Ahmet Sargın
Ey İnsanoğlu Bu Gidiş Nereye ?
Bu gidiş nereye diye başlamak isteriz? Bu ahlaksızlık bu çıplaklık ve bu rezalet nereye?..
Sokakta alabildiğince açık saçık gezip fuhşa davetiye çıkaran toplumda manevi bir çöküntü oluşturan gençlerimizin başıboş hareketleri bizleri tedirgin etmeye başladı. Bu sorumsuz yaşantı nereye kadar dostlar?
Mübarek Ay Ramazan geldi gidiyor! Sokakta zannediyorsunuz ki Ramazan ayı değil! Tam bir rezalet!...Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur’ atasözünde belirtildiği gibi bu kötü örnekler bütün gençlerin olumsuz etkilemesine sebep oluyor.
Kimileri istatistik rakamları verince hemen “çağdaşlık” martavalı okuyor ve Avrupa’nın ahlaksız olduğunu söyleyemeyiz diyor...
Sadece Avrupa’nın “ahlaksızlığını değil İslam dünyasının rezilliğini de sorgulamak gerekmez mi?... Evet, Avrupa ahlaksız olmanın bedelini kendi nesillerini kısırlaştırarak ve insani değerlerini yok ederek ödüyor.
Ahlaksızlık sadece Avrupa’yı değil, geçmiş çağlarda yaşayan kavimler de ahlaksızlığın cezasını kendi neslini yok ederek ve helak olarak ödediler.Yüce Allah’ın azabından kendi nesillerini kurtaramadılar!
İnsanlığın gereği olan Namus, şeref haysiyet gibi kavramlar yok olmaya yüz tutmuş...
Din ve ahlakdan uzak bir yaşantının sonucunda vicdanlar köreldi, adalet, merhamet, sadakat ve vefa gibi ahlaki özellilere rastlanamaz hale geldik. Ahlaksızlığa karşı duyarsızlaştık!
Avrupa ülkesinde gençlerin yüzde 50’ye yakını tecavüzü normal karşılamakta... Ya Türkiye de durum? Meşru olmayan birliktelik normal hale geldi! Aileler dağılıyor yuvalar bozuluyor. Kuşkusuz bu durum, toplumların din ve ahlakdan uzaklaşmalarının sonuçlarından yalnızca biri.
Ahlaksızlığın bir göstergesi de sapkın yaşam... Erkek erkeğe, kadın kadına cinsellik normal gösterilerek; Eşcinsellik yaygınlaştırılıyor ve toplum katmanlarına nüfuz eder hale geliyor. Yani artık sıradanlaşıyor. Dün tepki gören, alay edilen ve hatta taşlanan sapkın ilişkiler bugün çok normal görülüyor hatta “evlilik”le noktalanıyor. Ne rezil ne ahlaksız bir yaklaşım!
Bu ne sapık bir çelişkidir... Bir yandan evlilik değerlerine karşı çıkılıyor, bir yandan da eşcinsel ilişkiyi meşru göstermek için evlilik gerçekleştiriyorlar. Evet ey insanlık bu gidiş nereye diyoruz!
İslam ahlakına dayanan bir toplum olmaktan yavaş yavaş uzaklaşıyoruz. Ahlak aslında dini bir olgunluğun göstergesidir. Hayvani hayattan insani hayata yükseliştir.Din ile ahlakı birbirinden ayrı düşünmek aptallık olur. İnsandan ahlakı çeker alırsanız geriye hayvani bir yaşam kalır!
Din ahlaktan veya ahlakı dinden ayırmak ve görmek ahlaksızlığın başlangıcıdır. Müslüman olmak, daha doğrusu mü’min olmak aynı zamanda İslam ahlakına sahip olmaktır; onu kendi hayatımızda yaşamak ve yaşatmaktır.
Peygamber Efendimizin “huy güzelliği” diye tarif ettiği Müslümanlık, bu durumu apaçık bir şekilde ortaya koymuştur.
İslam ahlakının sabır, şükür, af, adalet ve eşitlik gibi birçok prensibi olduğunu biliyoruz.
Bunlar üç temel ilkeye ayrılır: hürmet, merhamet ve hizmet.
Bizi ancak ebediyetin mutlu yolcusu yapacak İslam ahlakının esasını ararsak onu mutlak varlığa aşk ile yönelişte buluruz. Ahlak bizi yücelişe, ahlaksızlık ise çöküşe götürür.
İslami Ahlakla başlayıp Mutlak varlıktan bütün eşyaya ve kainata sıçrayan aşkımız, her sahada sevgi- saygı oluyor. İşte bu sevgi dünyayı cennet yapmaya ve hayatı değerli kılmaya kafidir.
“Her varlığa çevrilen sevginin bizi bize ulaştırdığı hal, hürmet durumudur. Ahlak yapımızın ilk ve temel mayası hürmettir” der:
Nurettin Topçu.
Dinin esası ve ahlakın temel duygusu sayılan hürmet duygumuz mu azaldı acaba?.. Toplumu çepeçevre saran bu ahlaki çöküntü, hiçbir ahlaki değeri olmayan, hiçbir şeyi ve hiç kimseyi umursamayan, sadece kendini düşünen bir toplumsal yapı oluşmasına neden oluyor! İşte bu insani bitişin başlangıcıdır.
Dürüstlük, saygı, sevgi, dostluk, yardımseverlik, alçakgönüllülük gibi ahlaki kavramlar anlamını ve önemini yitirmişse, insani değerler bitmiş, ahlaki çöküntü başlamış demektir.
Ahlak çöküntüsünün temelinde yatan neden, insanların manevi değerlerini kaybetmeleridir. Manevi değerlerini kaybeden insanlar da dünyayı yaşayabilecekleri tek yer olarak görürler ve dünyada kendileri için çıkar sağlamaya, kendi arzu ve isteklerini tatmin etmeye, mümkün olduğunca mala ve statüye sahip olmaya çalışırlar. Onlar için tek bir hayat vardır: o da bu dünya hayatı; ebedi olan ahiretten habersiz yaşar ve ahlaki değerlerini kaybederler.
Manevi çöküntü içerisindeki ahlaki değerlerin yitirildiği bir toplumda sapkın cinsel ilişkilerin ve fuhuşun kısacası her türlü ahlaksızlığın yaygınlaşması ise çok normaldir.
Ama bu bitiş insanlığın bitişidir!
Hızla yaygınlaşan ahlaksızlıkla mücadele etmek ve ahlakı topluma hâkim kılmak dini, insani ve vicdani bir sorumluluk gerektirir. Bu hepimiz için bir insani- milli ve İslami bir görevdir. Unutmayınız ki siz ahlaksızlığı yok etmezseniz ahlaksızlar sizi yok eder ve tarihin çöplüğüne gömer!
Bu gidiş insanlığın helakıdır! Ey arkadaş, bu rezaletle mücadele etmek senin görevin-vazifen değil midir?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.