Büyüyen Bedenler, Küçülen Kalpler
​Bugün anne ve babalar olarak çocuklarımızın fiziksel gelişimi için büyük bir gayret içindeyiz. En sağlıklı gıdaları buluyor, kıyafetin en iyisini alıyor, fiziksel konforları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Ancak gözden kaçırdığımız çok kritik bir gerçek var: İnsan sadece bedenden ibaret değildir. Eğer bir çocuğun ruhunu inançla, yani “ruhun gıdası” ile besleyemiyorsak, o çocuk ne kadar sağlıklı büyürse büyüsün hep bir yanı eksik kalacaktır.
​Ruhu beslenmeyen bir nesilde acı bir tabloyla karşılaşırız: Beden büyürken kalp küçülür; boy uzarken vicdan ve merhamet cılız kalır. Sorumluluk bilinci ve kulluk şuuru gelişmeyen bir birey, sadece kendi nefsi için yaşayan bir figüre dönüşür.
​Eğitimde Bütüncül Yaklaşım Şart
​Mesele sadece ailede bitmiyor; eğitim sistemimizin ve öğretmenlerimizin de bu dengeyi kurması hayati önem taşıyor. Bir öğretmen, Milli Mücadele’yi ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki azmini anlatırken nasıl ki o ruhu, o gözlerdeki kararlılığı ve vatan sevgisini çocuklara aktarıyorsa; aynı hassasiyeti mukaddes değerlerimiz için de göstermelidir.
​Eğer bir eğitimci;
​Kurtuluş Savaşı’ndaki o büyük imanı anlatıp da Bedir’de, Uhud’da Peygamber Efendimizin (sav) verdiği o eşsiz mücadeleyi ve ruhu yansıtmıyorsa,
​Müfredatın bir parçasını anlatırken, o toprağı mayalayan İslam’ın hakikatlerini görmezden geliyorsa,
​İşte o zaman o çocuğun ruhu gıdasız kalmış demektir. Laiklik kavramı, inanç değerlerini dışlayan bir duvar değil; aksine vicdan hürriyetini koruyan bir zemin olmalıdır. İslam’ı anlatmayı ihmal ederek sadece tek yönlü bir eğitim vermek, nesillerin manevi dünyasında derin boşluklar açar.
​Yüz Yıllık Muhasebe
​Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal yapının, gençliğin savrulmalarının ve değerler aşınmasının kökeninde, son yüzyıldır süregelen bu “tek kanatlı” eğitim anlayışı yatmaktadır. Sadece maddi dünyayı ve seküler sistemleri merkeze alan bir anlayışın ürünü olan bu nesil, ruhsal bir açlık içindedir.
​Unutmayalım ki; vicdanı ve merhameti besleyen kaynak, kişinin yaratıcısına olan bağlılığıdır. Eğer bu bağı koparırsanız, geriye sadece maddeye tapan, maneviyattan yoksun bir kalabalık kalır. Evlatlarımıza hem dünyayı hem ukbayı, hem bilimi hem de imanı bir bütün olarak vermek zorundayız. Aksi takdirde, bedenleri doyururken ruhları aç bırakmış oluruz.
​Nokta.