Fark ettiniz mi son zamanlarda oyun oyna(ya)mayan, oyun kur(a)mayan çocuklar her geçen gün artıyor. Bir çocuğun oyun oynamaması, çoğu zaman fark edilenden çok daha derin bir mesaj taşır. Çünkü oyun, çocuk için sadece vakit geçirme şekli değildir. Oyun, çocuğun dili, duygusu, hatta bazen yardım çağrısıdır.

Bir çocuk oyun oynarken aslında şunu yapar: Korkularını yeniden yazar, öfkesini dönüştürür,
merakını sahneye koyar.Oyun, çocuğun iç dünyasının dışa vurulmuş halidir.Peki ya oynamıyorsa?İşte orada biraz durup düşünmek gerekir.Çünkü oyun oynamayan çocuk, çoğu zaman: “Ben ne yapacağımı bilmiyorum” ya da“Bunu tek başıma yapacak kadar güvende hissetmiyorum” demektedir.

Bazı çocuklar oyun kuramaz. Çünkü hep yönlendirilmiştir. “Onu öyle yapma, bunu böyle yap” dene dene… Bir süre sonra çocuk kendi oyununu kurmayı bırakır.Bazıları ise oyun oynamak istemez gibi görünür. Aslında istemediği oyun değil, yalnızlıktır.

Ve bazı çocuklar… oyunu unutmuştur. Ekranlar arasında büyüyen bir çocuk için oyun artık keşif değil, tüketim haline gelmiştir.Ama bazen daha derin bir şey olur. Bazı çocuklar oyun oynamaz… çünkü çocuk olamamıştır. Evde fazla sorumluluk alan, ebeveynin duygusunu düzenleyen, kardeşine bakan, “uslu” olmak zorunda kalan çocuklar…Dışarıdan bakıldığında ne kadar olgun, ne kadar “iyi çocuk” değil mi?Ama o çocuk, olması gerekenden önce büyümüştür.Oyuncaklarla oynayacak yerde, hayatla baş etmeye çalışıyordur.Bu çocuklar çoğu zaman oyun kurmaz. Çünkü zihinleri oyunda değil, “yapılması gerekenlerde”dir.

Bir çocuğun sürekli sorumluluk alması, her zaman güçlü olduğu anlamına gelmez. Bazen bu, onun yük taşıdığı anlamına gelir. Ve yük taşıyan çocuk oyun oynayamaz.Oysa oyun, çocuğun en doğal öğrenme biçimidir. En iyi öğretmenidir. En güvenli terapi alanıdır. Bir çocukla oyun oynamak demek, ona “Seni görüyorum” demektir.Ve belki de en önemlisi şu:
Çocuklar oyun oynamayı doğuştan bilir. Ama oyun kurmayı sürdürebilmek için eşlik edilmeye ihtiyaç duyarlar.

Bu yüzden bir çocuk oyun oynamıyorsa, hemen “tembel” ya da “isteksiz” demek yerine şunu sormak gerekir:“Bu çocuk oyun kurmak için yeterince alan bulabiliyor mu?”, “Yanında eşlik eden biri var mı?”, “Yönlendirilmeden özgürce oynayabildiği bir zamanı var mı?”, “Yaşına uygun olmayan sorumluluklar mı taşıyor?”

Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey,yeni oyuncaklar değil… yanına oturup onun kurduğu oyuna dahil olacak bir yetişkindir.

Ve bazen de… o çocuğun biraz daha çocuk olmasına izin vermektir.

Çünkü bir çocuk yeniden oyun oynamaya başladığında, sadece oyun başlamaz… iyileşme de başlar.