Yollarına baka baka yoruldum,
Ömrümün güneşi batmadan yetiş,
Ayrılığın hançeriyle vuruldum,
Uyanmaz uykuya yatmadan yetiş.
Aşkın beni destan etti dillere,
Aktı göz yaşlarım döndü sellere,
Hasretliğin düşürecek dillere,
Diyardan diyara atmadan yetiş.
Derdimi söyledim seher yeline,
Bülbül oldum konamadım gülüne,
Esir düştüm şu feleğin eline,
Köle pazarında satmadan yetiş.
Ne dedim ki, neye küstün sözüme,
Kusurum var ise söyle yüzüme,
Ateş attın yüreğime, özüme,
Bağrımın dumanı tütmeden yetiş.
Ayrılık çekmeyen bilmez dediler,
Dertlilerin yüzü gülmez dediler,
Giden ömür geri gelmez dediler,
Sayılı günlerim bitmeden yetiş.
Kurudu yaprağım dalım kalmadı,
Tükendi sermayem malım kalmadı,
Kesildi takatım halım kalmadı,
Can bedenden uçup gitmeden yetiş.
Gönül bu dünyadan bıkacak bir gün,
Kader yuvamızı yıkacak bir gün,
Tenim teneşire çıkacak bir gün,
Dostlar salacamdan tutmadan yetiş.
Ah- u zarım yer yüzünü doldurur,
Kara günler gül benzimi soldurur,
Bu ayrılık ZAMANÎ’yi öldürür,
Mezarımda baykuş ötmeden yetiş.
ŞAİR ZAMANÎ