Geçtiğimiz günlerde bir kafede otururken gözüm yan masadaki iki dosta takıldı. Önlerinde dumanı tüten kahveleri vardı ama ikisinin de başı öne eğik, ellerindeki telefonların ekranlarında parmaklarını kaydırmakla meşgullerdi. Dakikalarca ne birbirlerinin yüzüne baktılar ne de tek bir cümle kurdular. Arada bir sadece ekranda gördükleri komik bir videoyu birbirlerine göstermek için başlarını kaldırdılar, o kadar. O an durup düşündüm; yan yana gelmenin, göz göze bakmanın ve upuzun sohbetlerin o eski tadı nereye gitti?
Emojilerin Ardına Saklanan Duygular
Modern dünya bize mesafeleri kısalttığını, iletişimi kolaylaştırdığını söylüyor. Evet, dünyanın öbür ucundaki birine ulaşmak artık saniyelerimizi alıyor. Fakat ironik bir şekilde, teknoloji bizi yakınlaştırırken yanı başımızdakinden uzaklaştırıyor. Artık sevinçlerimizi kalpli emojilerle, tebriklerimizi hazır mesajlarla, kırgınlıklarımızı ise aramaları cevapsız bırakarak yaşıyoruz. Sesimizin tonundaki o şefkati, gözümüzün içindeki o dostane ışıltıyı dijital ekranların soğukluğuna kurban ediyoruz. Oysa hiçbir mesaj, bir dostun "Anlat bakalım, nasılsın?" derken yüzünde beliren o sahici samimiyetin yerini tutamaz.
Telefonu Masaya Ters Koyabilmek
Gündelik hayatın stresi, geçim telaşı ya da iş koşturmacası derken zaten zihnen çok yoruluyoruz. Bu yorgunluğun üstüne bir de sosyal medyanın o hiç bitmeyen bilgi ve görsel bombardımanını eklediğimizde ruhumuz iyice daralıyor. Aslında ihtiyacımız olan şey çok basit: Telefonu bir süreliğine masaya ters koyabilmek, dünyayı dışarıda bırakmak ve karşımızdaki insanın gözünün içine bakarak iki kelam etmek. Çay bardağının sıcaklığını hissederken, karşılıklı bir kahve içerken paylaşılan o dertsiz tasasız dakikalar, ruhumuzun en doğal şifa kaynağıdır.
Sohbetin Şifasını Hatırlamak
Hazır havalar güzelleşmiş, yazın o tatlı esintisi akşamüstlerine çökmeye başlamışken kendimize ve sevdiklerimize bir iyilik yapalım. Bu hafta bir dostumuzu, komşumuzu ya da uzun zamandır sesini duymadığımız bir yakınımızı sadece "sesini duymak, iki lafın belini kırmak" için arayalım. Ekranların sahte parıltısından sıyrılıp, insan insana dertleşmenin, birlikte gülmenin ve hatta birlikte susmanın o asil değerini yeniden hayatımızın merkezine koyalım. Çünkü hayat, paylaşıldığı ve sahici bağlar kurulduğu müddetçe güzel.
Öyleyse ne diyoruz; haydi, bir kahve koyun da iki kelam edelim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.