Altın 6493.25 %0.69
BIST 14421.15 %-0.5
Dolar 46.3084 %0.02
Euro 53.8121 %0.08
Sterlin 61.9469 %-0.18

Lütfen Bize Yardım Etmeyin!

Yıllar önce bu başlıkla bir yazı kaleme almıştım. O günlerde gündem Tunceli’de dağıtılan beyaz eşyalardı. Seçim öncesi yapılan yardımların konuşulduğu günlerde bir soru sormuştum:
Bir şehrin gerçekten ihtiyacı olan şey yardım mıydı?
Bugün aradan geçen yılların ardından aynı soruyu daha yüksek sesle sorma ihtiyacı hissediyorum.
Çünkü sadece Tunceli’de değil, Yozgat’ta da, Ankara’da da, İstanbul’da da, Doğu’da da Batı’da da aynı tabloyu görüyorum.
İnsanlar çalışmak yerine beklemeyi tercih ediyor.
Beklemek...
Bir yardım çıkmasını...
Bir destek açıklanmasını...
Bir af gelmesini...
Birilerinin kapısını çalmasını...
Oysa hayat bekleyenleri değil, çalışanları ödüllendirir.
Geçtiğimiz günlerde Niğde ve iki ilçesinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göz attım. İlçelerin belediye başkanları farklı siyasi partilerden olmasına rağmen vatandaşların ortak gördüğü sorun aynıydı:
Şans oyunları.
Bu sonuç aslında çok şey anlatıyor.
Çünkü insanlar artık alın teriyle kazanmanın değil, bir gecede zengin olmanın hayalini kuruyor. Çalışarak yükselmek yerine talihin kendilerine gülmesini bekliyor.
Üniversite mezunu iş beğenmiyor.
Diploması olmayan ise “Nasıl olsa devlet bakıyor” anlayışına sığınıyor.
Üzücü ama gerçek.
Bugün Yozgat’ta, Ankara’da ya da Türkiye’nin herhangi bir şehrinde işverenlere sorun. En büyük problemlerinden biri nitelikli eleman değil, çalışacak insan bulamamak.
Sanayici işçi arıyor.
Esnaf eleman arıyor.
Çiftçi yanında çalışacak insan arıyor.
Ama insan bulamıyor.
Çünkü yıllardır iyi niyetle yürütülen bazı sosyal yardım politikaları, farkında olmadan üretmek yerine beklemeyi teşvik eden bir yapıya dönüştü.
Burada yanlış anlaşılmak istemem.
Bu sözlerim gerçek ihtiyaç sahiplerine değildir.
Eşini kaybetmiş bir anneye değildir.
Engelli evladına bakmak zorunda olan babaya değildir.
Hastalığı nedeniyle çalışamayana değildir.
Evi yanmış, işi batmış, hayatın ağır yükü altında ezilmiş insana değildir.
Onlara yardım etmek zaten insanlığın da devlet olmanın da gereğidir.
Benim itirazım, çalışabilecek durumda olduğu halde çalışmayı tercih etmeyen anlayışadır.
Çünkü yardımın amacı insanı ayağa kaldırmak olmalıdır; yardımın üzerine oturtmak değil.
Bugün geldiğimiz noktada bazı insanlar için yardım geçici bir destek olmaktan çıkmış, yaşam biçimine dönüşmüştür.
İşte tehlike burada başlıyor.
Bir toplum üretmeden tüketmeye alışırsa, yarın dağıtacak yardım da bulamaz.
Çalışanın ödüllendirilmediği yerde üretim düşer.
Üretimin düştüğü yerde refah azalır.
Refahın azaldığı yerde ise herkes kaybeder.
Devletin sosyal yardım politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.
Yardım tamamen kesilsin demiyorum.
Tam tersine, ihtiyaç sahibi korunmalı.
Ama yardım ile istihdam arasında güçlü bir köprü kurulmalı.
İş arayana yardım verilmeli.
Meslek öğrenene destek sağlanmalı.
Üretime katılana öncelik tanınmalı.
Çalışabilecek durumda olan bir vatandaş, devletin sunduğu iş ve eğitim imkanlarını değerlendirmiyorsa sistem bunu da sorgulayabilmeli.
Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulanan model budur.
Sosyal devlet insanı tembelliğe değil, üretime yönlendirir.
Çünkü gerçek yardım, bir insanın eline sürekli ekmek vermek değil; o ekmeği kazanabileceği imkanı sunmaktır.
Bugün Anadolu’nun en büyük ihtiyacı biraz daha yardım değil.
Biraz daha üretimdir.
Biraz daha istihdamdır.
Biraz daha özgüvendir.
Biraz daha alın teridir.
Bu yüzden yıllar önce söylediğim sözü bugün tekrar ediyorum:
Lütfen bize yardım etmeyin.
Bize iş verin.
Üretim verin.
Umut verin.
İnsanları yardıma bağımlı hale getirmeyin.
Çünkü yardım ederek iyilik yaptığını düşünenler, farkında olmadan çalışmadan yaşamanın kapısını aralıyorsa; o iyilik bir süre sonra hem insana hem topluma zarar vermeye başlar.
Bir millet ancak çalışarak yükselir.
Ve hiçbir yardım, insanın kendi emeğiyle kazandığı ekmeğin yerini tutamaz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tarık Yılmaz Arşivi

Bayramlar vardır…

22/05/2026 02:10