Merhabalar, ben yeni yıla Atsız okuyarak giriyorum ve yazıma da onun bir dizesiyle başlamak istiyorum.
“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz”
Peki bu dize bize ne söylemek istiyor…
Bana bu dizeler, bir yol tarifi değil de; bir sınır çizimi gibi hissettirdi.
Yufka yürekli olmak insana yakışır.
İnsanın yüreği sızlar, affeder, merhamet eder. Ve bu ne kıymetlidir…
Ama devlet yufka yürekli olamaz.
Olursa, dağ aşamaz.
Olursa, yük taşıyamaz.
Çünkü devletin yürüdüğü yollar çetindir;
fırtınalıdır, taşlıdır. O yollarda yürürken tereddüt etmez.
Türk devlet geleneği, yalnızca bir yönetim biçimi değil; binlerce yılın süzülmüş hafızasıdır.
Göktürk kitabelerinden itibaren devletin varlık gerekçesi nettir:
“İli tutmak, töreyi korumak.”
Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan, halka seslenirken yalnızca öğüt vermez; devleti ayakta tutan çizgiyi de çizer. Töre bozulursa, devlet çöker. Töre ise adalet kadar kararlılık ister.
Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde bu anlayış açıkça görülür.
Devletin merhameti mazluma, kudreti ise bozguncuya yöneliktir.
Osmanlı’da eline silah alan isyan, devlet nezdinde meşruiyetini kaybederdi.
Düzeni bozan, yol kesen, cana ve mala yönelen her hareket karşılığını alırdı.
Ve Cumhuriyet, canım Cumhuriyet..
Cumhuriyet de bu hafızanın kopuşu değil; devamıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, yokluğun ortasında bir devleti ayağa kaldırırken neyi reddettiğini çok iyi biliyordu.
Teslimiyeti.
Milli Mücadele, yalnızca bir savaş değil; bir karakter beyanı değil miydi zaten.
Burada da şu dizeler aklıma geldi yazmadan geçemeyeceğim,
“Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek
Tandır başlarında uyudun mu hiç? “
Unutmak yok. Bu topraklarda unutmak, yarayı inkâr etmektir.
Ve şimdi yeni bir yılın eşiğindeyiz. Yeni yıla unutmayarak girelim.
Terör bir fikir değildir.
Bir talep biçimi hiç değildir.
PKK eli kanlı bir terör örgütüdür.
Takvim yaprakları değişir ama bazı gerçekler değişmez.
Hepimize yeni yıl da; sağlık, huzur, mutluluk, diliyorum.
Aziz Şehitlerimizi, Gazilerimizi saygıyla anıyorum.
Ne mutlu Türk’üm Diyene.