Anadolu’da yaşayıp,
Anadolu’da nefes alıp,
Her şeyden önemlisi Anadolu’da doğup,
Anadolu olmamak, olamamak!
Ne acı, ne garip değil mi?
Tıpkı Bozok Yaylası’nda yaşayıp da yayla suyu içememek gibi bir şey.
Hani hep şikayet ederiz ya bir birimizden, varlığımızın fitneye bulaşmış halinden, dedikoduda ve samimiyetsizlikten.
Anlıyorum ki onun adı Sürmeli Samimiyetinden yoksunluk!
Hem şikayet edip hem de o samimiyetsizliğin dibine batmak, samimiyetsizliğe bulanmak!
Garip…
Bu işin edebiyatı uzun… Yazsak sıra dağlar misali uzanır.
Bu gün bir Sürmeli esintisi olsun istedim.
Belki de uzun süredir dinlememiş olmanın özlemi olsa. O sözleri dinletemem lakin birlikte okuyabiliriz değil mi?
YOZGAT SÜRMELİSİ
Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Aman Aman ben yarelendim aman
Bu dert beni iflah etmez del’eyler
Benim dert çekecek dermanım mı var
-aman Aman sürmelim aman
Yozgat’ı sel almış Sorgun’u duman
Sıtkı’nan severim vallahi inan
Ölünce mezara girdiğim zaman
(Ölüp de kabire girdiğim zaman)
Ben susayım kemiklerim söylesin
Kaşın çeymelenmiş kirpik üstüne
Havada bulutun ağdığı gibi
Çiy düşmüş de gül sineler ıslanmış
Yağmurun güllere yağdığı gibi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.