"Bugün okul nasıldı?", "İyi.", "Peki ne yaptınız?", "Bir şey yok."Bu diyalog size tanıdık geldi mi?Son zamanlarda ebeveynlerden en sıklıkla duyduğum cümlelerden biri şu:"Çocuğum bana hiçbir şey anlatmıyor.", “Okulda ne yaptığından haberimiz yok.”Oysa aynı çocuk arkadaşlarıyla saatlerce konuşabiliyor, öğretmenine yaşadığı bir olayı detaylarıyla aktarabiliyor ya da odasına çekilip kendi dünyasında uzun uzun vakit geçirebiliyor. Bu durum birçok anne ve babayı kaygılandırıyor. Çocuğunun hayatında olup bitenleri bilmek isteyen ebeveynler bazen kendilerini dışlanmış hissedebiliyor.Ancak burada önemli bir noktayı hatırlamak gerekiyor: Çocuklar anlatmayı istemedikleri için değil, çoğu zaman anlatmanın kendileri için güvenli olup olmadığını değerlendirdikleri için susarlar.

Bir çocuk için iletişim sadece konuşmak değildir. İletişim aynı zamanda anlaşılmak, kabul görmek ve duygularının taşınabilmesidir.Çocuklar büyüdükçe yaşadıkları olaylardan çok, yaşadıkları olaylar karşısında hissettiklerini paylaşmaya ihtiyaç duyarlar. Fakat birçok ebeveynfarkında olmadan çocuk konuşmaya başladığında hemen çözüm üretmeye, öğüt vermeye ya da sorgulamaya geçebilir.

"Ben sana söylemiştim.", "Boş ver, takılacak bir şey değil.", "Sen de öyle yapmasaydın.", "Öğretmenin haklıdır."Bu cümlelerin hiçbiri kötü niyetle söylenmez. Ancak çocuk açısından bakıldığında şu mesajı verebilir:"Önce anlaşılmam gerekiyordu ama şu an düzeltilmeye çalışılıyorum."

Çocukların duygusal olarak kabul gördükleri ilişkilerde daha fazla kendini açtığı bilinmektedir.Özellikle ergenlik döneminde çocukların ebeveynleriyle kurdukları güven ilişkisi, günlük denetimden çok daha belirleyici hale geliyor. Çocuklar her şeyi anlatmazlar; fakat anlatacakları zaman kime gideceklerini bilirler.

Peki ebeveynler çocuklara nasıl yaklaşmalı, ne yapmalı?

Öncelikle her konuşmayı bir bilgi alma seansına çevirmemek gerekir. Çocuğun eve gelir gelmez peş peşe sorularla karşılaşması bazen onu daha da içine kapatabilir. Bunun yerine birlikte geçirilen küçük ama kaliteli anlar oluşturmak daha etkili olabilir.Arabada yapılan kısa sohbetler, akşam yürüyüşleri, birlikte hazırlanan bir yemek ya da yatmadan önce geçirilen birkaç dakika... Çocuklar çoğu zaman göz göze sorgulandıkları anlarda değil, yan yana oldukları anlarda konuşurlar.

Bir diğer önemli nokta ise duygulara alan açmaktır.Çocuk bir problem anlattığında hemen çözüm üretmek yerine:"Bu seni üzmüş gibi görünüyor.", "O anda ne hissettin?", "Bunu yaşamak zor olmuş."demek çoğu zaman daha değerlidir.Çünkü çocukların her zaman çözüme değil, önce anlaşılmaya ihtiyaçları vardır.Bazı ebeveynler çocuklarının her ayrıntıyı paylaşmasını bekler. Oysa sağlıklı gelişimin bir parçası da çocuğun kendine ait bir iç dünyasının olmasıdır. Amaç çocuğun her şeyi anlatması değil; ihtiyacı olduğunda gelip anlatabileceğini bilmesidir.

Belki de sorulması gereken soru şudur:"Çocuğum neden anlatmıyor?" değil,"Çocuğum anlatmak istediğinde beni ulaşılabilir, güvenli ve anlayışlı biri olarak görüyor mu?"Çocuklar en çok onları gerçekten dinleyen kişilere anlatırlar.Bazen bir çocuğun kalbine giden yol, doğru soruyu sormaktan değil; cevabı acele etmeden dinleyebilmekten geçer.