Kenan Eroğlu
Anılarla Mazideki Yozgat-21
Bugünkü yazımda da “Gelin Kayası” hakkında bildiklerimi anlatmaya çalışacağım.
Gelin Kayası Yozgat’ın kuzey kısmında Topaç-Musabeyli Köylerine doğru giderken yeni Cezaevlerini biraz geçince Nohutlu Tepesi’nin arkasında bulunan bir yerdedir. Buraya “cehrilik” deriz. Burada sıra sıra dikili kayalar bulunur. Bunlar oldukça fazladır. Bu kayalara “Gelin Kayası” denir. Bunun çok eski yıllara dayanan bir öyküsü vardır. Dilden dile dolaşır. Mayıs ayının ikinci haftası eğrice olarak buralar ziyaret edilir. Eğricenin bir diğer adı da Hıdırellez’dir. Bu aylarda buralar ziyaretçilerle dolar taşar. Nişanlılar, gelin kızlar, damatlar aileleriyle birlikte gelirler akşama kadar eğlenirler. Çeşitli oyunlar oynarlar, hoş vakit geçirirler. Akşam olunca giderken bu lalelerden demet demet alıp götürüler. Bu laleler kırmızı, vişne renkli olurlar; çok güzel kokarlar.
Gelin Kayasının öyküsü çok eski yıllara dayanır. Efsaneye göre köyün birinden gelin alayı gelmektedir. Bunları eşkıyaların kılavuzu gizli gizli takip eder. Sonunda tenha bir yere geldiklerinde eşkıyalara haber verir. Eşkıyalar belli bir müddet sonra bu gelin alayına yetişirler. Gelin alayının yanındaki kervanın bütün erkeklerine saldırırlar. Hepsini de öldürürler. Gelinle damat bu olay karşısında çok korkarlar. Zombur zombur titrerler ve korkudan dilleri tutulur. Adamlarının hepsi gözlerinin önünde öldürüldüğünden moralleri çok bozulmuştur. Bu eşkıyalar öldürülen bu kervandaki erkeklerin bütün paralarına, kıymetli eşyalarına, atlarına, develerine el koymuşlar. Yine de çekilip gitmemektedirler. Maksatları gelini ve yanındaki genç bayanları alıp esir pazarlarında satmaktır.
Bu durumda gelin ve damat ellerini havaya kaldırır. Allah’a çok içten gelerek dua ederler. “Allah’ım bizi bu zalim eşkıyaların elinden kurtar. Bizi bunların eline düşürme ne olur. Sen her şeye kadirsin. Duamızı kabul et. Bizi bunların elinden kurtar. Bizi ya taş et ya da kuş et!” diye candan ciğerden dua ederler. Duaları kabul olunur. Güzel gelinle birlikte yanındaki bayanlarla haydutlar develeri, atları oracıkta taş olur. Damat ise kuş olup gökyüzüne uçuverir.
Güzel gelinin ağlarken gözlerinden dökülen yaşlar sel olur oracıkta kırmızı, vişne renkli çok güzel kokulu laleler bitmeye başlar. Bu laleler buranın her tarafını kaplar.
Eğricede Mayıs ayının ikinci haftasında cehrilik laleleri kırmızı kırmızı açar. Beyaz güvercinler gökyüzünde süzülürler. Yozgatlı avcılar buradaki güvercinlere ateş etmezler. Onları korurlar.
Bir rivayete göre de her sene damat kuş şeklinde gelir. Nişanlısının taş olan kayasının üzerine konar, acı acı öttükten sonra da uçup gidermiş. Bu kuş geldiğinde orda bulunan ziyaretçiler de bu durum karşısında gözyaşlarını tutamaz ağlarlarmış.
Ayasofya Camii’nin ibadete açılması kararı nedeniyle başta Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Milletimize hayırlar getirsin inşallah.
Bugünkü anlatacaklarım bundan ibaret olup haftaya başka bir dizide buluşmak üzere yazımı Yozgat Sürmelisinin bir mısrasıyla bitiriyorum. Hepinize selamlar saygılar..
Sarı çiğdem mor menekşe zamanı
Kaldır dağlar başındaki dumanı
Yine geldi ayrılığın zamanı
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.