Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Melikli Köyü…
Haritada küçük, sessiz ve sıradan görünen bir nokta gibi durur.
Ama bazı yerler vardır ki sessizliğiyle konuşur.
Ve bazı hikâyeler vardır ki bilimle değil, hafızayla yaşar.
Melikli Köyü’nün hemen dışında, köylülerin “Tekke” dediği bir tepe yükselir.
Ne modern bir yapı vardır orada…
Ne de turistik bir işaret.
Sadece kaya…
Ve o kayanın üzerinde zamanla büyümüş iki meşe ağacı.
Biri geniş dallıdır…
Diğeri daha ince, daha narindir…
Köylüler onlara sadece ağaç demez.
Bir anlam yükler, bir hikâye taşırlar.

Gökyüzünün Davranışı Değişirse Ne Olur?
Olayın anlatıldığı günlerden biri…
Yine sıradan bir yaz sabahı.
Gökyüzü açık, mavi ve sakindir.
Ama Tekke Tepesi’nin üzerinde iki parça bulut vardır.
İlk bakışta hiçbir şey yok gibidir.
Ama sonra…
Bulut hareket etmeye başlar.
Önce yavaş…
Sonra giderek hızlanan bir dönüş…
Sanki görünmeyen bir merkez bulmuş gibi.
Bir hortumun içine çekilmiş pamuk yığını gibi kendi etrafında dönmeye başlar.
Köylüler izler.
Kimse konuşmaz.
Zaman ağırlaşır.
Bulut, Tekke Tepesi’nin tam üzerine çöker.
İki meşe ağacının bulunduğu noktayı tamamen kaplar.
Sonra…
Bir sessizlik.
Ve ardından ikinci hareket.
Bulut bu kez aşağı iner…
Ağaçların etrafına sarılır gibi döner.
Bir örtü gibi…
Bir işaret gibi…
Sonra yeniden yükselir.
Ve gökyüzüne karışır.
O an orada bulunan herkes için artık dünya eskisi gibi değildir.

Bir Tepe, Bir Rivayet, Bir Hafıza
Köyde bu tepenin anlatısı yeni değildir.
Rivayete göre çok eski zamanlarda bu kayanın zirvesinde iki kişi kuşatılır.
Kaçış yoktur.
Yol yoktur.
Umudun sınırına gelinmiştir.
Ve dua edilir:
“Ya Rabbi, bizi ya katına al ya da burada bir işaret eyle…”
O duadan sonra o kayanın üzerinde iki meşe ağacı belirir.
Biri kadın…
Biri erkek…
Kimi onu sevda diye anlatır.
Kimi kardeşlik diye…
Ama herkes aynı şeyi bilir:
Bu ağaçlar sıradan değildir.

Dokunmanın Bedeli
Zaman geçer…
İnsan değişir…
Ama hikâye kalır.
Köyde anlatılan başka bir olay daha vardır.
Bir adam, o ağaçtan bir dal kırar.
Sıradan bir odun gibi eve götürmek ister.
Ama kısa süre sonra…
Hayatı değişir.
Gözleri kararır.
Görme yetisini kaybettiğini söyler.
“Bir anda dünya karardı,” der.
Bir başkası ise ağacın rüyasına girdiğini anlatır.
“Ağaç bana konuştu,” der.
“Dallarımı kestin…”
Ve ertesi gün, kestiği dalları geri götürüp yerine koyar.
Ama korku artık geri dönmemek üzere yerleşmiştir.

Melikli’nin Sessiz Sorusu
Bugün Melikli Köyü’nde o tepe hâlâ oradadır.
İki meşe ağacı hâlâ durmaktadır.
Ve köy halkı hâlâ konuşur.
Bazıları için bu sadece bir doğa olayıdır.
Bazıları için eski bir rivayet.
Ama bazıları için açıklanamayan bir izdir.
Göbeklitepe bir zamanlar sadece bir tepeydi.
Ta ki anlamı keşfedilene kadar.
Melikli Köyü ise bugün hâlâ aynı soruyu fısıldıyor:
“Ya burada da henüz okunmamış bir hikâye varsa?”