sonraları asfalt döşendi.

O zamanlar Yozgat Belediyesi'nin dört-beş tane kamyonu vardı. Bunlarla yakın köylerden taş, kum çekerdik. Bu kamyonlardan kırmızı BMC'yi Seyit Yıldız Abim sürerdi. Sarı BMC'yi Başınyaylalı Mehmet İldemir Abim sürerdi. Mehmet İldemir Abim şoförlerin içinde hemen hemen en iyisiydi. Bizleri hiçbir zaman ağrıtmadı, incitmedi. Kendisi namazlı, abdestli bir kaç kere hacca gitmiş çok temiz bir abimizdi. Allah ömrünü uzun etsin. Allah sağlık sıhhat versin. Çocuklarıyla mutlu olarak yaşasınlar. Mehmet Abim'in sarı BMC kamyonu ile kum çekmeye giderdik. Hangimiz yorulsa hemen gelir küreği elimizden alır, kamyona kum doldururdu. Arada da çok güzel yanık türküler söylerdi. Misal: "Ağlama Kömür Gözlüm Oy Nidem Ben Nidem, Elbet Allah Kerimdir Kerimdir Kerimdir bir de Hakim Bey diye bir türküsü vardı." Bunları çalışırken devamlı bizlere söylerdi. Vaktin nasıl geçtiğini bilmezdik.

Bir de Ford kamyon vardı. Bunu da Kara Mehmet Abim sürerdi. Kendisi çok iyi bir şofördü. Bir gün Yerköy'ün Kanağından kum doldurduk geliyoruz. Bizi ilerde bir adam bekliyor. Elinde de kum küreği var. Yanına yaklaşınca bize hırsla haykırdı: "Bir daha burdan kum götürmeyeceksiniz. Anladınız mı? Sizin Allah'ınız gelse burdan kum alamaz." bunun gibi daha birçok laf etti. Elindeki küreğe güveniyor. Kara Mehmet Abim arabayı durdurdu. Kapıyı açıp aşağıya suratle indi. Adamın elindeki küreği alıp attı. Adamı yakasından tutup kaldırdı: "Sen ne diyorsun çakal? Sen kimsin de bu şekilde konuşuyorsun. Sen benimkim olduğumu biliyor musun? Bana şoför Kara Mehmet derler." dedi. Adam birden yumuşadı. Pamuk gibi oldu. Eli ayağı titremeye başladı: "Ben sana demedim abi. Sen her zaman gel. İstediğin kadar kum götür." dedi. Mehmet Abim de arabaya bindi. Yozgat'a doğru yol aldı.

Yozgat'a gelirken yolda arıza yapmış bir traktöre rastladık. Traktörün sahibi: "Ustam traktör çalışmıyor bir bakar mısın?" dedi. Mehmet Abi kamyonunu bir kenara çekti. Adamın traktörünü çok kısa zamanda onardı. Adam çok sevindi. Mehmet Abime belli bir ücret verdi. Çok sağol eline sağlık ustam dedi.

Ordan Yozgat'a doğru hareket ettik. Mehmet Abi arkadan gelen arabalara yol vermiyordu. Adam sağdan geçmeye çalışırken sağa çekiyordu, soldan geçmeye çalışırsa sola çekiyordu. Arkadan gelenleri çok kızdırıyordu. Ona da çok seviniyordu. Yozgat'a geldik. Kumumuza kaldırım ustalarının çalıştığı sokağa boşalttık. Ustalara ne lazım olursa ona göre malzeme getirirdik.

Sarıhacılı Köyü'nden, Kuyumcu Köyü'nden, Başıbüyüklü Köyü'nden, Salmanfakılı Köylerinden kum, taş, yükler taşırdık. Bazen kamyon kuma gömülürdü. Arka tekerlerin arasına ağaç koyup o şekilde aracı kumdan kurtarırdık.

Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret yazımı Yozgat Sürmelisi'nin bir beyiti ile bitiriyorum. Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere hepinize selamlar saygılar sevgiler...

Felek felek derler bir büyük hoca

Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece

Güvenme başına giydiğin taca

Eser bir samyeli savurur gider.