“Benim hayatımı yargılamadan önce,
benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç.
Hüznü, acıyı ve neşeyi tat.
Benim geçtiğim senelerden geç,
benim takıldığım taşlara takıl.
Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi.
Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin.”
Kim yazdı ise ne kadar güzel bir söz değil mi?
İnsan, çoğu zaman gördüğüyle hüküm verir.
Bir bakışa, bir suskunluğa, bir hataya ya da bir kırgınlığa bakarak karşısındaki insanı tanıdığını sanır. Oysa hiçbir insan, dışarıdan göründüğü kadar basit değildir. Her insanın içinde sakladığı bir hikâye, taşıdığı bir yük ve kimseye anlatamadığı bir savaşı vardır.
“Beni yargılamadan önce…” cümlesi aslında bir serzenişten çok daha fazlasıdır. Bu söz, insanın anlaşılma isteğinin sessiz bir çığlığıdır. Çünkü insanlar çoğu zaman dinlemeden hüküm verir, anlamadan eleştirir, bilmeden kırar.
Bir insanın neden sustuğunu bilmeden onu kibirli sanabilirsiniz.
Neden uzaklaştığını bilmeden vefasız diyebilirsiniz.
Neden değiştiğini bilmeden suçlayabilirsiniz.
Ama hiçbiriniz, onun geceleri hangi düşüncelerle uyuduğunu, hangi acılarla mücadele ettiğini bilemezsiniz.
Hayat, herkese aynı şartları sunmaz.
Kimi sevgisizlikle büyür, kimi yoklukla…
Kimi güvenmeyi öğrenemez, kimi unutmayı…
Bu yüzden insanların davranışlarını değerlendirirken sadece sonucu değil, yaşadıklarını da düşünmek gerekir.
Yargılamak kolaydır; anlamak ise emek ister.
Çünkü anlamak için vicdan gerekir, sabır gerekir, merhamet gerekir. Günümüzde insanların en çok kaybettiği şey de belki budur: Empati…
Oysa insan, bir gün kendi düştüğü yerde başkasını neden suçladığını anlıyor. Hayat bazen öyle dersler veriyor ki, dün eleştirdiğin davranışı bugün sen yaparken buluyorsun kendini. İşte tam da bu yüzden, kimseyi büyük cümlelerle yargılamamak gerekir.
Unutulmamalıdır ki;
Herkesin görünmeyen yaraları vardır.
Ve bazı insanlar güçlü göründüğü için değil, mecbur olduğu için susar.
Bir insanı yargılamadan önce onun yolundan biraz yürümeyi, yükünden biraz taşımayı, sessizliğini biraz dinlemeyi deneyin. Belki o zaman hüküm vermenin değil, anlamanın daha insani olduğunu fark edersiniz.
Vesselam, beni yargılamadan önce benim yaşadıklarımı yaşayın verdiğim mücadeleyi verin ve ondan sonra yargılayın…