1961 yılında inşa edilen Berlin Duvarı, Doğu ve Batı Berlin’i keskin bir hatla ayırdı. Ancak Bethaniendamm bölgesinde sınır hattı teknik bir kolaylık nedeniyle düz çekilince, Batı tarafında Doğu Berlin’e ait üçgen biçimli yaklaşık 350 metrekarelik bir arsa kaldı.
Bu alan ne tam olarak Batı Almanya’nın kontrolündeydi ne de Doğu Almanya buraya el koyabiliyordu. Zamanla çöplerin ve atıkların yığıldığı sahipsiz bir boşluk hâline geldi.
Yozgat’tan Berlin’e Uzanan Yol
Yozgatlı inşaat işçisi Osman Kalın, 1982’de emekli olduktan sonra Kreuzberg’deki evinin penceresinden bu çöp alanı görüyordu. Anadolu’da toprakla büyümüş, Yozgat’ta evini ve tarlasını bırakıp Almanya’ya çalışmaya gelmişti. Apartman hayatı ona dar geliyordu.
Bir gün eline küreği aldı ve çöpleri temizlemeye başladı. Kısa sürede arsayı bahçeye çevirdi; kayısı ve elma ağaçları dikti, soğan ve sarımsak ekti. Küçük bir ağaç ev yaptı.
Yetkililere Karşı Direniş
Bahçeyi kurduktan iki hafta sonra Doğu Almanya sınır güçleri geldi. Tünel kazıp kazmadığını kontrol ettiler. Duvara üç metre mesafe şartıyla toprağı kullanmasına izin verdiler.
Ancak kısa süre sonra Batı Berlin polisi müdahale etti ve arsayı terk etmesini istedi. Osman Kalın’ın cevabı nettir:
“Bana burayı Allah bahşetti. Bahçemi almak için önce cesedimi çiğnemeniz lazım.”
Bu çıkış, Doğu Alman yetkililerin de dikkatini çekti. Batı makamlarını zor durumda bırakmak için Kalın’ın alanı tamamen kullanmasına göz yumdular.
Ölüm Şeridinde Bir Bahçe
Bahçe, “ölüm şeridi”nin en dar noktalarından birine komşuydu. Kaçış girişimlerine ve trajik olaylara tanıklık etti. Buna rağmen Osman Kalın günlük hayatına devam etti.
Doğu tarafındaki askerlerle zamanla bir tür sessiz dostluk gelişti. Sabahları kulelerden el sallayan askerler, bazen Kalın’ın yetiştirdiği soğanlardan alıyordu. Noellerde kart ve şarap gönderdikleri bile oldu.
Aile İçin Gurur Kaynağı
Torunu Funda Kalın, gençlik yıllarında dedesinin “şekilsiz” görülen ağaç evinden utandığını anlatıyor. Ancak yıllar sonra bu yapı Berlin’in kültürel anlatılarında yer alan bir sembole dönüştü.
Osman Kalın bu yıl hayatını kaybetti. Arsası ve ağaç evi bugün ailesine emanet. Yıkık dökük hâline rağmen grafitilerle çevrili bu alan, modern ofis binalarının ortasında direnişin ve göçmen emeğinin hatırası olarak ayakta duruyor.
Kent Hafızasında Bir Anadolu İzleri
Osman Kalın’ın hikâyesi, sadece bir bahçe kurma öyküsü değil; göç, kimlik, direniş ve aidiyet meselesidir. Berlin Duvarı gibi ideolojik bir sembolün yanında, Anadolu’dan gelen bir işçinin toprağa tutunma çabası, şehrin kolektif hafızasında kendine yer bulmuştur.
Bugün Berlin’de o küçük bahçe, Yozgat’tan uzanan bir insan hikâyesinin yaşayan tanığıdır.