Altın 6440.85 %1.53
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.431 %0.02
Euro 53.5105 %-0.24
Sterlin 61.5563 %0.13
Perihan İlbaş Tutucu

Perihan İlbaş Tutucu

Biraz daha dikkat!

Daha iki yaşında bir bebek. Evet bebek. Annesi yemek yedirme telaşında. Açmıyor bir türlü ağzını şirin bebek. Anne ısrarlı ama nafile, olmuyor. Bebeği yemek istemiyor. Halbuki karnı aç bebeğin. Anne çareler düşünüyor nasıl yedirsem diye. “Hadi bakalım uçak geliyor, açalım ağzımızı, hanimiş yemeğimiz, tren geliyor geliyor…” Maalesef hiç biri işe yaramıyor. Ama anne kararlı, bebek de bir o kadar inatçı. Sonunda annenin aklına bir çare geliyor. Evet ya, nasıl da düşünemedi bunu? Kuzucuk en çok cep telefonu ile oynamayı seviyor, verelim eline. O, telefonla oyalanırken anne de yemeğini rahatça yedirsin kuzucuğa. Hemen tutuşturuyor cep telefonunu bebeğin eline. Bir tane de oyun açtık mı, bu iş tamam. Bebeğin elinde telefon, rengarenk ve hareketli ekrana kilitlenmiş bakarken, anne de ağzını bilinçsizce açan bebeğine yemeğini yediriyor. Nihayet bitiyor bu işkence. Şimdi de hazır bebeği sus pus olmuş telefonla oyalanırken diğer işlerini halledebilir anne. İyi ki icat edilmiş şu cep telefonu. Yoksa ne yapardı bu anne? Devam ediyor yarım kalmış işlerine…
Cep telefonu… Evet iyi ki icat edilmiş. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırmak için bulduğu belki de en önemli icatlarından biri. Yaklaşık kırk yıl önce Martin Cooper cep telefonunu icat ettiğinde, herhalde annelerin bebeklerine yemek yedirmeyi kolaylaştırmak için kullanacağını düşünmemişti. Çünkü o yıllarda bebekler, annelerinin gözlerine bakarak ve yemek yediğinin farkında olarak yiyorlardı yemeklerini. Hatta mutlu oyunlar, şirinlikler yaparak…
Peki neden şimdilerde bebekler elinde telefon, tablet olmadan yemiyorlar yemeklerini? Düşünmüyoruz bu can alıcı sorunun cevabını, düşünmek istemiyoruz, hatta işimize de geliyor böylesi bir kolaylık. Cep telefonlarının zararlarının, diğer teknolojik araçlardan daha fazla olduğunu bilsek yine de yapar mıyız bu hatayı acaba? Yine de verir miyiz olur olmaz zamanlarda bebeklerimizin, çocuklarımızın ellerine? Sorunun cevabı belli aslında: Evet veririz. Çünkü zararlarını bildiğimiz halde hâlâ veriyoruz cep telefonlarını evlatlarımızın ellerine. Hâlâ o masum yavrularımızın sağlığıyla oynamaya devam ediyoruz. Uzmanlar, televizyonlarda, radyolarda, gazete ve dergilerde ve daha bir sürü haberleşme kanallarıyla cep telefonlarının insanlar, özellikle de bebekler üzerindeki zararlarından, sağlığa olumsuz etkilerinden ısrarla bahsetmelerine rağmen, duymuyoruz, anlamak istemiyoruz, işimize de gelmiyor. O halde kullanım amacının farkında olmamıza rağmen, neden başka amaçla kullanıyoruz?
Yapılan araştırmalarda cep telefonlarının yaydığı radyasyonun özellikle bebek ve çocuklarda onlarca zararının olduğunu tespit ettiler. Hepimizin de bildiği bu zararlardan bazılarını sadece bir kez daha hatırlatmak için sıralıyorum: Çocukların zihinsel sağlığı üzerinde negatif etkisi olduğu, daha az uyumalarına sebep olduğu, öğrenme yeteneklerini körelttiği, davranışsal problemlere sebep olduğu, dolaylı olarak obeziteye sebep olduğu, yaratıcı zihinlerini sınırladığı, ebeveyn-çocuk ilişkilerini olumsuz etkilediği, şiddete duyarsızlaştırdığı, işitme kaybına neden olduğu, gözlere zararı olduğu, baş ağrısına sebep olduğu, daha da önemlisi bağımlılığa neden olduğu belirlendi. Yine uzmanlar, 12-13 yaş altı çocukların kemikleri tam oturmamış olduğundan, kafatası ve beyninin tam korunamadığı için daha hızlı etkilendiğini, bu yaşa kadar çocukların cep telefonu ile konuşturulmamasını, çok zorunluysa kulaklıkla konuşturulmasını öneriyorlar.
Çocuklarımız bizim yarınlarımız, umutlarımız. Gelecekte sağlıklı nesiller olmalarını istiyorsak sadece biraz daha dikkat etmemiz gerekiyor. Onların hayatlarını mahvetmeye hakkımız yok. Daha iki yaşındayken çocuklarımızı cep telefonu bağımlısı yapmayalım. Ellerine vermezsek almazlar, alışmazlar, bağımlısı olmazlar. Her şey biz anne-babaların elinde ve kararlı davranmalarında. Yani onlara yemek yedirirken yıllardır hangi yöntemleri kullandıysak yine aynı yöntemleri kullanarak yedirebiliriz. Elbette cep telefonlarımızı ve internet bağlantımızı çöpe atamayız. Ancak bize hız katan ve rahatlatan kestirmelerin acısının çocuklarımızdan çıkmaması için de gerekli önlemlerimizi almalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Perihan İlbaş Tutucu Arşivi

Mini Mini Bir’ler

08/09/2022 08:19

İyi ki varsınız!

07/03/2022 02:34

Birazcık Nefeslenelim

18/01/2022 02:14

Umut Kırıntıları

04/01/2022 02:26

Ben Bir Öğretmenim

22/11/2021 09:51