Telefonu ya da tableti bir çocuğun elinden almak ne kadar güç değil mi? Çocuklara internet sınırı koymak bugün birçok evde en zor konulardan biri.Çünkü mesele artık sadece “telefonu bırak” demek değil. İnternet; çocukların oyunu, sosyalleşmesi, kaçışı, oyalanması ve bazen de sakinleşme yöntemi haline geldi.

Bu yüzden sınır koymaya çalıştığımız anda sadece bir cihazı değil, çocuğun kurduğu bir düzeni de kesmiş oluyoruz. Ve çoğu zaman karşımıza öfke, ağlama, pazarlık ya da büyük çatışmalar çıkıyor. Ama burada fark etmemiz gereken önemli bir ayrım var: Çocuklar internete değil, çoğu zaman internette hissettikleri şeye bağlanırlar.Çünkü ekran sayesinde çocuklar; sıkıntıyı unuttur, yalnız hissetmez, başarısızlık hissinden uzaklaşır, hızlı haz duygusuna ulaşır ve aynı zamanda kontrol hissini hissederler. Üstelik bu duyguların tamamını hiçbir çaba göstermeden ellerine aldıkları minik bir teknolojik cihaz ile sağlarlar.

Gerçek hayat ise hem emek hem de sabır ister. Çocukların gözünde gerçek hayat anne ve babanın sürekli eleştiren, sınırlandıran ve müdehale ettiği bir dünyadan ibarettir. Bu yüzden ekran ile vakit geçirmek hem çok keyifli hem de çok daha kolaydır. Ailelerin burada gösterdikleri süreyi azaltma çalışması da çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü çocuklar elinden alınan şeyin yerine ne koyacağını bilemez.

Bazı aileler sınır koyarken şu hataya düşüyor: ya hep ya hiç. Çocuğun yaptığı davranışlara göre teknoloji kullanımını belirliyorlar. Bir gün tamamen serbest şekilde kullanabilirken bir diğer gün çok sert yasaklar geliyor… Bu dalgalı yapı ise çocukta kafa karışıklığı ve güvensizlik yaratıyor. Çünkü çocukların dünyasında sınırlar ne kadar net ve öngörülebilir olursa uyum sağlamakta o kadar kolay olur. Örneğin: “Bugün canım istemiyor, telefon yok.” yerine “Hafta içi şu saatler arasında kullanabiliriz.” Demek çocuğun zihnini daha güvende hissettirir.

Bir başka önemli nokta da şu: Çocuk ekranı bırakınca ortaya çıkan boşluk. Çünkü çocuklar ne yapacaklarını bilmiyorlar. Hayal dünyaları kısıtlı… Çünkü teknoloji dünyası yapay bir dünya… Eğer çocuk: evde sürekli eleştiriye maruz kalıyorsa, yeterince oyun oynayamıyorsa, duygusal bağ alanı azsa, başarı baskısı hissediyorsa ve yalnızsa internet onun için sadece eğlence değil, kaçış alanı haline gelir. Bu yüzden internet sınırlandırması sadece teknik bir konu değildir. Çocuk bazen telefondan değil, telefonu bırakınca hissettiği duygudan korkar.Bir değerlendirme yapmakta fayda var. Ebeveynlerin kendine şu soruları sorması önemli olabilir:

  • Evde ekran dışında keyif alanı var mı?
  • Çocuğum benimle en çok ne zaman bağlantı kuruyor?
  • Sürekli “bırak artık” diyorum ama yerine ne sunuyorum?
  • Biz yetişkinler ekran kullanımında nasıl bir model oluyoruz?

Çünkü çocuklar anne ve babasının söylediklerinin küçük bir miktarını alır ancak yaptıklarının büyük bir kısmını… çocuklar sadece kuralları değil, gördüklerini de öğrenirler.

Sevgili ebeveynler sınır koymak sevgisizlik değildir. Sınır güvenli alanları oluşturmaktır ancak mesele bu sınırların nasıl oluşturulduğudur. Sert ve otoriter bir turum yalnızca çocuklarınız ile olan ilişkinize zarar verir.Çocukların yalnızca sağlıklı sınırlara ve anlaşılmaya ihtiyacı var.