LGS ve YKS sonuçları açıklandı. Sıra, eldeki veriler ışığında uygun tercih yapmaya geldi. Geniş zaman diliminde asıl ve yedek kayıtların yapılmasında gereken titizliğin gösterilmesi zamanı.

Sınav stresi ve heyecanın getirdiği psikolojik etkilerin olumsuzluklarını bir yana koyarsak, herkesin ön hazırlık çalışmaları ve ne derece bilinçli hazırlanabildikleriyle ilgili bir sonuçla karşı karşıya kalacağı muhakkak.

Bu saatten sonrada sınav sonucunu değiştirmek gibi bir etkimiz ve yetkimizin olmadığını bilmemizde yarar var. Buna göre davranıp genç insanların hayatını zehir etmemek, kısa bir süreye sıkıştırılmış sınavı gereğinden fazla büyütmemek gerekir. Elde edilen ile hayata doğru yön vermek gibi de bir yükümlülüğün olduğunu unutmamak gerekir. Yönlendirmede etkili ve yetkili olan eğitim kurumları ve eğitimcilerin titiz olması, anne babaların da titiz ve dikkatli olmasını gerektirirken, işin asli sahibi olan öğrencilerin görüşleri hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Genç neslin geleceği bu anda yapılacak tercihlere bağılı olarak şekilleneceği için, onların arzu ve istekleri birinci derecede önemlidir.

Her anne baba çocuğunun en iyiye, en güzele layık olduğunu düşünür. Bu da bütün anne babalar için çok doğal bir haktır. Aksini düşünemeyiz. Bununla birlikte, öğrencilerin istek, kabiliyet ve yeteneklerini iyi ve doğru okumak, ona uygun değerlendirmek gerektiğini de bilmemizde yarar var.

Kıyaslama yapmadan sadece eldeki veriler ile öğrenciyi kendi durumuna göre değerlendirmek en doğru olanıdır. Diğer öğrencilerin hangi okul veya bölümü seçtiğine değil, kendi çocuğumuzun yetenekleri ve kabiliyeti hangi okul veya bölümleri daha rahat kaldırır, diye düşünülmelidir. Ona göre hareket etmeli ve bir daha kolay değiştirilemeyecek bu konuda bilinçli davranılmalıdır. Mümkün olduğunca çevreden gelecek rast gele telkinlerin etkisinde kalmadan, işini iyi bilen uzmanların desteğini almaya dikkat edilmelidir.

Anne babalar bazen kendi arzu ve isteklerini öne çıkarır, gençliğinde yapamadığı, sahip olamadığı şeyleri, çocukları aracılığıyla elde etmeye çalışırlar. En tehlikelisi de şahsi ihtirasları uğruna çocuklarını yanlış yönlendiren anne baba tutumudur.

Yönlendirmede ikinci derecede etki eden unsur ise eğitim kurumları ve dolayısıyla öğretmenlerdir. Geçmiş yıllarda yaşadığımız örnekleri doğru okuyabilirsek, yanlış değerlendirmelerin nelere mal olduğunu görebiliriz. Çevrede bilinen iyi okul imajı yerine, öğrenciye uygun okula yönlendirmenin gelecek için faydaları göz önünde tutulmalıdır. Örneğin; belli bir alanda başarısı kanıtlanmış bir öğrencinin sırf puanı tutuyor diye, başka bir alan içeren bir liseye veya bölüme gönderme hatasına düşülmemelidir. Sayısal ağırlıklı bir zekâya sahip öğrenci sözel alana veya sözel zekâya sahip bir öğrenci, sayısal alanlara yönlendirilmemelidir. İlköğretim öğrencileri öğrenim alt yapısına uygun liselere yönlendirilirken, Lise öğrencileri için de popüler alanlar yerine, gerçek hayatta kişisel yararların gerektirdiği fakülte ve yüksek okulları seçmede özen gösterilmelidir.

Üniversitenin herhangi bir bölümünü bitirip diploma sahibi olmakla, meslek edinme ve bu sayede gelecekte yaşantıyı sürdürecek geçim sahası oluşturmayı karıştırmamak gerekir. Herhangi bir dalda bilim yapmak isteyen kişi hiçbir geçim kaygısı gütmeden o alana hedeflenebilir. Yok, eğer kısa zamanda sahip olacağı bir iş sayesinde kendi hayatını idame ettirecekse planlamasını da ona göre yapmalıdır, diye düşünüyorum.