“İslam’ın gönderiliş gayelerinden biri de iyiliğin yeryüzüne hâkim olması, kötülüğün ortadan kaldırılmasıdır. İslam, bunun yolunu bizlere göstermiştir. Bu yol; emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker, yani iyiliği emretmek, kötülükten kaçınmaktır. Doğru, güzel ve hayırlı şeyleri yapmak; yanlış, çirkin ve zararlı şeylerden uzaklaşmaktır.

İyiliğin yeryüzündeki en büyük temsilcisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ise, herkesin huzur içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etmek için çalışmış, ümmetini de bu yönde çalışmaya teşvik etmiştir.

Kin ve nefretin esiri olmuş gönülleri, merhametten yoksun vicdanları; hikmetle, sevgiyle ve bilgiyle yoğurmuş, bütün insanlığa örnek olacak yeni bir medeniyet inşa etmiştir.

Gerçek iyiliğin özünde; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmek vardır. Kulluk ve sorumluluk bilinciyle bir ömür geçirmek vardır. Bilgiyi, sevgiyi, duayı, hüznü ve derdi paylaşmak vardır. Şiddetin her çeşidinden uzak durmak; elimizi haramdan, dilimizi yalandan, kalbimizi öfke ve husumetten korumak vardır.

Sevgiden yoksun kalplere, İslam’ın rahmet yüklü mesajlarını ulaştırmak vardır. İnsanın fıtratını bozan, ahlakını zayıflatan, düşmanlığa, kin ve nefrete sevk eden kötülük yollarını kapatmak vardır.

Hâsılı; kendimize, ailemize, çevremize ve bütün yaratılmışlara, sadece Rabbimizin rızasını umarak şefkat ve merhametle yaklaşmak vardır.

Maalesef günümüzde kötülük ve kötüler, insanlığın gündeminde daha fazla yer alıyor. Dünyamızı kötüler ve kötülükler kuşatıyor. Yeryüzünü ifsat edenlerin sesi, ıslah etmek isteyenlerden daha fazla çıkıyor. Barışın yerini savaş, merhametin yerini şiddet, sevginin yerini nefret almaya başlıyor.

Kötülüğü yaygınlaştırmak isteyenler; zararlı akımlar, sapkın ideolojiler ve kötü alışkanlıklar ile çocuklarımızı ve gençlerimizi millî ve manevi değerlerimizden uzaklaştırmak istiyorlar. Onların tertemiz fıtratlarını bozmaya çalışıyorlar.

Yaşanan bütün bu olumsuzluklar karşısında her birimize düşen görev ve sorumluluklar vardır. Bize düşen görev; emredildiği gibi iyilikte yarışmaktır. Durum ve şartlar ne olursa olsun, her daim iyiliği yaşamak ve yaşatmak, kötülüğün ve kötülerin karşısında durmaktır.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin hem gerçek hayatta hem de sanal mecralarda iyi insanlarla birlikte olmaları ve kötülerden uzak kalmaları için gayret göstermektir. Onlara şefkat ve merhametle muamele etmektir. Onları sahih ve doğru bilgiyle aydınlatmak; Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in güzel ahlakıyla buluşturmaktır.

Unutmayalım ki, yeryüzünü iyilik imar edecek, dünyayı yaşanılır hâle iyiler getirecektir.”

(Kaynak: Diyanet Hutbeleri)

Sağlıklı, mutlu ve huzur dolu nice yıllara inşallah.
Cumanız mübarek olsun.