Bir ressam olarak kuru boya tekniğiyle meydana çıkardığım sade ama etkili estetik dili, bu “yeniden kurma” eyleminin sanat dilindeki karşılığıdır.
Elma, Jungcu psikolojide bilgi ve bilincin arketipidir. Kızıl Elma, bu arketipi hem kolektif hem bireysel düzeyde yeniden yorumlar.
Elmanın merkezindeki ışık noktaları, insanın içindeki doğruyu ve güzeli arama dürtüsünü simgeler. Çevresindeki küçük küreler ise bu ideali çevreleyen arzular, sapmalar veya yoldaki sınavlardır.
Renk psikolojisi açısından kırmızı güç ve tutku, sarı sezgi ve bilgelik, yeşil ise umut ve dengeyi temsil eder. Bu üç rengi elma üzerinde harmanlayarak insan ruhunun bütünleşmesini anlattım. Bu anlamda Kızıl Elma, hem bir içsel hedef hem de kolektif bilinç arayışının simgesidir.
Türk kültüründe bazı sayılar ve renkler Türk dünya görüşüne göre farklı isimlerde söylenir: örneğin “kırmızı” renk olarak söylenir ama aynı kelime “yüzünüz kırmızı” denirse başka anlama gelir. Al kelimeside kırmızı anlamındadır, al bayrak denince manevi bir anlam kazanır ama kırmızı bayrak denince aynı anlamı kazanmaz.
Kızıl kelimesi de altın rengine yakın kırmızı renge söylenir. Kızmak kökünden türemiştir ve kızıl sözcüğü ortaya kutsal ve manevi değerler kazandığı gibi bir dönem de Sovyetler Birliğinin ordusuna bu ad verilmiştir. “Gök girsin kızıl çıksın” Türkler de söz vermenin ölüme kadar gittiğini ifade eder. “Kızıl Elma” ibaresindeki kızıl sözcüğü altın kızıllığını ve kutsamayı ifade eder. Kızıl Elma bir nevi altın elma, altın ışık gibi ulaşılması gereken, ulaşıldığı zaman orayı mamur eden, nizam veren ve ulaşıldıktan sonra yine yeni bir amaca, hedefe yönelten bir ülküsüdür (idealdir).
Kırmızı, al ve kızıl Türk kültüründe bir rengin kullanım yerlerine göre anlam çeşitliliği taşıyan bir kelimedir. Sanat eğitimi açısından eser, öğrencilerde kültürel kimlik bilinci, estetik duyarlılık ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirebilecek niteliktedir.
Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi” adlı kitabında belirttiği gibi: “Eğitim, insanın kendi dünyasını yeniden kurma eylemidir.” Bu eser, sanat aracılığıyla insanın kendi kimliğini yeniden kurmasının mümkün olduğunu gösterir.
Öğrenciler için “Kızıl Elma”, hem bir tarihsel simgeyi hem de ahlaki bir ideali temsil eder: Sabır, emek, bilinç ve güzelliğe adanmışlık. “Kızıl Elma” adlı eseri, Türk kültürünün sembolik mirasını evrensel bir düzleme taşır.
“Kızıl Elma”nın tarihsel serüveni, Doğu’nun kendi medeniyet idealini kurma çabasının ifadesidir. Ancak modern çağda bu ideal, Batı’nın “uygarlık misyonu” söylemi karşısında kırılmaya uğramıştır. Bu açıdan “Kızıl Elma”, modernleşmenin toplumsal etkilerine dair bir yorumdur.
Sanatçı, “uygarlaştırma”nın sömürgeci anlamını reddederek; uygar insanın vicdanını, sabrını ve estetik bilincini ön plana çıkarır.
Bu yönüyle eser, hem Doğunun hem Batının ötesinde bir insanlık ideali önerir:
“Gerçek uygarlık, kalpteki elmayı parlatmak anlamına gelmez; toprağı işleyip üreterek eşit, adaletli bir nizam ile insanı kucaklamak ve iyilikleri fethetmektir.”
Halil Gülel hocama sağlık sıhhat ve çalışmalarında başarılarında başarılar diliyorum.
Kaynakça
Fanon, Frantz. Yeryüzünün Lanetlileri. İstanbul: Versus Yayınları, 2017.
Freire, Paulo. Ezilenlerin Pedagojisi. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2018.
Jung, C.G. Man and His Symbols. London: Aldus Books, 1964.
Said, Edward. Oryantalizm. İstanbul: Metis Yayınları, 2019.
Spivak, Gayatri Chakravorty. “Alt Sınıf Konuşabilir mi?” Toplum ve Bilim, 83 (1999): 45–70.
Fotoğraf: Halil Gülel
