Bayramlar… Biz yetişkinlerin zihninde; aidiyetin, yakınlığın ve sevginin en görünür olduğu zamanlar. Peki ya çocukların dünyasında bayram nasıl yaşanıyor?
Bir uzman olarak bayramlarda en sık gözlemlediğim durumlardan biri şu: Çocukların, iyi niyetle ama farkında olmadan bedensel ve duygusal sınırlarının ihlal edilmesi. “Elini öp, hadi sarıl, ayıp olur…” Bu cümleler çoğumuzun kulağına oldukça tanıdık geliyor. Oysa burada çok temel bir gelişimsel ihtiyaç devreye giriyor: Çocuğun kendi sınırını fark etmesi ve ifade edebilmesi.
Gelişim psikolojisi bize şunu söyler: Çocuklar, özellikle erken yaşlardan itibaren “ben” duygusunu oluştururken, kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını deneyimlemeye ihtiyaç duyarlar. Bu süreçte verdikleri küçük tepkiler—geri çekilmek, sarılmak istememek, yüzünü çevirmek—aslında çok önemli bir mesaj taşır: “Ben buradayım ve neye hazır olduğuma ben karar veriyorum.” Bu noktada biz yetişkinlerin niyeti çoğunlukla sevgiyi öğretmek olsa da yöntem bazen çocuğun iç dünyasında farklı bir karşılık bulabilir.
Zorlanan bir çocuk şunu öğrenebilir: “Ben istemesem de başkalarını memnun etmek zorundayım.” Bu öğrenme, ilerleyen yıllarda sınır koyamayan, hayır demekte zorlanan, onay arayan birey yapısının temellerini oluşturabilir. Oysa bayramlar, tam tersine, çocuklara hem sevgiyi hem de saygıyı birlikte öğretebileceğimiz eşsiz fırsatlardır.
Peki alternatif olarak neler yapabiliriz?
Öncelikle çocuğun sinyallerini fark etmekle başlayabiliriz. Sarılmak istemediğinde geri çekilen bir çocuğu zorlamak yerine, onun duygusunu adlandırmak: “Şu an sarılmak istemiyorsun galiba, bu çok anlaşılır.” Ardından alternatif sunmak: “El sallayabilirsin ya da sadece iyi bayramlar diyebilirsin.” Bu küçük gibi görünen yaklaşım, çocuğa çok büyük bir mesaj verir: “Senin duygun önemli. Senin sınırın değerli.”
Unutmamak gerekir ki sınır öğrenimi, sadece “hayır” diyebilmek değil, aynı zamanda başkasının “hayır”ını da anlayabilmektir. Yani bugün bir çocuğun sarılmak istememesine saygı göstermek, yarının empati kurabilen yetişkinini yetiştirmektir.
Bayramın ruhu; sevgi kadar, anlayışı da içinde taşır. Belki de bu bayram, çocuklarımızdan beklediğimiz gelenekleri bir anlığına esnetip, onların iç dünyasına biraz daha yaklaşma zamanı…
Çünkü gerçek yakınlık, zorla kurulan temaslarda değil; güvenle kurulan ilişkilerde büyür.
Güvenin, sevginin arttığı sağlıklı ve güzel bayramlar dilerim.