Babalık, yalnızca bir sıfat değil; bir duruş, bir sorumluluk ve bir karakter meselesidir. Bir baba, çocuğuna sadece hayat veren değil, hayatı nasıl yaşayacağını da öğreten kişidir. Bu yüzden babalık; sözle değil, en çok hâl ile, örnek olarak anlatılır.
Gerçek bir baba, önce güven verir. Çocuk, dünyanın karmaşasında kendini kaybettiğinde sığınacağı ilk limanın babası olduğunu bilmelidir. Sert olmakla güçlü olmak aynı şey değildir; baba, gerektiğinde otorite kuran ama bunu sevgiyle dengeleyen kişidir. Çünkü korkuyla büyüyen çocuklar itaat eder, ama sevgiyle büyüyen çocuklar değer üretir.
Babalık, sadece maddi ihtiyaçları karşılamak değildir. Asıl mesele; çocuğun kalbine dokunabilmek, onun ruhunu besleyebilmektir. Birlikte geçirilen zaman, verilen nasihatlerden çok daha etkilidir. Çünkü çocuk, en çok gördüğünü öğrenir. Baba yalan söylüyorsa çocuk doğruluğu öğrenemez; baba merhametliyse çocuk da merhameti miras alır.
Bir baba, çocuğunun hatalarına karşı yıkıcı değil, yol gösterici olmalıdır. Hata karşısında öfke değil, anlayış gösteren baba; çocuğuna sadece doğruyu değil, insan olmayı öğretir. Çünkü hayat, hatalarla öğrenilir ve bir baba, bu süreçte rehber olandır.
Babalık aynı zamanda sabırdır. Her yaşın ayrı bir dili, ayrı bir ihtiyacı vardır. Küçükken oyun arkadaşı, büyüdükçe sırdaşı, yetişkinliğe doğru ise danışılan bir akıl olmak… İşte babalığın en güzel yolculuğu budur.
Son olarak, iyi bir baba olmak kusursuz olmak demek değildir. Hatalarına rağmen sevgisini eksik etmeyen, eksiklerini telafi etmeye çalışan ve her şartta evladının yanında duran baba; zaten en doğru yoldadır.
Unutulmamalıdır ki:
Bir çocuk, babasının söylediklerinden çok, yaşadıklarını hatırlar.
Ve bir baba, bıraktığı mirastan çok, yetiştirdiği insanla anılır.