Altın 6414.45 %1.12
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4593 %0.04
Euro 53.4609 %-0.33
Sterlin 61.5308 %0.09

Çanakkale, Sen Yazılmazsın!

Çanakkale, bir destandın her şeyden önce.
Sonra bir diriliş oldun yüreklerde. Kalabalık düşman üzerine ‘Allah Allah’ diyerek ölüme koşan, gözünde şehadetten başka gaye olmayan kahramanların dirilişi. Ve bin senedir İslamiyet’in sancaktarlığını yapan bahadır bir milletin silkinişi..
Çanakkale, on beş yaşındaki çocuğunu dönmeyeceğini bile bile Peygamber ocağına gönderen bir ananın gözyaşıydı. Gözyaşları kan olarak aktı yıllarca.
Daha önce de kocasını Yemen’e, büyük oğlunu Galiçya’ya gönderirken de yüreğine böyle bir acı saplanmıştı.
Arkalarından bir daha haber almayınca, beklemeler yerini saatlerce süren dualara bırakmıştı. Daha geçen gün rüyasında görmüştü büyük oğlun, çok sevinçli bir hali vardı; ‘Ana burası çok güzel bir yer’ derken adeta ölümünden haberi yok gibiydi.
Evet zira şehitler ölmezdi. Anadolu’nun bağrı yanık anası şefkatle yoğrulmuş fıtratıyla oğluna ‘gitme’ diyemedi.
“Git, oğul! Git ki din-i mübin-i İslam zor duruma düşesi, git ki bayrağımız hür vatanımızın burçlarından inmesin, git ki minarelerimizde ezan-ı Muhammedi dinmesin, git ki bacının baş örtüsüne ilişilmesin.
” Ve Mehmetçik gitti hiç düşünmeden..
Çanakkale, kurşun sesinin hava zerreciklerine bindiği yer. Yiğidin harman olup yiğitlik kitabının yazıldığı yer. Ve yiğitlerin kanlı gömlekleriyle gömüldükleri makber.
Artık ne suyun tadı kalmıştı, ne de ağaçların yeşilliği. Güneş hüzünle doğar kızgın kızıllıkla batardı.
Kuşlar niye böyle suskun sence? Ve seherde bülbüller güllere konar habersizce.
Bekliyor sanki tüm varlıklar özgürlük haberini bekleyin bu bekleyiş kurtuluşa gebe.
Çanakkale, İslam milletinin imanının cesed kılıfına girerek küffarın suratında bir Osmanlı tokadı gibi patlamasıydı.
Bu ne mukaddes bir savaştı. Gökten beyaz atlarla inen melekler değil miydi? Atının kuyruğunu bağlayarak beyaz kefenini giyen Malazgirt Ovası’ndaki Alparslan’ı Çanakkale’de görmedin mi? Yürüyüşüyle ölümü korkutan şehidlerin efendisi Hz. Hamza’yı görmedin mi?
İstanbul Fatih’ine hocası Akşemseddin ile birlikte siperleri gezerken hiç rastlamadın mı?
Ve her metrekare toprağa düşen altı bin mermiyi göğüslerimizle karşılamadık mı ? “İleri” emrini beklerken erler Azrail’in ayak seslerini işitiyorlardı adeta. Ama o ne sebat, o ne metanet.
Ellerde Kur’an dillerde dua varken kıyamete kadar da dayanırız diyordu halet-i ruhiyeleri.
Düşman siperleriyle aralarında üç metre kalmışken bir adım bile geri atmamak için sanki toprağa çivilemişlerdi kendilerini.
Acaba o sırada görmüşler miydi o ulu son Peygamberi? Çanakkale seni anlamak şehitleri layıkıyla anlamaktı. Seni anlamak, marifetullah iklimlerinde koşarak iman-ı tahkikiyi kazanmaktı. Bir dava bilinciyle yetişip asrın keşmekeşliklerine meydan okuyabilmekti.
Yarın kabre girince ecdadın yüzüne utanmadan rahat rahat bakabilmekti. Maddi ve manevi tüm sahalarda muzaffer olmak için insanüstü gayret sarfetmekti.
Çanakkale sen yazılmazsın! Seni yazmak için harflerin birleşip kan damlaları haline dönüşerek katılaşmış, taşlaşmış yüreklerimize düşmesi gerekir. Kağıdın Çanakkale semalarında gezip, şehid kokusu soluyarak, kalemin süngü gibi sinesine batması gerekir.
Çanakkale sen yazılmazsın, Çanakkale inşallah sen bir daha yaşanmazsın..
Çanakkale’de şehid olan tüm askerlerimizin ruhu şad, makamları Cennet’ül Firdevs, komşuları Resul’ü Zişan Efendimiz olsun.. Amin..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Sargın Arşivi