Çok kıymetli arkadaşım dostum ağabeyim Mustafa Koç un babası Hüseyin Amcam. Yozgat Beyefendisiydi. Bugüne kadar Yeryüzüne gelmiş en saygılı kibar kalender babacan bir insandı pırlantaydı pırlanta gibi evlatlar yetiştirdi. Yolda karşılaşınca hal hatır sorardı, uzun uzun konuşurduk onu görmek beni çok mutlu ederdi. Yazılarımı okuyor musun ben seninkileri okuyorum derdi. En son dört yolda karşılaşmıştık son karşılaşmamız son görüşmemizmiş meğer. Bir daha göremeyeceğimi bilsem sımsıkı sarılırdım ona..konserlerimizi gururla izlerdi. Onun bizi izlediğini bilmek bizi çok mutlu ederdi. Bizden daha çok heyecanlanırdı. Sen arkamızda dağdın çınardın bizim ormanlarımız çınarsız artık. Yine bizi gittiğin yerden izleyeceksin biliyorum. Sen bize emanetsin derdin bana. Şimdi bizi bize emanet edip gittin. Kol kanat gerdin 70'den 70'e herkese. Memleket sevdalısıydın milliyetçiydin davandan olmayanları hiç ayırmadın bölmedin kimseyi yargılamadın sevgi doluydun herkese kucak açtın yüreğin o kadar büyüktü ki herkese yer verdin. Sağ yüzüne tokat atana sol yüzünü çevirdin. Kin beslemedin kırmadın kızmadın..insana dair ne varsa fazlasıydın sen. Herkeste bıraktığın sevginin insan olmanın derin izleri var merhametin dünyaya bedel sohbetin ses tonun ileri görüşlülüğün her gün giydiğin takım elbiselerin şahsına münhasırdı geçmiş zaman eki kullanıyorum seninle ilgili cümlelerimde. Ne acı nasıl bir yangın bu. Duygularım hislerim tarifsiz koca bir boşluk içimde. Mustafa; senin oğlun olmakla hep gurur duydu sen hepimizin babasıydın ne çok sevenin varmış telefonlarımız hiç susmadı gece aldım o kara haberi ne yapacağımı bilemedim sığamadım hiçbir yere çaresizlik içinde çöktüm kalktım dolaştım oturdum yok canım iyileşir atlatır eski topraktır o dedim gece gelen o acı haberle bütün ümitlerim seninle beraber gitti neden niye hep güzel insanlar gidiyor, iyiler gidiyor, en sevdiklerimiz gidiyor. Boğazım düğüm bağırsam haykırsam faydası yok biliyorum ne ektiysek senin eklediklerinin üstüne koyduk..duruşun Atatürkçülüğün adamlığın insanlığın dürüstlüğün adaletin mükemmelliğin memlekete kattığın renkli kişiliğin esprilerin asilliğin kaliten bizler için büyük kayıp.. Konser kıyafetlerini Mustafa sen olmadan seçmezdi babam anlar kumaşından derdi şimdi ne yapacağız sensiz nasıl dolacak o koca boşluk,nasıl teselli vereceğiz birbirimize, nasıl saracağız o kapanmaz yarayı. Kim bildiğini okuyacak,kim yerinde duramayacak, kim türkü söyleyecek, kim besleyecek kuşları, kim sarmalayacak Aziza ‘yı,kim en önden gidip yardım elini uzatacak birilerine.. hangi insanın ölümü memleketi yasa boğar, derinden sarsar. Fethettiğin gönüller ciğerden yanıyor hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar diye..ateşin düştüğü yeri değil; memleketi, seni tanıyan tanımayan dokunduğun herkesi yaktı kor oldu alev aldı. Sensiz hep eksiğiz.. evin direği gidince hem burnunun direği hem ciğeri sızlarmış insanın. Nasıl durduracağım Mustafanın Suzan ablamın Gamze ablamın sızısını.. Nasıl geçeceğim seni gördüğüm o son yerden. Kim anlatacak babamla ilgili anılarını kimse kalmadı ki.. Sen hem iyi bir baba iyi bir dede iyi bir siyasetçi iyi bir esnaf iyi bir terzi iyi bir gazeteci oldun bütün iyiliklerin başında içinde ortasında sonunda sen vardın ama şimdi yoksun seninle birlikte gitti mi o iyilikler güzellikler sanki hiçbir şeyin tadı kalmamış gibi. Hiç gitmemişsin gibi..bizi bırakmamışsın gibi..kim güldürecek bizi.. Gülerken kimin gözlerinin içi gülecek ah Hüseyin amcam. Babama çok selam söyle seni hiç unutmayacağız Yozgat'tan bir Hüseyin Koç geçti mekanın cennettir biliyorum Rahmetin bol olsun bu yazımı yazarken fonda en sevdiğim Sezen Aksu şarkısı. Yok olamaz dur dur gidemezsin gözlerimin rengi dur bulutlara dönemezsin yok alamazsın beni deli zaman yok ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin..