Sizin de bayramınız var mı?
Ya da kıyametiniz?
Hani her insanın kıyameti kendine büyük derler ya,
Paylaşamıyorsanız bayramı her insanın bayramı kendine güzel olur.
Dertler de öyle değil mi?
Paylaşmadığınız dert yük oluyor yüreğinize.
Paylaşamadığınız sorunlar altında kalıyorsunuz bir müddet sonra.
Ve vuslat anı.
İnsanın kıyameti tam da o gün kopuyor aslına bakarsanız.
Eski bayramlar diye başlayan iç çekişlerimizin sebebi de bu.
Hayat hengamesi, yoğunluk dediğimiz bizi bizden alıp götüren dünya meşakkati maalesef bayramları “eski”, ruhumuzdaki o çocuğu da “yaşlı” kılıyor.
Ve bayramlar eskide, çocuksu ruh ise yaşlılıklarla karşılaşıyor.
Allah kabul etsin, bir mübarek ayı geride bıraktık, oruçlar tutuldu.
Herkesin orucu kendine.
Lakin bayram var ya bayram, paylaşılmıyorsa, o güzellik yansımıyorsa, çevrenize, etrafınıza, sokakta hiç tanımadığınız insana o bayram bayram olmuyor.
Benim Bayramım, demeden biz olabilmeli.
Şu sıra çok fazla ‘ben’ demedik mi?
Benlik beraberince bencilliği getirdi.
Kutuplaşmalar, ayrışmalar, ondanlar, bundanlar, karşıdakiler, beridekiler derken ‘ben’ olduk üstelik en bencilinden.
Ben’in ne anlama geldiğini tasrif etmek istemiyorum, siz anlamını biliyorsunuz.
Tütün kolonyası, bir küçük şeker ve kına kokulu küçük ellerin dünyasından sizlere kocaman en büyüğünden iyi bayramlar dilemek istiyorum.
Dilerim Mevla, önce gönlünüze, beraberinde ailenize, yaşadığınız çevreye, Yozgat’ımıza, ülkemize ve Türk-İslam alemine, mutluluk, huzur ve çalışma gayreti kazandırır.
Bayramınız mübarek olsun.
Vaktiniz olursa bayramlaşmaya gazetemizin Zafer İş Merkezi’ndeki bürosuna bekliyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.