Ahmet Sargın
Atatürk Çeşmesi
Bir gün, Nizam Yıldırım ile Çamlık’ta geziyorduk.
Nizam, şu derede güzel bir su var. Yalnız götürmek kolay değil. İzin almamız gerekiyor.
Ormandan izin alacağız dedi.
Ben de götürelim dedim.
Devlet Su İşleri’nden YSE’den işlemleri yaptılar. Dosyamız hazırlandı.
Orman Bakanlığına gitmemiz lazım. Fakat, işler gecikeceği için ben o gün müdür beyden rica ettim.
Biz suyu götürelim, ondan sonra işlemlerimizi yaparız dedim.
İşe başladık, suyu çıkardık, tahlilleri yaptırdık. İşçiler çalışırken, ormancılar bastılar.
Kimden izin aldınız deyince müdür beyden dedim.
Müdür beyi telefonla aradılar. Müdür bey hemen dönüş yaptı. Benim haberim yok diye. Halbuki haberi var.
Bende hemen o günkü AK Parti’nin başkanı Celal Köse’ye gittim.
Durumu anlattım. Taşköprü mahallesine çeşme getireceğim ama müdür dosyamızı Ankara’ya göndermiyor.
Suyu çıkardım ama durdurdular. Bize yardım edermisiniz deyince, aman o ne demek abiciğim, sen suyu evine götürmüyorsun mahalleliye götürüyorsun.
Allah hayrını kabul etsin dedi. Hemen müdür beyi aradı.
Hüseyin abinin dosyasını ver kendi Ankara’ya götürsün dedi.
Müdür bey dosyamızı verdi ve Ankara’ya götürdüm.
Orman bakanlığına gittim. O gün dosyanın işini bitirdim. İsmini orada koydular.
M. Atatürk çeşmesi olarak ismi belirlendi. Burada emeği geçen Celal Köse’ye bu vesile ile teşekkür ederim. Saygılar sunarım.
Bugün çeşmemiz akıyor. Çamlığın altında, komşular kullanıyor.
MÜŞTERİ...
Dükkanda birgün satış yapıyordum. Ogün müşteri kilim aldı. Ama biraz münakaşa yaptı.
Bu münakaşayı gören Doğan Ökçü abimiz varmış, hiç bir şeyin farkında değilim.
Biraz sonra müşteri gitti.
Ama Doğan abi bu boşluktan yararlanarak Koç’a şaka yapalım derler.
Komşular dispanserden telefon ederler.
Ula Hüseyin, mobilyacıyım diye şımarma, bana deminden kafa tutuyordun, erkeksen dışarı çık, dispanserin önüne gel, senin ağzını gözünü kırayım diye beni tehdik etti.
Bende müşteri diye dispanserin önüne çıktım.
Beklemeye başladım biraz sonra Doğan abi geldi.
Koç niçin sinirlisin diye sordu.
Müşterinin biri bana kafa tuttu diye sinirli bir şekilde söyledim.
Bakar ki, ortalık karışacak, hemen Hüseyin o telefonu eden bendim.
Sana şaka yaptık. Sakın olaki müşteriye çatma diye ikaz etti.
Ondan sonra dispanserden arkadaşları geldiler ama kahkana atarak.
Abi iyiki adamcağız burada geçmedi diye konuşuyorlardıki o arada münakaşa ettiğim adamda gelmez mi?.
Artık adama anlattılar, oda bizimle gülmeye başladı.
İyiki söylediniz yoksa Hüseyin abi beni döverdi diye şaka yaptı.
Doğan Ökçü abiye Alah’tan rahmet, arkadaşlara ve değerli doktorlara sevgi ve saygılarımı sunarım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.