En uzun gün

Abone Ol

6 Şubat 2023… Takvimde bir tarih gibi duruyor ama benim için ve deprem bölgesinde yaşayanlar için zamanın durduğu, hayatın ikiye bölündüğü bir gün. Hataylıyım. O sabah yalnızca binalar yıkılmadı. Sevdiklerim, memleketim, sokaklarında gezdiğim şehir, Uzun Çarşı, Habib Neccar Camii, Affan.. Dar sokaklar, küçük mahalleler yıkıldı.

En son depremden yaklaşık 6 ay önce gitmiştim canım memleketime. Sonrası mı sonrasında gidemedim. Hafızamda kayıpsız, yıkılmamış, eski hali ile nergis kokan sokakları ile baharat kokusu ile kalsın istedim.

Birçok yakınımı, tanıdığımı kaybettim. Acının tarifi yok, kelimeler yetersiz kalıyor.

Deprem olduğunda kalbim Hatay’da atıyor, gözüm kulağım enkaz başından gelecek bir haber için telefona kilitlenmişti. İnsan böyle anlarda ne yapacağını, nereye tutunacağını bilemiyor. İşte tam o karanlık günlerde Yozgat, bana yalnız olmadığımı hissettiren bir şehir oldu.

Dönemin Yozgat Valisi Sayın Ziya Polat’ın süreci ilk andan itibaren büyük bir hassasiyetle sahiplenmesi, devletin şefkatli yüzünü en net şekilde ortaya koydu. Yine dönemin Belediye Başkanı Sayın Celal Köse’nin gösterdiği ilgi ve duyarlılık, ilçe ve belde belediye başkanlarının fedakârlıkları, sadece görev bilinciyle değil, vicdanla hareket edildiğinin açık bir göstergesiydi. İsmini sayamadığım bir sürü insan, kurum.. hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum bir kez daha..

Bu süreçte gazeteci dostlarımın, büyülerimin yeri ise bambaşka. Onlar sadece haber yazmadılar, acıya tanıklık ettiler. En yakın destekçimiz oldular. Bazen bir haberle, bazen bir telefonla, bazen de sessizce yanımda durarak destek oldular. En zor anlarda insanın yalnız olmadığını hissetmesi, en az bir yardım kolisi kadar kıymetlidir.

Acımız hala çok taze. Kaybettiklerimizin yokluğu her gün yeniden canımızı yakıyor. Bazı sabahlar Hatay’ı düşünerek uyanıyor, bazı geceler orada bıraktıklarımızla uyuyoruz. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Yozgat, bu büyük felaketin ardından Hataylı bir yüreğe merhem oldu.