Artvin ve çevresi, zengin ve köklü uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Ancak toprak yapısının elverişsiz olması ve bilim merkezlerinden uzaklığı nedeniyle, bu bölgede planlı ve bilimsel arkeolojik çalışmalar yapılamamıştır. Artvin Osmanlı dönemine ismi peki nedir sizlerle paylaşıyoruz.
Buna rağmen, Prof. Dr. İbrahim KÖKTEN'in Kars civarında ve Çıldır Gölü'nün karşısında yaptığı kazılarda dolmen ve menhir kalıntıları bulunmuştur. KÖKTEN, 1965'te Kars'ın güneyinde ve Aras Nehri'nin kuzey kesimindeki Ala Dağın doğu eteğinde Camışlı Köyü'nün sınırındaki kayalıklarda geyik avcılığı ile ilgili duvar resimleri keşfetmiştir.
Yusufeli ve Şavşat bölgelerinde halk tarafından bulunan bakır baltaların M.Ö. 3000-4000 yıllarına, aynı yörede bulunan tunç baltaların ise M.Ö. 3000-2000 yıllarına ait olduğu düşünülmektedir. Artvin ve çevresi, tarih öncesi dönemleri cilalı taş devrinden başlayarak bakır-tunç ve demir devrini sırasıyla yaşamıştır. M.Ö. 10 bin ile 8 bin yıllarından kalma cilalı taş çağına ait insan izleri, bölgede bu çağlarda insanların yaşamış olduğuna işaret etmektedir.
Artvin'e ilk egemen olan halk, Türklerin ataları olarak kabul edilen Hurrilerdir. M.Ö. 2000 yılından itibaren Huriler, Artvin ve çevresinde site devletleri kurmuşlardır. Daha sonra bölge, Hitit, Urartu, İskit, Arsaklar ve Hazar Türkleri gibi birçok farklı hükümdarlık ve devletin etkisi altında kalmıştır.
Türk Kurtuluş Savaşı'nın ardından, Artvin 1921'de Türkiye Cumhuriyeti'nin bir parçası olarak kabul edilmiştir. 1921'den itibaren 4 ay boyunca Ardahan'a bağlı kalan Artvin, daha sonra kendi vilayeti haline gelmiştir. 1933'te, Artvin ve Rize illeri birleştirilerek Çoruh vilayeti teşkil edilmiş, ancak 1936'da bu birleşme kaldırılarak Artvin, modern Türkiye'nin bir il olarak yeniden yapılandırılmıştır.






