Altın 6371.39 %0.43
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4374 %0.03
Euro 53.4294 %-0.37
Sterlin 61.4568 %-0.03

Eğitim gerçekten bizim için önemli mi?

8 Temmuz tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen yeni Bakanlar Kurulunda Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Prof. Dr. Ziya Selçuk eğitim camiasınca tanınan çok uzun yıllar Gazi Üniversitesinde öğretmen eğitimi konusunda dersler vermiş ve bununla birlikte özel eğitim sektöründe de çalışmış değerli bir akademisyen ve eğitimci. Yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Selçuk’un devraldığı milli eğitimin durumuna bir de yakından bakalım. Öncelikle henüz geçen hafta açıklanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına baktığımızda YKS’nin ilk oturumu olan ve tüm adayların katılmak zorunda olduğu Temel Yeterlilik Testi’nde yaklaşık yarım milyon aday ilk sınavı geçemedi ve elendi. 41 bin adayın puanları hesaplanmadı çünkü her biri sıfır çektiler. Bu adayların 120 soruluk 4 testte yaklaşık 20 net bile çıkaramadıklarını görüyoruz.
Temel Yeterlilik Testinin ikinci barajı olan 180 puan barajını ise aşamayan aday sayısı 960 bin 895. TYT Testlerinin başarı ortalaması ise şöyle: 40 soruluk Türkçe testinde 16. 179.
40 Soruluk Matematik testinde başarı oranı 5.64.
20 Soruluk Fen Bilimleri testi başarı oranı 2.828.
20 Soruluk Sosyal Bilimler testi başarı oranı 6.003 oldu.
Adayların lisans programlarını tercih etmek için girdikleri ikinci oturumdaki durum da ilk oturumdan farksız:
24 Soruluk Türk Dili ve Edebiyatı testi yapılma ortalaması 4. 743
10 Soruluk Tarih-1 testinde yapılma ortalaması 1. 617,
6 Soruluk Coğrafya-1 testinin yapılma ortalaması 2.271,
11 Soruluk Tarih-2 testinin yapılma ortalaması 1.465.
11 Soruluk Coğrafya-2 testinin yapılma ortalaması 2.856.
12 Soruluk Felsefe testinin yapılma ortalaması 2.017.,
6 Soruluk Din Kültürü testinin ortalaması 2.098.
40 Soruluk Matematik testinin ortalaması 3.923.
14 Soruluk Fizik testinin ortalaması 0.467.
13 Soruluk Kimya testinin ortalaması 1.109.
13 soruluk Biyoloji testinin ortalaması 1.669.
6 yaşından 18 yaşına dek toplamda 12 yıl boyunca milli eğitim sistemi içinde tuttuğumuz öğrencilerimizin üniversitenin eşiğinde ortaya koydukları başarı performansı (!) ortada. Bu başarısızlığın en büyük sebebi son 15 yılda milli eğitim alanında tutarlı, doğru ve öngörülü politikalar ortaya koyamamış Milli Eğitim Bakanlığıdır. Çocuklar ve gençler son 15 yılda Bakanlığın elinde kobay farelerine dönüştürüldüler. Son 15 yılda değişen sınav sistemleri sadece çocukların ne bildiğini ölçmekle uğraştı. Verdiğimiz eğitimin ne derece kaliteli olduğu hiç sorgulanmadı. Devlet çocuklarına verdiği eğitimin kalitesini her geçen yıl daha da düşürdü ve kendi çocuklarımızı ve gençlerimizi kalitesiz bir kamusal eğitime mahkum etti.
Yukarıdaki sonuçlar bu kalitesiz kamusal eğitimin ortaya çıkardığı sonuçlardan başkası değil. Türkiye’de eğitimin kalitesi düşmüş ise bunun bir diğer önemli sebebi öğretmen kalitesinin düşmüş olması. Ülkenin dört bir yanına açılan eğitim fakülteleri ve Fen- Edebiyat Fakültelerinde öğretmenlik hayaliyle okuyan yüz binlerce öğretmen adayı. Sonuç mu? Öğretmenlik alan sınavında Fen, Fizik, Kimya, Matematik gibi temel bilim derslerinde 50 soruluk testte ortalama 10 net yapabiliyor. Yıllarca üniversite’de öğretmen olmak adına eğitim görmüş öğretmen adaylarının 2017 yılı verilerine göre kendi branşlarındaki başarı oranı son yıllarda öğretmen eğitimi konusunda ne derece geride kaldığımızın açık bir kanıtı. Öğretmen kalitesini yükseltmeden eğitim sistemimizi yeniden raya sokabilmek mümkün değil. Eğitim konusunda son yıllarda yaşadığımız bir başka çelişki ise bazı okul türlerinin son 10 yılda ihtiyaçtan çok daha fazla sayıda arttırılmış olması.
