Kıymetli okurlar; Belki yazının başlığı size ağır gibi gelebilir ama günümüzde gerçekten o kadar çok bozulduk ki artık kıskanma duygumuzu kaybetme noktasına geldik ya da getirildik…
Toplumların ayakta kalmasını sağlayan en önemli değerlerden biri ahlâk, edep ve aile yapısıdır. İnsan, sadece kendisinden değil; ailesinden, çevresinden ve taşıdığı manevi sorumluluklardan da mesuldür. Bu sebeple tarih boyunca birçok kültürde namus, hayâ ve aile mahremiyeti önemli kabul edilmiştir.
“Deyyus” kelimesi de bu anlayıştan doğan ağır bir kavramdır. İslam kültüründe; ailesinin ahlâkî yozlaşmasına göz yuman, yanlışlara sessiz kalan ve namus konusunda duyarsız davranan kimse için kullanılmıştır. Bu yönüyle sadece bir hakaret değil, aynı zamanda ahlâkî bir uyarı niteliği taşır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: İnsanları kolayca yargılamak ve bu tür ağır ifadelerle suçlamak doğru değildir. Çünkü herkesin hayatını, imtihanını ve yaşadıklarını yalnızca Allah bilir. Dinimiz, kötülüğe karşı durmayı emrettiği kadar; insan onurunu korumayı, iftiradan uzak durmayı ve dili güzel kullanmayı da öğütler.
Günümüzde bazı insanlar, modernlik adı altında aile değerlerini küçümsemekte; sadakat, edep ve mahremiyet kavramlarını önemsiz göstermektedir. Oysa güçlü toplumlar, sağlam ailelerden oluşur. Ailenin temeli ise sevgi, güven, sadakat ve karşılıklı saygıdır.
Bir insanın asıl görevi; baskıcı olmak değil, örnek olmaktır. Güzel ahlâkıyla ailesine rehberlik eden, doğruluğu ve dürüstlüğüyle çevresine ışık olan kişi hem dünyada huzur bulur hem de manevi sorumluluğunu yerine getirir.
Velhasıl-ı kelam; “deyyusluk” sadece bir kelime değil, toplumun ahlâkî hassasiyetlerini anlatan ağır bir kavramdır. Fakat bu kavramı insanları aşağılamak için değil; aileyi, sadakati ve manevi değerleri korumanın önemini anlamak için değerlendirmek gerekir.