Rahmetlik annemin emekli işi 1 yıl kadar gecikti. 11 yıldan sonra annem babamdan emekli aylığı almaya
başladı.
Bir yandan yün, yatak, yorgan yapıp salı pazarına çıkartıp satıyorduk. Bir yandan da mahalledeki konu
komşuların odunlarını kırıyordum, kömürlerini çekiyordum. Ne iş bulsam onu yapıyordum. Elektrikli
fırınları bozulanların fırınlarını tamir ediyordum. Her türlü elektrik arızalarını onarıyordum. Aynı
zamanda ayakkabı tamir işlerini yapıyordum. Mahalledeki komşuların bunun gibi işlerini yapıyordum.
Beni çok seviyorlardı. Borcumuz ne oldu diyorlardı. Ben de hiç pazarlık yapmıyordum. Ne verirseniz
verin derdim. Az çok demez alırdım. Allah bereket versin derdim.
Rahmetlik Bahri dayım ve Ahmet dayım Çorum'dan her türlü yiyeceğimizi getirir, para yardımında
bulunurlardı.
Rahmetlik Bahri dayım Çorum'dan oyalı yemeni, düz yemeni, namaz bezi, namaz seccadesi getirirdi.
Toplarıyla anneme verirdi. Bunları sat abla. Çocukların okul harçlıkları çıksın derdi. Annem de bunları
komşularına gösterir onlara satardı. Sermayesini dayıma vermek istedi. Dayım kabul etmedi. Ben onları
sana sermayesi ile birlikte verdim abla. Güle güle harca dedi.
Çok iyi komşuluklarımız vardı. Onlar da ellerinden gelen her türlü yardımı gösterdiler. Komşularımızın
bağlarını budar, beller, bağ gözü açardım. Hem harçlığımı verirler hem de üzüm, meyva gönderirlerdi.
Ne iş bulsam yapardım. Az çok demezdim. Ne verirseniz verin derdim.
Bu şekilde günlerimiz geçiyordu. Maddi yönden fazla bir sıkıntı çekmedim. Allah'ıma şükürler olsun.
Okulumu bitirdim. Hemen askere almadılar. 1 yıl dinlenmek zorunluluğu varmış. Askere de 1 yıl geç
gittim. Acemi birliğim Ankara-Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu’ydu. Burda Çavuş Talimgâh Taburu’nda
4 ay eğitim gördüm. Burdan Ağrı 12. Piyade Tümen Komutanlığı'na gittim. 20 ay askerlik yaptım. Hiç
izin kullanmadım. Ablam İzmir Torbalı Lisesi'nde resim öğretmeniydi. Annem de onun yanında
kalıyordu. Ben de askerliği bitirince mecburen İzmir Torbalı'ya gittim. Orda memurluk işi aradım.
Memurluk işi belli oluncaya kadar Torbalı Hastanesi’nin inşaatında amelelik yaptım. Çok sıkıntılı
günlerim geçti. Azgın, ahlaksız bir amele inşaatın üstünden başıma tükürdü. Ben de ona senin mayan
bozuk. Olmasa bu hareketi yapman dedim. Bu onun çok ağrına gitti. Aşağıya inince seninle
hesaplaşacağım dedi. Aşağı inse beni parçalar, benim ona gücüm yetmezdi. İnşaatın çavuşları, ustaları
beni çok severlerdi. Hemen onların yanlarına gittim. Durumu anlattım. İnşaatın çavuşu Yozgat'ın Şefaatli
ilçesinden Cahit abi idi. Hemen keseri aldı dışarı çıktı. Bir de Kayseri Tomarza'dan Ali Rıza abim vardı.
Bu da ustaydı. O da keseri aldı dışarı çıktı. İnşaatın üstündeki bu azgın adama seslendiler. İsmail'i
dövecekmişsin. Gel de bizi döv. Bu çocuk gayet efendi, terbiyeli biri dediler. O da yumuşadı. Ben şaka
yaptım dedi. Sağ olsunlar Ali Rıza abimle Cahit abim bana arka çıktılar. Annem beni bu inşaata bir daha
göndermedi. O kişi yukarıdan başına tuğla atar seni öldürür. Babanı kaybettim bir de seni kaybetmeyeyim
dedi. Beni hastane inşaatına bir daha salmadı. Torbalı'da da iş bulup giremedim.
Sonunda Yozgat'a geldim. Herkes bana çok kızdı. Sen nerdeydin? Niye Yozgat'a gelmedin? Yibitaş'a
Kraft Torba'ya binlerce işçi aldılar. Bira fabrikasına binlerce işçi alındı dediler. Önceleri iş bulmada çok
zorluk çektim. Sonunda Yozgat Belediyesi'nin daktilo kâtipliğini kazandım. Arkasından imam hatip
mutemetliğini kazandım. Akbank Müdürü beni bankaya almak için aramış. En sonunda Vakıflar Bankası
Yozgat Şubesi'ni kazandım ve bu bankada 25 yıl çalışıp emekli oldum.
Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup yazımı Yozgat Sürmelisi'nin bir mısrasıyla bitiriyorum.
Haftaya buluşmak üzere hepinize saygılar, selamlar, sevgiler...
Bahçesine vardım yağmur yağıyor
Yaslanmış duvara boyun eğiyor
Dedim güzel "neden boyun eğersin?"
Dedi "babam seni bana vermiyor."