Mahmut Özen in ERBEK KÖYÜ nün adının verilmesi ile ilgili bir makalemi sizlere anlatmaya çalışacağım.

ERBEK ile DAYILI köyleri arasında KIZILDAĞ adında yüksek bir yer vardır. KIRKLAR bu dağda toplanırlar. Şimdiki ERBEK köyünde de bir arkadaşları vardır. Bir haberci göndererek onu da davet ederler. Haberci olan arkadaşları ;

“ Efendim, KIRKLAR ın selamı var. KIZILDAĞ da toplandılar. Seni de oraya buyur ediyorlar “ der. O da

“ Onlar neci oluyorlarda, ben onların yanına varacağım, madem oraya kadar gelmişler, buraya kadar da gelsinler “ der. Haberci durumu olduğu gibi anlatır. KIRKLARDAN biri :

“ Amma da pek ermiş ha, bizi ayağına kadar istiyor “ der bundan sonra köyün adı ERBEK olarak kalır.

ÇAPANOĞLU CAMİİ EFSANESİ

ÇAPANOĞULLARI önce DİVANLI KÖYÜ ne, ordan da şimdiki YOZGAT a gelirler. Burada bir cami yaptırmaya karar verirler.cami yaptırmak istedikleri yer sazlık, kamışlık, bataklık bir yerdir. Bataklığı kurutmak için oraya yün ve ardıç basarlar. Camii yapan usta temeli atıp, duvarları bir miktar yükselttikten sonra ÇAPANOĞLU na haber vermeden YOZGAT ı terk eder. Dört sene dönmez. Buna çok kızan ÇAPANOĞLU her yerde ustayı aratır. Hatta bulunduğu yerde öldürülmesini emreder. Dört sene sonra usta kendiliğinden geri gelir. “ ÇAPANOĞLU, ben bunu öldüreyim. Bize bu kadar sahtekarlık yaptı “ der. Usta da gitmeden önce yaptığı duvarların yüksekliğini ölçmüş ÇAPANOĞLU na bilgi vermişti. ÇAPANOĞLU ustayı öldüreceği sırada, usta :

Bey ben giderken duvar şu kadar yükseklikteydi, birde şimdi ölçelim duvar aşağı inmiştir. Bu cami ebediyyen kalacağı için temeli yerleşsin diye dört sene gelmedim. Sen caminin erken bitmesini istiyordun. Ben senin dediğin zamanda bitirseydim, sağlam olmaz, yıkılırdı der. Usta camii yapar bitirir. ÇAPANOĞLU caminin benzeri yapılmasın diye ustayı öldürmek ister. Bu durum usta ya ALLAH tarafından ayan olur. Çırağı ile birlikte minarenin tepesine çıkarak uçmaya hazırlanır. Çırak “ keser yerde kaldı “ deyince uçamaz. Usta uçup gider kaybolur.

ÇARŞI HAMAMI EFSANESİ

ÇAPANOĞLU CAMİİ yapımında çalışan işçilerden biri sırtına aldığı taşı yerine koymadan devamlı olarak getirip, götürmektedir. Bunu gören usta merak eder. İşçiyi yanına çağırıp sorar:

Oğlum taşı yerine koymadan getirip, götürüyorsun, sebebi nedir diye sorar. İşçi biraz sıkılarak şu cevabı verir.

“ İhtilam oldum yıkanacak bir yer bulamadım. Bu halimle de taşı yerine koyamıyorum. Onun için getirip, götürüyorum “ der.

Usta ÇAPANOĞLU na haberdar eder. O da camii yapımını durdurup hemen bir hamam yapılmasını emreder. İşçiler hamamı yaparlar. Şimdi bu hamam ÇARŞI HAMAMI olarak bilinir. Hamam bittikten sonra da camii inşaatına devam edilir.

Bugünkü anlatacakların bundan ibaret olup, haftaya başka bir makalede buluşmak üzere yazımı FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL in ÇOBAN ÇEŞMESİ şiiriyle bitiriyorum. Hepinize selamlar, saygılar, sevgiler

ÇOBAN ÇEŞMESİ

Derinden derine ırmaklar ağlar,

Uzaktan uzağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

Ey suyun sesinden anlayan bağlar,

Ne söyler şu dağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

Gönlünü ŞİRİN in aşkı sarınca

Yol almış hayatın ufuklarınca,

O hızla dağları FERHAT yarınca

Başlamış akmağa ÇOBAN ÇEŞMESİ….

O zaman başından aşkındı derdi,

Mermeri oyardı, taşı delerdi,

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,

Değdi kaç dudağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

Vefasız ASLI ya yol gösteren bu,

KEREM in sazına cevap veren bu,

Kuruyan gözlere yaş gönderen bu …

Sızmadı toprağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

LEYLA gelin oldu, MECNUN mezarda,

Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,

Ateşten kızaran bir gül ararda,

Gezer bağdan bağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,

Tarihe karıştı eski sevdalar

Beyhude seslenir, beyhude çağlar,

Bir sola, bir sağa ÇOBAN ÇEŞMESİ

FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL