Ahmet Sargın
Apartman Hayatı
Bir gün işyerinde çalışırken, bir ağıt geldi. Sağa baktım, sola baktım. Ortada kimse görünmüyor.
Dışarı çıktım, arkadaşlar acılı bir ağıt geliyor dedim. Yukarda bir dede var, teyzeyi dövmüş, onun ağıdı dediler. Ben merak ettim. İkinci kata çıktım. Zili çaldım. İki kadın çıktı. Niçin ağlıyorsunuz dedim. Evlat seni Allah gönderdi. Dede öldü, bizlerde şaşırdık ne yapacağımızı bilemedik dediler.
Hemen içeriye girdim. Dede somyadan sıyrılmış yere oturur gibi öylece kalmış. Hemen soyutalım abla şuraya. Bir yatak ser taze çarşaf olsun dedim. Dedeyi soyuttuk. Yer yatağına yatırdık. Çenesini bağladım, üzerine çarşaf örttüm.
Abla, kiminiz var dedim. Oğlum var, otobüs işletmecisi dedi. Hemen aradım. Babanız Hakk’ın rahmetine kavuştu gelin dedim. Hemen geldiler. Cenaze aracına koydular. Ben geri işime başladım. Ustaya durumu anlattım. Oğlum Allah senden razı olsun, Allah herkese nasip etmez, aferin dedi.
Burası İstanbul, apartman hayatı, komşuluk yok. Ne olmuş insanlara. 1966 senesinde 16 yaşındaydım, bir yardım yaptım. O zaman öğrendim apartman hayatını. Akşam bir kilo şekerleme aldım başsağlığına gittim. Zile basınca o teyze açtı. Aha geldi dedi. Dizlerimin bağı çözüldü. Çünkü amcanın bir şeyi mi alındı diye düşündüm. Teyze farkına vardı. Aman evlat senden memnunuz dedi. İçeri girdim. Oğlu hemen ayağı kalktı, evlat gözlerinden öpeyim. Sen nasıl korkmadan babamı soyuttun, çenesini bağladın. Allah senden razı olsun. Oradaki insanların ellerini öptüm. Abi, bundan sonra benim küçük kardeşimsin deyip. beni onurlandırdı.
Dostluklarımız devam etti.
Eskiden evde yoğurulan hamurlar pişirilmesi için fırınlara götürülürdü. Evlere çörek yapılır, en az bir ay yenirdi.
Annem bir gün evde hamur yoğurdu. Beni çağırdı, oğlum hamuru götür fırına çörek yaptır dedi. Hangi fırına diye sordum. Salih amcanın fırınına dedi. Baban, fırıncı Salih amcanla görüşmüş. Ben kardeşlerimle helkelerle hamuru götürdüm. Fırına girince, gel bakalım namussuz herif dedi. Sen akraba olduğunu niçin söylemedin, birde Abdinin oğlusun. Abdi benim eniştem insan söylemez mi dedi.
Fırında çöreklerimizi yaptı. Ben parası kaç diye sordum. Salih amca parasını aldık babandan. Şimdi burası senin. Ogün seni tanımadım kusura bakma dedi.
Bende elini öptüm. Çörekleri evimize götürdüm.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.