Örneğin son 10 yılda eğitim alanındaki yatırım bütçemizin çok önemli bir kısmını İmam- hatip okullarına harcıyoruz. Yüzlerce yeni imam hatip okulu açılmasına rağmen bu okullarda okuyan çocuklarımızın üniversiteye giriş sınavlarında açık ara başarısız olmalarını sorgulamak zorundayız.
Eğitim alanında niceliğin artması niteliğin artmasına yol açmıyor aksine eğitim kalitesinin daha da düşmesine vesile oluyor çoğu durumda.
Bu açıdan Fen- Teknoloji- Matematik gibi temel branşları hedef alan bir eğitim sistemine ağırlık vermekle birlikte Sosyal Bilimler lisesi, Güzel Sanatlar Lisesi, Spor Lisesi gibi okul türlerinin sayısını arttırmalı ve daha iyi eğitim verebilmelerinin önünü açmalıyız. Eğitim konusunda temel olarak ne yapılmalı konusunda yıllardır kafa yoran değerli akademisyen Selçuk Şirin eğitim alanında şu 7 noktanın önemini belirtiyor:
1) Veriye dayalı karar verme pratiği : Eğitim konusundaki kararlar somut bilimsel verilere dayanmalı.
2) Okul öncesi 3-6 yaş eğitimine önem verilmeli.
3) Öğretmenlik profesyonel bir meslek olmalı.
4)Eğitim sisteminde merkeziyetçilikten yerelliğe kayılmalı okullardaki öğretmenlere çok daha fazla yetki verilmeli.
5) Dezevantajlı öğrencilere küçük sınıflarda eğitim imkanı tanınmalı.
6) Fen, teknoloji, matematik ve mühendislik eğitimine önem verilmeli.
7) Ezber değil problem çözme öğretilmeli.
Gördüğünüz üzere eğitim konusunda Amerika’yı yeniden keşfetmenin bir anlamı yok sorunlar belli ve çözüm yöntemleri de belli.
Bu ülkede eğitim alanında belli olmayan tek nokta eğitimin sorunlarına dönük çözüm üretecek irade sorunu.
Bu irade umarım yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk ve Ekibin de vardır; Zira önümüzdeki 5 yılda eğitim alanında radikal reformlar gerçekleştirmez ve aynı tas aynı hamam mantığıyla hareket edersek bugün bulunduğumuz yeri de mumla arar duruma geleceğimiz kesin. Sözlerimi yeni milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un şu geçmiş yıllarda yapmış olduğu bir konuşmadaki şu sözleri bitirmek isterim:
“Eğitim emzirmektir. Yani şefkat, temas ve paylaşım olmadan eğitim olmaz. Şefkatsiz bir emzirme düşünebilir misiniz?”
“Eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilemez. Kes yapıştır bir sistemle medeniyet tasavvuru mümkün değildir.”
“Bazı öğretmenler iklim oluşturur. Bazıları da sadece hava durumu sunar. Bu iki öğretmen tipi mutlaka ayrı değerlendirilmeli ve kıymetlendirilmeli.”
“Öğretmen yetiştirmeyi üniversiteye havale ettik. Üniversiteler otuz yıldır iyi öğretmen yetiştiremiyor.”
“İyi yapamadığımız şeyleri daha çok yapmaya çalıştık. Hiç kimsenin İngilizce öğrenemediği bir sistemi on binlerce yeni öğretmen atayarak devam ettirdik.”
“Öğretmen kalitesiyle uğraşmak yerine, bilgisayar alımı, sınav sayısını artırma, öğretmene sınav koyma gibi gereksiz işlere yöneldik.”
“Sadece sınav gibi uygulamalarda değişiklik yaparak sistem dönüştürmeye çalışmak çözüm değil. Yöntem, model, strateji, teori, ve eğitim felsefesi konularında kimliği olmayan bir eğitim sisteminin uygulama politikalarıyla bir yere varması söz konusu olamaz. Türk eğitim sisteminin ölçme değerlendirme konusunda alması gereken acil tedbirler var. Bunlar alınmadığı takdirde eğitim fayda yerine zarar verecek hale gelir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Tansel Arşivi