Afyon ili doğumlu Ali öğretmen, Afyon kentinde ilk ve orta Okulu okuduktan sonra Öğretmen Okulunu kazanır. Büyük bir emek ve gayretle Öğretmen Okulunu başarı ile bitirdikten sonra 1960 yılının Eylül ayında, Sultandağı’nda öğretmenliğe başlar ikinci yılında
Nevşehir ilinin Yuva köyüne öğretmen olarak atanır. Ali Öğretmen, ilk kez gurbete çıkar. Bu ülkesine ışık saçmak yeni nesillere ışık olmak gençlerin ufkunu açmak vatan ve millet sevgisini aşkla şevkle yüklemekti niyeti.
“Gurbetteki Öğretmen” teması, genellikle Anadolu’nun çileli yollarından geçip idealleri uğruna yurt içinde veya dışında zor şartlarda eğitim veren, fedakârlığı hayat tarzı edinmiş eğitimcilerimiz hep böyle. 1960’lar da başlayan gurbet , yurt dışında 60 yılını doldurmuş ve hala devam ediyor.
Almanya’nın Göppingen kentinde 60 yıl önçe gelen Ali Şahin’in gurbet hayatı devam ediyor, etmesinede sanki burası Gurbet değil Gurbeti vatan edinmiş. Ali Öğretmen Nevşehir, İzmit ili EşmeAhmediye köyünden sonra, 1965 yılında Yurt dışına çıkmak için kendi isteği ile İşçi bulma kurumuna yazılır, aynı yıl Almanyaya işçi olarak istenir. Bundan sonrasını Ali Şahin anlatıyor, “çok sevdiğim öğrencilerinden ayrılmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Almanya bana dibi görünmedik deniz gibi geliyor. Nelerle karşılaşacağımı şimdiden merak ediyor birazda korku taşıyorum. Çıktım bu yola bir kere. İstanbul’da Alman doktorları tarafından sağlık muayenesi edildik. Ağzımızdaki dişlere dahi bakıldı. Ben daha 25 yaşındayım. Otobüslerle Almanya’nın Stuttgart ili
Göppingen ilçesine bir Mobilya firmasına işçi olarak geldim. Firma yetkilileri bizi karşıladılar. Arabalarına bindik bir Türkçe konuşan tercümanları da vardı. Bizi kalacağımız pansiyon gibi
Bir yere yerleştik. Bir gece geçirdik ten sonra işe gittik. Çalışacağımız işyerini gezdik, ne yapacağımızı öğrendik. Artık mobilya firmasında işçiliğe merhaba dedim.
Öğretmenlikten İşçiliğe
Öğretmenlik yaptığım yıllar akşam elbiselerimi ütüler kravatımı gömleğimi
Hazırlar her sabah yeni gömlek yeni kravat takardım. Öyle öğrencilerimin huzuruna gelirdim. Çocukların gözleri pırıl pırıldı onları o günleri hatırlayınca burnumun direği sızlıyor. Neyse işe gideceğiz iş elbisesi giyiyorum. Bir yıl mobilya fabrikasında çalıştım. İşi öğrendim bu ara Almanca kurslarına da gittim. Almancayıda konuşur duruma geldim. Beni bir gün büroya çağırdılar. Firmanın şefi,”Şahin bey ustalarımız senin işi öğrendiğini yetenekli olduğunu bize anlattılar. Bizde bundan sonra seni usta işçi olarak görev vermek istiyoruz” dediler. Bende buna sevindim. Firmada ikinci yılımda usta işçi olarak görev yapmaya başladım. İşçilere işi öğretiyorum. Makinelerin ayarını ve kalıp takma çıkartma işlerini yapıyorum. Uzun yıllar sonra, ikinci bir görev daha bana teklif edildi. Yani beni ödüllendirdiler.
SÜRECEK