Kıymetli hemşehrilerimiz;
Bugün haritayı önümüze koyup Yozgat’ın kaderini belirleyen, ancak bir türlü berekete dönüştüremediğimiz en büyük gücümüzü konuşacağız: Bu şehrin yollarını ve coğrafi konumunu...
Açın Türkiye haritasını ve bakın; Yozgat, Anadolu’nun tam kalbinde yer alır. Doğudan batıya giden de, kuzeyden güneye inen de bu toprakların yakınından geçmek zorundadır. Son yıllarda yapılan bölünmüş yollar ve hayatımıza giren Hızlı Tren hattı, Ankara ile aramızdaki mesafeyi adeta bir saate indirdi.
Sorsanız, “Yozgat’a ulaşım çağ atlattı” derler.
Peki, sormak gerekmez mi?
Bu yollar Yozgat’a zenginlik mi getirdi, yoksa Yozgatlıyı şehirden daha hızlı uzaklaştırmanın bir aracına mı dönüştü?
Yolgeçen Hanı Değil, Üretim Üssü Olmalıydık
Dünyanın neresine giderseniz gidin, yolların ve demiryollarının kesiştiği şehirler lojistik üs olur, ticaret merkezi olur, sanayicinin ilk tercih ettiği yerlerden biri hâline gelir. Çünkü üretilen malı her noktaya ulaştırmak kolaydır.
Komşumuz Çorum’a bakın. Uzun yıllar demiryolu bağlantısı olmadan, yalnızca kara yolu avantajlarını değerlendirerek önemli bir sanayi şehrine dönüştü. Leblebisinden makine sanayisine kadar birçok alanda üretim yapıyor, ihracat gerçekleştiriyor.
Kayseri’ye bakın. Coğrafi avantajlarını doğru okuyarak Anadolu’nun en güçlü ticaret ve üretim merkezlerinden biri olmayı başardı.
Peki, Yozgat ne yaptı?
Biz çoğu zaman sadece yollardan geçen araçları seyrettik.
Arabasıyla, otobüsüyle, tırıyla geçen insanlar Yozgat’ın içinden transit geçip gidiyor. Ne yol kenarlarında insanların durup Yozgat’ın testisini, parmak çöreğini, yöresel ürünlerini alabileceği büyük cazibe merkezleri kurulabildi ne de sanayiciye, “Burası yolların kalbi; gelin fabrikanızı burada kurun” diyebilecek güçlü ve sürdürülebilir bir vizyon ortaya konulabildi.
Yolları yaptık; fakat o yolların kenarına iş üretecek, aş üretecek, katma değer oluşturacak bir anlayışı yeterince yerleştiremedik.
Hızlı Tren Geldi, Ama Kimin İçin?
Hızlı tren elbette çok önemli ve çok değerli bir hizmettir.
Ancak şu soruyu da sormamız gerekiyor:
Bu tren Yozgat’a yatırımcı mı taşıyor, yoksa Yozgat’ın gençlerini Ankara’ya ve büyük şehirlere daha hızlı ulaştırarak göçü mü kolaylaştırıyor?
Eğer ulaşım yatırımlarını üretim, sanayi, ticaret ve istihdam projeleriyle desteklemezseniz, altyapı tek başına kalkınma getirmez.
Aksine, göçü hızlandırabilir.
Tren gelir, Yozgat’ın insanını alır ve gurbete taşır; geriye ise rayların sessizliği kalır.
Şapkaları Önümüze Koyma Zamanı
Yozgat, insanların yalnızca içinden geçtiği, tabelasını dikiz aynasında bıraktığı bir geçiş noktası olmaya mahkûm değildir.
Bu muazzam coğrafi avantajı üretime, istihdama ve ekonomik güce dönüştüremeyen herkesin; yerel yöneticilerin, siyasetçilerin, planlamacıların ve kanaat önderlerinin artık şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir.
“Yol medeniyettir” derler.
Evet, yol medeniyettir.
Ama o yoldan geçenler zenginleşirken, Yozgatlı sadece gurbete giden evlatlarının ardından el sallıyorsa, burada durup ciddi şekilde düşünmek ve hesaplaşmak gerekir.
Çünkü Yozgat’ın kaderi sadece bir geçiş güzergâhı olmak değildir.
Biz bu memleketi yolgeçen hanı değil, bereket merkezi yapmak zorundayız.