Başkalarının kavram ve kuralları ile (özellikle Batı’nın) kendi dünyamızı hem kuramayız, hem kendi dünyamızı kavrayamayız, hem de kendimizi doğru izah edemeyiz. Bu şekilde dünyaya kral olunmaz. Olsa olsa ancak kral soytarısı olunur. O zaman da bize gülerler. Başkalarını taklit ederek, başkalarına özenerek ne bir gelişme ne de bir yeni medeniyet kurma imkânı yoktur.
Türk milleti olarak 6 asır bütün dinleri, farklı kültürleri, farklı mezhepleri, farklı renkteki insanları ve farklı medeniyetlerin barış içinde yaşadığı bir sistemi Devlet-i Aliyye kurdu ve insanları barış içinde yaşattı. Yani kısaca dünyada “Barış Yurdu”nu biz kurduk. Bu günkü nesil olarak bu durumun idrakinde olmalıyız.
Biz; Hoca Ahmet Yesevi’den itibaren Gazali’nin, Razi’nin, İbni Arabi’nin, Itri’nin, Sinan’ın, Şeyh Galib’in fikir ve düşüncelerinin devamıyız. Bu devamlılık iftihar edilecek bir durumdur. Yoksa Oryantalistlerin iddia ettikleri ve içimizdeki gafillerinde inandıkları kayda değer bir varlık gösterememiş bir devletin ve medeniyetin devamı değiliz.
Ayrıca batıda bulunan tüm ülkelerde 10’larca düşünür yetişmiş de bizde mi yetişmemiş.
Mevlana’nın dediği gibi; Pergel’in bir ayağını kendi değerlerimize, kendi dünyamıza sabitleyip, pergelin diğer ucuyla da dünyayı dolaşabiliriz. (Pergel metaforu)
Batı batı diye özendiğimiz ve Cumhuriyetin kurulmasından sonra devlet eliyle batılılaşma yoluna girmiş, batının pek çok kanununu almış fakat ne yazık ki aradan 100 yıl geçmiş olmasına rağmen batı ayarında ne bir gelişme ne de bir kalkınma sağlayamadığımız bir gerçektir.
O halde bütün bunların yanı sıra sormak lazım? Batı; insan hakları, özgürlükler, adalet, evrensel değerler, demokrasi, hukukun üstünlüğü der ve bunu da sık tekrarlar.
Peki, Batı; Madem Reform ve Rönesans hareketini başlattı, kilisenin gücünü kırdı, bilime önem verdi, yeni buluşlar yaptı, teknikte ileri gitti, ünlü düşünce adamları yetiştirdi diyelim. Peki, Batı bütün bu gelişme ve hamlelerine rağmen bugüne kadar nereye insan hakları, nereye hukukun üstünlüğü, nereye demokrasi, nereye adalet götürmüş, getirmiştir.
Bir tane gösterilemez.
Batı sadece sömürmüş, sadece ezmiş, sadece toplu katliamlar yapmış, sadece doğunun ve Afrika’nın zenginliklerini çeşitli yollarla kendi ülkelerine taşımıştır. Batı insan haklarını sadece kendileri için görmüş, kendileri dışında bulunan halkları, sömürülecek, köle edilecek birer varlık olarak görmüştür.
Son örnekleri olan Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya’da meydana gelen kargaşaların sebebi tamamiyle Batı’dır.
…
Türk çocuğu kendi tarihini, kendi tecrübesini bilmeyen bir toplum olamaz, olmamalı.
Tarih bilincimiz neredeyse linç edilmiş bir toplum olmamalıyız.
Neredeyse 100 yıldır tarih yapmıyor, yapamıyoruz. Tabir caizse 100 yıldır nerede ise tatil yapıyoruz.
Tatili biz şekillendirmiyoruz.
Hâlbuki 1000 seneden fazla bir zamandır bu bölgede tarihi biz şekillendirmiştik.
Düşünmek lazım, bugün tarihi neden biz şekillendiremiyoruz. Bu soruyu kendi kendimize ısrarla sormalıyız.