Büyük Konuşmamak Lazım - 2

Abone Ol

Monşer: İktidardakiler daha önceki seçimden önce kaçacaklar, ülkeyi terk edeceklerdi ama gidemediler. Şimdi aynı düşüncedeyim. Belkide baskın bir seçim yaparlar. Ama nafile biz gümbür gümbür geliyoruz, anketleri görüyorsunuz, oylarımızın sandıkları patlattığını da göreceksiniz. Bizi seçime sokmamak için belediyelerde şeytanın aklına gelmedik işler yapıyorlar. Yarın bir gün sandık gelecek ve orada görüşeceğiz.
Biz gelip her şeyi düzelteceğiz. 15 Temmuz da tam başbakanlığı biz alıyorduk ki, beklenmedik şeyler oldu ve bizim Başbakanlığımız şimdi Cumhurbaşkanlığına dönüştü. Zaman bizim lehimize çalışıyor. Hazırlan Türkiye biz geliyoruz.
İlerde yapılacak bir seçim Türk’ün ateşle imtihanıdır. Halkın varlığına karşı 20 küsur yıldır her türlü kini kusanlar, son bir hamle ile milletinin egemenliğini ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.
Hedefe ulaşmak için geçmişte, Cemaatleri, tarikatları, bölücüleri ve liboşları kullandılar. Son bir hamle ile Sayın Bahçeli ve şakirtlerini kullanarak haşhaşi bir zihniyeti ülkede hâkim kılmaya çalışmaktadırlar.
Eğer bu ihanet oyununu bozamazsak ilerde Türkiye Cumhuriyeti değil bir diktatörün Ortadoğu ülkesinde güne merhaba diyeceğiz. Tabi bunu deme imkânımız da olursa. Siyasette kartlar yeniden dağıtılmıştır. Siyasette yeni sistem başlayacaktır.
Odgurmuş: Görüyorum ki yine milleti bir takım öcülerle korkutuyor, yine hayal aleminde geziyor ve her tarafa kin kusuyorsunuz. Dünde takılıp kalmışsınız, yarın diye bir endişeniz yok sanırım. Ayrıca senelerdir bol keseden atıyor, rakipleriniz hakkında olmadık şeyler söylüyor, Asılacaksınız, kesileceksiniz, hesap vereceksiniz, sonunuz Menderes gibi olacak gibi uçuk kaçık tehditler savuruyorsunuz. Yüzde bir bile olmayan oy potansiyelinize de bakmıyor her önünüze gelene hodri meydan diyor salvolar çekiyorsunuz. Bu ne menem bir iştir, bir yerlerden bir işaret mi alıyorsunuz.
Sonra; siz iktidara gelirseniz vay vatandaşın haline. İnsanları kucaklamak yerine tehditlerle korkutuyorsunuz. Yok, gazetelere el koyacakmışsınız, yok Suriyelilerin tamamını geri gönderecekmişsiniz. Bu da yetmedi liderinize, örgütünüze, sözlerinize derin manalar yüklüyorsunuz. “Biz gelirsek şöyle yapacağız, biz gelirsek böyle devireceğiz vs.” tehditler savuruyorsunuz. Bu şekilde siyaset olmaz olsa da bir yere varamaz. Öyle Türk düşmanlıkları ile bilinen yazarların, televizyonların parlatması ile de bir yere varılmaz. Bu suni gelişme ve kalabalıklar sizi yanıltmasın. Dikkat ederseniz sizi ve sizin gibi ufak partileri daha çok sol destekliyor, yayınlarında sizlere yer veriyor. Tarihte sizi hiç görmeyen ve görmezden gelenler bugün pohpohlama yarışına giriyorlar. Şunu unutmayın, U. Dündar’ın desteklediği her siyasi ve oluşum kaybetmiştir. Milliyetçi ve mütedeyyin vatandaşın desteğini nasıl alacaksınız siz ona bakınız.
Rakiplere söz söylerken biraz daha dikkatli olmak lazım. Tabanda ve teşkilatlarda görev alan ya da sempati duyan insanlar samimi olarak düşünerek bazı şeyler elbette tepki gösterebilirler fakat bu tepkilerde çok ileri gitmemek makul ölçülerde kalmak lazımdır. Çünkü geçmişte yaşanmıştır ki siyasi liderler ve parti yöneticileri dün kara dediklerine bugün ak diyebilmekte ve tabanda bulunan temiz insanları şaşkınlığa çevirmektedirler. Bizde hile hurda olmaz diyerek karşı partinin yaptığı ve yanlış olarak değerlendirilen durumları sizin partinin yöneticileri de yarın yapabilir.
Rakip partinin yaptığı ve sizin yanlış olarak gördüğünüz hareketleri ve davranışları yarın sizin partiniz de yaparsa ne duruma düşeceğinizi unutmayınız. Dün asla yan yana gelme ihtimalimi yok dedikleri siyasi parti ve oluşumlarla yarın yan yana gelindiğinde o zaman ne diyeceksiniz? O yüzden düşünmek ve söz ve ithamlarda fazla ileri gitmemek lazımdır.