Sema Yıldırım
Çocuk neden öfkelenir?
Çocukken; annem- babam benim uysal, bir dediğini iki etmeyen, asla karşı gelmeyen ve melek gibi olmamı çok isterlerdi. İsterlerdi ama, benim büyükler gibi düşünebileceğimi anlayabileceğimi hep gözardı ederlerdi. Oysa ben evimizde küçük bir nesne değil, yetişlerimin tepkilerini gösteren çocuktum, büyükler gibi öfkelenir, öteyi beriyi karıştırır, bazen kırar, bazen de saldırırdım. Ama durup dururken olmaz bunlar elbette. Beni öfkeli, saldırgan ve inatçı yapan, çoğu kez farkında olmadan anne/ babamdı. Nedense hep şikayet eder dururlardı davranışlarımın nedenlerini aramazlar, beni suçlar ve bana karşı olumsuz tavır takınırlardı.
ÖFKE, yetişkinde olduğu gibi biz çocuklarda da , bir engellenmişliğin tepkisiydi, bir sinir boşalmasıydı, karşı tarafa savrulan bir tehditti.
Bebekken gereksinimlerim zamanında karşılansa, ağlamama ve hırçınlaşmama fırsat verilse,öfke davranışını kazanmam önlenmiş olacaktı.
Ama tersine bir durumda yetiştigim için tek silahım ağlamaktı. Önlem alınmadığında ağlamalarım öfkeye dönüşürdü. Öfke zamanla bütün davranışlarına yansırdı Artık en küçük bir isteğini de ağlayarak ve bağırarak elde etmeye çalışıyordum. Küçük yaşlarda edindiğim bu alışkanlığımı büyüklüğümde de sürdürecektim. İlerleyen yaşlarında öfkeli bir hayata potansiyel oluşturacaktım.
Peki neler öfkelendirirdi?
- Anne- Babamın bulunduğum yaş seviyesinin altında davranmaları beni öfkelendirirdi.
- Kıyaslanmaktan nefret ederdim.
-Anne - Babamın adaletsiz davranması ve verdikleri sözleri tutmaması
-Hayır sözünü öğretememeleri.
- Öfkelenmemi ilk başta hoşgörü ile karşılamaları ya da görmezlikten gelmeleri.
- Anne-Babamın kişiliğimi hiçe saymaları ( çocuktur) demeleri.
- Anne-Babamın bana karşı iletişim dilleri emir verici ve kızma şeklindeyse öfkelenirdim.
*Oysa* Ailemin yanlış ya da eksik yapmama fırsat vererek beceri kazandırmaları kişiliğimin gelişmesine zemin hazırlamaktaydı. Zorlandığımda, yardım istediğimde yardımına koşarak, yanımda okuduklarını hissettirmelilerdi. Ben bu denli yoğun duygular yaşarken, kendimi dinleyecek anlayacak,sakin bir yetişkine ihtiyaç duyardım. Öfke problemi yaşadığım süre içerisinde beni azarlamak bana kızmak yerine yanımda olduklarını söylemeleri ve beni ancak konuşursam anlayabileceğinize ikna etmeliydiniz. Aksi yönde bir davranış benim bu tarz negatif ifade yöntemlerini içselleştirmeme sebep olacaktı. Daha az öfkelendiğimde ya da az da olsa sakin kalarak bir problem çözme çabası içine girdiğimde beni açıkça takdir etmeli ve maddi değeri olmayan hediyeler ile ödüllendirmelilerdi. Sakin olduğum bir dönemde duygularımı eksiksiz anlattığım bir günlük tutmamı önerebilirlerdi. Henüz yazmak konusundaki becerileri. gelişmemiş ise güzel bir resim dosyası alabilir ve duygularımı resim yaparak ifade etmemi sağlayabilirlerdi.
Sevgili Anne-Baba:
# Çocukların ilk aldıkları model anne babadır. Kem küm etmeye gerek yok. Öfkeyi de büyük oranda aileden öğrenmektir. Ebeveyn- çocuk ilişkilerinde “sevgi” mi hakim? Yoksa “öfke” ailenin bütün bireylerini tüketiyor mu? bireylerini tüketiyor mu? Sevgiye doyamayan çocuklar, içlerinde duydukları boşluklardan kaynaklanan acılarını öfke-huysuzluk ve bağırıp çağırma gibi olumsuz davranışlarla dışa vururlar.
#Çocuklar çiçeğe benzer, onlar gibidir.Bulunduğu ortama göre büyür, açar ve etrafına gülücükler saçar. Güneşsiz, havasız ve susuz büyümeye çalışan bir çiçeğin hâlini tahmin etmek hiç de zor değildir. Çocuklarımızı büyütürken öfkede eli açık, sevgide cimri olmayalım.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.