​Akdağ’ın başında bir kara duman,
Ayrılık hükmünü verdiği zaman,
Yozgat ayazından daha da yaman;
Yürekte yaradır göç dediğin şey.

​Madeni’nde soldu al güllerimiz,
Lozan'la bağlandı bu dillerimiz.
Gurbete uzandı tüm yollarımız;
Yüzlerde karadır göç dediğin şey.

​Perdesi toplanmış kalan hanların,
Mal mülkü olmayan dertli canların,
Sözün yetmediği acı anların,
Kiminde paradır göç dediğin şey.

​Gidenin camından ışığı söner,
Boş konaklara baykuşlar tüner.
Muhacir kafilesi peş peşe iner;
Yollarda sıradır göç dediğin şey.

Sılada can kalır, bedense sürgün;
Yarım kaldı hayat, her gönül üzgün.
Gözyaşı dinmedi geçse de yüz gün;
Kime ne çaredir göç dediğin şey.

​Aras kız duyunca yandı, kavruldu;
Selanik’ten daha kimler savruldu...
Kader rüzgârıyla yönü çevrildi;
Çekilen kuradır göç dediğin şey.

Hasretin, göçün ve yeniden vatan kurmanın hikayesidir mübadele... Akdağmadeni topraklarında kök salan, acıyı bal eyleyen Lozan mübadillerimizin aziz hatırasına bir nebze olsun ses olabilmek için yazdığım şiirle eçmişin hüznüne ve geleceğin umuduna bir parça vefa bırakmak istedim.