Altın 6370.11 %0.42
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4332 %0.04
Euro 53.4304 %-0.38
Sterlin 61.4568 %-0.03

Anılarla Mazideki Yozgat-20

Ziya’nın hayatı ile ilgili kaldığımız yerden devam edeceğim.

Ziya’nın nişanlısı Fikrîye şu sıralar 74-75 yaşlarında olmalı. Halen Alaca’da yaşıyor. Sağ. Fikrîye’yi Ziya öldükten sonra akrabalarından Eğitmenin Mustafaynan (Öğretmen Mustafa) everdiler. Eğitmenin Mustafa (Mustafa DEMİR) eğitmenliğin yanında Sarıkaya ve Yerköy’de de tahsildarlık yaptı. Eğitmenin Mustafa bizimkine de (Kocası Kazım Yıldırım’dan bahsediyor.) 3’e kadar okutmuş.

Daha sonra annesinden aldığımız bilgilere katabileceği veya çıkarabileceği bilgilerle ilgili oğlu Harun Yıldırım’la genç tahsili ve hafızasının kuvvetli olması sebebiyle görüşmenin konunun netliği ve kesinliği bakımından anlamlı olacağı düşüncesiyle onunla da ayrıca görüşme yapılmış.

Ona da Ziya dayısıyla ilgili bildiği ve duyduğu şeylerin olup olmadığı sorulur. O da şunları söyler: Ziya dayım (soyadları Çalışkan) 7 çocuklu bir ailenin oğlu. Babası Ömer annesi Hatice Çalışkan’dır. Dayım Ziya ile birlikte Gürcü ve Fadime Halam rahmetli oldular. Hayatta olan Tekmile Yıldırım (annem) ve halam Azime Yıldırım ve diğer dayım Ahmet Çalışkan köyümüz Karacalar’da yaşıyorlar. Diğer halam Emine Akbulut ise Alaca’nın Sincan Köyü’nde yaşamakta. Büyüklerimden duyduğuma göre Ziya Dayım ata biner çok iyi cirit oynarmış.

Günlerden bir gün Ziya Dayım Kızıltepe Köyü’ne babasının imam durmasıyla yerleşmiş olan nişanlısı Fikrîye’yi görmeye gider. Dayım ve Fikrîye birbirlerini çok severlermiş. Fikrîye ile nişanı Kızıltepe’de yapılmış. Kızıltepe Köyü’nde nişanlı görmek pek hoş karşılanan bir şey değilmiş. Görmeye yeltenen delikanlı da bu anlayıştan nasibini alırmış. Bütün bunları göze alan Ziya Dayım nişanlısı Fikrîye’yi görmeye gider. Bu buluşmalar genellikle geceleri yapıldığı için gecenin ayazından nasip almasını da normal karşılamak lazım. Soğuktan Ziya Dayım epey nasip almış. Nişanlısını görmeye gittiği Kızıltepe dönüşleri zaman zaman uzadığı için ev sahiplerini şüphelendirmemek için Fikrîye dayıma damda yatak yaparak yatırırmış.

Yine böyle bir yatmanın sabahında Ziya Dayım elbiselerinin bıçakla parçalandığını görmüş. Yiğitlik anlayışına aykırı gelen bu davranışa dayım çok üzülmüş… Bütün araştırmalara rağmen suçlu bulunamamış. Bu hareketin sonunda döndüğü Karacalar Köyü’nde hastalanarak yatağa düşmüş… Karın ağrılarına tutulmuş. Dayım fazla yatmamış ölmüş. Ziya Dayımla ilgili şu olayı da anlatırlar: “Ziya Dayım hasta yatağındayken pencereden bir kelebek odaya girer. Dayım hasta bakışlarıyla kelebeğe bakarak bizi ayırma Allah’ım bizi ayırma…” demiş. Hatta şunu da duydum: Fikrîye halen dayımın saçını, tarağını, aynasını saklıyor adını anmadığı gün olmuyormuş.

Burada söze karışıp Fikrîye hakkında ne bildiğini sorduk. Harun Yıldırım anlatmaya devam etti. Fikrîye’nin çilesi bunlarla bitmez. Bir müddet sonra köyümüzün ileri gelenlerinden Hasan Ağa’nın ısrarlı baskılarıyla evli, tahsildar eğitmen Mustafa ile evlendirilir. Halen Alaca’da yaşamaktadırlar. Fikrîye Ziya Dayımla ilgili sorulara kocasının aşırı kıskanç olması sebebiyle cevap vermiyormuş. Fikrîye’nin Mustafa ile evliliğinden 6 çocuğu olmuş. 2’si ölmüş, 4’ü da yaşıyor... Bu bilgilere bir de Fikrîye Hanım’ın el yazısıyla verilen bilgileri ilave ederek sonuca geliyoruz. Vereceğimiz bilgiler Fikrîye Hanım’ın kendi el yazısıyla Merhum Turgut Özal’a (Cumhurbaşkanımız) yazdığı fakat Merhum Özal’ın ölmesiyle gönderilemeyen mektuba aittir. Mektubu bize Harun Yıldırım Beyler vermişlerdir. Mektup halen bizde bulunmaktadır. İşte Fikrîye Hanım’ın yazdıkları: 17 yaşında nişanlısını kaybetmiş, bu kayıp sebebiyle Yozgatlının bildiği 30 kıtalık Ziya’nın türküsünü yazmış. Talih kendisine kumalı bir evliliği layık görmekle kalmamış sağlığında 2 oğlunun ölüsünü de görmüş. Tesellisi yaşayan 4 çocuğu olan Cevriye, Keriman, Fadime, Neriman… Fikrîye Hanım ölen birinci oğlunun Aksaray’da Mal Müdürü iken 34 yaşında, ikinci oğlunu da 14 yaşındayken kaybetmiş. Fikrîye Hanım yaşının 76 olduğunu söylüyor. Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olmak haftada başka anılarda buluşmak üzere yazımı Ziya’nın dörtlükleriyle bitiriyorum. Hepinize selamlar saygılar…

Atına binmiş de arar eşini

Duman almış şu Çamlığın başını

Benim için ağlıyorsan ağlama

Aha geldim sil gözüyün yaşını

Ceviz idim indirdiler dalımdan

Beni ayırdılar nazlı yârimden

Eğer yârim dutmaz isem salımdan

Onu için açık gider gözlerim

Gızıltepe yolu postamız oldu

Bu cahillik senle beni mi buldu

Garın ağrısı da mahana oldu

Onun için kapanmıyor gözlerim

Üç guş gondu tabıdıyın başına

İflah olmam ben bu dertten boşuna

Garip yazan mezarın taşına

Gelen geçen garip ölmüş desinler

At üstünde guşlar gibi dönen yar

Gendi gidip emsalları yanan yar

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmail Cenan Arşivi