** Halk belki her şeyi bilmeyebilir ama sanılmasın ki halk anlamaz, sezmez. Halk belki bilgisizdir belki yeterli tahsili yoktur ama aptal da değildir. Halkı aptal yerine koymadan da yazılar yazılabilir. Bazı yazar sanılanlar; milletin bilmediğini zannettiği konularda gizli bilgi sahibi gibi davranmayı yeğlerler, faydalı ve güzel sözler de söyleyebilirler.
** Bir yazar sadece kendini akıllı, herkesi aptal görmeden de halkı hor görmeden de toplumu hiçbir şey anlamaz sanmadan da toplumu saf-aptal yerine koymadan da güzel şeyler söyleyip güzelliklerimizi dile getirebilir, güzel taraflarımızı anlatabilir.
** Halka kızmadan, milleti bir kalıba sokmaya çalışmadan da yazabilirler. Bu yazarlar sadece fikirlerini söyleyip “Şöyle olsa daha iyi olur.” diyebilirler. “Böyle olursa daha güzel olur.” diyebilirler. Bu yazarlar, yazı ve davranışlarıyla halkına örnek olabilirler. Köşelerinde oturup her konuyu bilen (!), her şeyden anlayan (!) Her konuya ahkâm kesen biri yerine bilmediği konularda susmasını bilen bir yazar da olabilirler.
** Topluma yol gösterip bilinmezlere atmadan yön gösterebilirler. Halkına şöyle yap, böyle yap diye akıl vermeden, halkını “güdülecek koyun” gibi görmeden yazabilirler. Hayalî düşmanlar yaratıp milleti korkutmadan, hayalî tehlikelerle halkı oyalamadan da yazabilirler. Tenkit etmeden yaralarımıza parmak basabilirler. Eleştirme, karalama olmadan ama yapamazlar.
** Ama yazmazlar. Bu konuları bilmezler. İç dünyalarındaki karamsarlığı bir türlü atamazlar. Her şeyi ve her durumu kötü gösterirler. Tabii ardından da ülkenin güzelliklerinden, geleceğin ümit verici yazılar yazmalı. Milleti karamsarlığa sokmanın manası yoktur. İçinde eleştiri olmadan da yazabilirler. İçinde onu bunu karalamak olmadan, içinde onun bunun açığı eksiği olmadan da yazabilirler. Hep yıkıcı, hep parçalayıcı olmadan da yazabilirler. Ama yazmazlar.
** Bunlar herhâlde Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Mümtaz Turhan’ı, Osman Turan’ı, Erol Güngör’ü hiç mi okumamışlar? Hiç. Hâlbuki bunlara göre: Bazı fikirler vardır ki katılırsınız, bazılarına da katılmazsınız, iktidarların bazı icraatları vardır ki onaylarsınız, bazı icraatları vardır ki onaylamazsınız fakat bu görüşlerinizi her yerde ve her durumda açıklayamazsınız. Onlara göre siz ya illa muhalif olmalısınız ya da illaki muhalefet yapmalısınız. Böyle bir olgu var.
** Bazı yazarlar yanlışa yanlışı abartarak söyledikleri hâlde hiçbir doğruya doğru diyememektedirler.
** Hâlbuki gerekirse aşktan, sevgiden, muhabbetten, birlikten bütünlükten söz edebilirler. Bize iyi ve güzel örnekler verebilir ki biz de onların yollarından gidelim diyebilirler. Yeryüzündeki eserlerimizden, abidelerimizden, hizmetlerimizden bahsedebilirler.
Bizi ümitsizliğe sevk etmeden bir şeyler yazabilirler. Dün tarihte olan başarıları anlatabilirler, çok çalışırsak bugün de çok başarılı olabileceğimizi anlatabilirler.
** Dilimizden, ahlakımızdan, tarihimizden, tarihteki başarılarımızdan söz edebilirler. Bize bizi hatırlatabilirler, geçmişimizi
ve güzelliklerimizi anlatabilirler. Memleketimizin güzelliklerinden, dağlarımızdan, taşlarımızdan, havamızdan, suyumuzda söz edebilirler. Yazılarının içinde dostluklar olabilir, kardeşlik olabilir. Birlik olabilir, bütünlük olabilir. Güzelliklerle dolu yazılar yazabilir, yazılarının içinde güzellikler olabilir.
** Yazılarında dinin, dindarların ve dinî kurumların yaptıkları küçük hatalardan dolayı kınayıp hatalarını göklere çıkarmasın. Kaldı ki, hep kötülüklerden, olumsuzluklardan, eksikliklerden söz etmeden de yazı yazabilirler.
SÜRECEK