Kitap okuma alışkanlığı, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde geleneksel yöntemlerden dijital platformlara doğru evriliyor. Kimileri için kâğıdın kokusu ve sayfaların dokusu vazgeçilmez bir tutkuyken, kimileri için bilgiye ulaşmanın yolu bir tık uzağındaki dijital ansiklopedilerden geçiyor. Çamlık Medya ekibi, Yozgat sokaklarında gerçekleştirdiği samimi röportajlarla, şehrin edebiyat karnesini ve değişen okuma tercihlerini yerinde inceledi.
Dünya Klasiklerinden Dijital Sözlüklere
Röportajlar sırasında görüşlerini paylaşan Rıza Yılmaz Uçar, okuma kültürünün kişisel bir disiplin olduğunu ifade eden dikkat çekici isimlerden biri oldu. Okuduğu kitap sayısını rakamlarla sınırlamanın zor olduğunu belirten Uçar, dünya edebiyatına olan ilgisini şu sözlerle dile getirdi: "Kafka’dan tutun da Rus edebiyatının dev eserlerine kadar pek çok kitabı okudum ve zaman zaman okumaya devam ediyorum."
Ancak Uçar’ın açıklamaları, bilginin tüketim biçimindeki büyük değişimi de gözler önüne serdi. Klasik eserlere olan ilgisine rağmen düzenli bir "kitap okuma" alışkanlığının zayıfladığını itiraf eden Uçar, modern insanın bilgiye ulaşma pratiğini özetledi: "Akşamları yatağıma uzandığım zaman Wikipedia’yı açar, o günün gündemiyle alakalı her şeyi oradan okur ve bilgi edinirim."
Yozgat Sokaklarında "Zaman" ve "Tercih" Çatışması
Çamlık Medya’nın mikrofon uzattığı vatandaşlar arasında okuma oranları büyük bir çeşitlilik gösteriyor. Hayatının merkezine okumayı koyan ve 500 kitabın üzerine çıkan kitapseverlerin yanı sıra, gündelik hayatın koşturmacası içinde kitaba yer bulamayanlar da mevcut. Özellikle gençlerin bir kısmı, vaktinin tamamını spor, antrenman ve futbol gibi fiziksel aktivitelere ayırdığını belirterek kitapla arasına mesafe koyduğunu samimiyetle paylaştı.

Dursun Şimşek: “Mültaka Tercümesi, Fetavayı Hindiyye, Gürer ve Dürer, Beyaz Türkler… Roman olarak Necdet Sevinç’i okudum. Şevket Süreyya Aydemir’in ‘Tek Adam’ kitabını okudum. 500’ün üzerinde kitap okudum. Eskiden gece 2’ye kadar gözüm yorulana kadar okurdum, öyle uyurdum. Şimdi yaş ilerleyince biraz azalttık ama yine de devam ederim. Gençler artık eskisi gibi okumuyor. Telefonla okunan şeyler kalıcı olmuyor. Kitapta ise altını çizersin, tekrar açarsın. O yüzden kitap okumak çok farklı.
Ali Fatih Şahin: “Ben şu ana kadar hiç kitap okumadım. Zaman yok diyebilirim. Aslında zaman var ama bize kalmıyor. Antrenman, okul, futbol derken vakit geçiyor.”
Hasan Demirkıran: “Tarih kitapları okudum. Daha çok ilgimi çekiyor. İlber Ortaylı’nın kitaplarını okudum. ‘Abdülhamid: Kurtlarla Dansı’ gibi kitaplar aklımda kalanlardan. Osmanlı tarihi üzerine okumayı seviyorum.”

Mükremin Yıldız: “Biz genelde Kur’an-ı Kerim ve açıklamasını okuduk. Daha çok onlara yöneldik. Eski tarih kitapları pek okumadım desem yeridir. Okumak güzel bir şey. İlber Ortaylı hocamıza da saygı duyuyoruz. Şu an aktif olarak okumuyorum ama tekrar kitap alıp okumayı düşünüyorum.”

Nafiz Yücel: “Mustafa Açıkçı var, Yozgatlı hemşehrimiz. Ahmet Ercim’in kitabını okudum. Oldukça güzeldi. Filmi de var, onu da izledim. Şu an da okumaya devam ediyorum. Üniversiteye başlamayı düşünüyorum. KPSS’ye hazırlanıyorum.”

Doğan Karagöz: “Hatırımda kalan birkaç kitap var ama şu an net isim söyleyemem. Okumaya devam ediyorum. Yeni açılan kütüphaneler de güzel. Şu an aktif olarak kitap okumuyorum. Ramazan dolayısıyla daha çok Kur’an-ı Kerim ile ilgilendik.”
HALKIN KİTAP KARNESİ: FARKLI RENKLER, FARKLI TERCİHLER
Röportajların sonunda ortaya çıkan manzara, Yozgat halkının kitapla olan ilişkisinin oldukça heterojen olduğunu gösterdi. Bir yanda 500 kitabın altını çizen bir birikim, diğer yanda "İstiklal Marşı'ndan başka bir şey bilmiyorum" diyen samimi bir itiraf. Ancak tüm görüşlerin birleştiği nokta, okumanın insanın ufkunu açan kutsal bir eylem olduğu gerçeğiydi.





