Ahmet Sargın
Evimin İhtiyacı (Akraba Dediğin...)
Hastaneden eve geldim. Arkadaşlar, komşular eve geliyorlar. Geçmiş olsun demek için. Tabir yerinde ise ev dolup, boşalıyor.
Doktorlar en az iki ay dinlenmesi lazım dediler. Ben evde dinleniyorum.
Arkadaşım Ali’nin annesi, hastaneden geldiğimi duymuş. Hüseyin,hastaneden geldi bana niye söylemedeniz diye oğluna çıkışmış.
Hüseyin’in evinde yiyeceği, içeceği varmı, sordun mu?
Hemen odun yükle, un,yükle, saç kıymıkla, oğlana ekmek edelim, odun götürelim kış geliyor. Yakacağını, yiyeceğini biz götürelim demiş.
Evinde kışlık yiyecek ne varsa, herşeyden yarı yarıya bölmüş. İki traktör malzeme bizim kapının önüne geldi. Aman anne ne yaptın, böyle deyince. Sende benim oğlumsun, sen burda hasta yatacaksın, ben köyde rahat etmeme imkan yok. Sen dinlen. Kadınların işine karışma dedi. Bir gün sonra da ekmeğimi ettiler. O zaman evlerde yufka bulunurdu. Kışlık ekmekler edilirdi.
O sene rahat ettim. Allah böyle arkadaşların yokluğunu vermesin.
Allah onlardan razı olsun. Allah böyle dostları herkesin başına versin.
Sevgilerimle...
Numune Hastanesinden çıktım. Bir taksiye bindim. Seksen kilodan kırksekiz kiloya düşmüşüm.
Taksiciye beni terminale götür dedim. Taksici teybe bir bant koydu.
Hastane önünde incir ağacı/doktorlar çare bulamadı bana ilacı/Baş tabip geliyor zehirden acı deyince ben başladım ağlamaya.
Ben ağlamaya başlayınca taksici abi özür diledi. Ben hata ettim. Bu bana ders olsun deyip kendine kızıyor. Ulan hastane den hasta alıyorsun, çaldığın banta bak diye kendine kızıyor, sokranıyor.
Abi sus artık deyip beni teselli etmeye çalışıyor.
Bir daha bu banta korsam iki olsun diye içerleniyor.
Terminale geldik o zaman. Terminal Etlik tarafındaydı. Kardeş borçum ne kadar dedim. Hayır abi, ben almam Çünkü hayatımın hatasını yaptım. Bu ücreti alırsam bu hatayı bir daha yaparım, almayacağım. Sana hayırlı yolculuklar abi hakkını helal et dedi.
Taksici benden parayı almadı. Helalleştik, elimden öptü. Allah razı olsun. Unutulacak konu değil. Unutursam insanlıktan çıkmış olurum dedi.
Saygılarımla..
1974 yılında acilen Ankara’ya gittim. Hastalandım. Numune Hastanesi’nde ameliyat oldum. Dalaktan, safra kesesi, apantis, üçünden aynı anda oldum.
O günler ne sigorta ne de Bağ-Kurum var. Elinde varsa, ameliyat ediyorlar. Yoksa vay haline.
Ben hastanede yatarken, Yozgat’ta arkadaşlar faaliyete geçmiş. Şimdi isim vermek istemiyorum. Çok yakınıma varmışlar. Para istemişler.
Yakını, doktorlar Hüseyin’e yüzde on yaşama ümidi vermişler. Ama Hüseyin oldu ki öldü. Ben paramı kimden alacağım demiş. Arkadaşlarımdan birisi ben vereceğim demiş. Demiş ama Ali Şahin, Recep Kılıç hiç seslenmemişler. Oradan çıkmışlar. Hemen Ali, köyüne gider. Annesine durumu anlatır. Rahmet annesi hemen ahıra girer. İnekleri çıkarır, oğlum hemen Yozgat’a götür, kasaplara sat der. Günlerden Perşembe arkadaş komşunun traktörüne inekleri yükler. Büyük Caminin üst caddesinde çeker, kasaplara haber verirler. Orada ucuz pahalı ne verirlerse ona satarlar. Ali ve Recep Kılıç Numune Hastanesi’ne parayı getirirler. Hastane döner sermayeye parayı yatırırlar. Ben ameliyet olurum.
İşte arkadaşlar, işte çok yakın akrabalar.
Allah arkadaşlar gibi arkadaş ve dostu herkese versin.
Salıcakla kalın...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.