Yıllarca hızlı tren gelecek Yozgat kaçacak.
Havaalanı gelecek ekonomi çökecek.
Çevre yolu gelecek arsalar değersizleşecek, esnafın işi bitecek.
Gibi, “falan” ve “zan”larla korku dünyasında yaşadık.
Korkunun ecele faydasının olmadığını, hızlı tren olmadan, hava limanı yapılmadan her yıl bir ilçe nüfusunun zaten göçtüğünü, göçe bağlı olarak çevre yolu olmadan da Yozgat’ın değer kaybettiğini bir türlü görmedik, kabul etmedik.
Maalesef “Göç” Yozgat’ın (şimdilik) şifa bulmaz hastalığı.
Göç hastalığının dermanı noktasında maalesef uzun yıllardır ‘dertlenmekten’ öteye gitmedik.
Çok güzel dertlenirken derman olmayı pek beceremedik gibi.
* * *
Dün, Yozgat’ın eski esnaflarından bir büyüğümle Yozgat’ta esnaflık ve sahiplenme üzerine konuştuk.
Biliyorsunuz Esnaf Kefalet Kooperatif Başkanı Sayın Atilla Saygı, zaman zaman ‘Bakkalına sahip çık’ başlığı altında çağrıda bulunuyor, kampanyalar düzenliyor.
Ya da üniversite öğrencilerinin Yozgat ekonomisine katkı sağlamadığı iddiasını gündeme getiriyor.
Aslında mesele öğrencinin ekonomiye doğrudan temas problemi ya da bakkal yapısının çöküyor olması değil.
Mesele bir birimizi yeterince sahiplenemiyor olmayışımızda.
Yozgat’ta ticari hayatın dününü görmüş ve bu gününe de şahitlik eden esnaf büyüğüm, şehirde hem esnafların bir birini sahiplenmediğini hem de halkın yeterince sahiplenmediğini dile getirdi.
Esnaf esnafı nasıl sahiplenir?
Kendi sektörümden örnek vereyim; gazetemizle ilgili kırtasiye alışverişini Yozgat yerine Ankara’dan yaparsak,
Veya bir esnaf ihtiyacı olan ticari aracı Yozgat yerine şehir dışından alırsa,
Bir vatandaş otomobilinin yakıtını Yozgat yerine farklı bir yerleşim merkezinden alıyorsa,
Burada ciddi bir sahiplenme problemi yaşanıyor demektir.
Esnaf esnafı bir şekilde manipüle ederse vatandaş da ister istemez esnafını sahipsiz bırakır.
Önce esnaf kendi içerisinde “Ahilik” denilen, ecdadın doğal bir yaşam biçimiyle ortaya koyduğu değer yargısına sahip çıkmaz, bu temel üzerinde ticaretini yürütmez ise ortaya çıkan sonuç sahipsizlik olur.
Önce esnaf esnaftan alışveriş yapacak, sonra halktan bekleyecek.
Yani el ele, el de yüzü yıkayacak.
Biz bizi sahiplenmediğimiz müddetçe kaybeden ve korku dünyasında yaşayan olmaktan öteye gidemeyiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.